Posted on Ağu 31, 2010

ÖYLESİNE ANLATIMLAR

Sağ tarafımızda Kınalı Adasının pırıldayan gece görüntüsü, kocaman ışıklı bir gemiye benzetiyorum adayı, sol tarafımızda Caddebostan-Suadiye-Bostancı sahili, üstümüzde dolunay, altımızda deniz, önümüzde ayın gümüş aydınlığı. Denizin ortasındayız, karadan gelen rüzgar sayesinde sahilden birbirine karışan insan sesleri ve müzikler geliyor kulaklarımıza. Kulaklarımız doğaya açık, hayat-ölüm-yaradan ve biz. Görünürde iki kişi görünmeyende dört sayısını teşkil ediyoruz, karnımdaki kızlarla birlikte. Biri kız olursa adı Elif diye anlaşmıştık çok önceden şimdi onun yanına sade-sakin-abartısız-ince-zarif bir kız ismi daha arama derdindeyiz. İkisinin de iki ismi olsun diye ısrar ediyor denizin ortasında ona duyduğum güven sayesinde korkmama engel olan kaptanım. Tamam babaanne ve anneannesinin isimlerini koyalım diyor. Arkadaşım Fezmiye’nin ölen büyüklerin isimlerinin doğan çocuklara konulmasının saçmalığı ile ilgili konuşmaları geliyor aklıma. Herkes kendi kaderiyle yaşasın diye itiraz ediyorum. Gönlümde İnci yatıyor bir de. Elif ve İnci, isimleriyle birlikte seviyorum, değişebilir bu isimler ama şimdilik öyleler gönlümde ve sessiz dualar ediyorum, doğduklarında güzel kaderleri olsun diye.

Ayın aydınlığının düşmediği her yer karanlık, korkutucu görünüyor gözlerime. Dalgalar derinleşiyor güvensiz bir şekilde, korkuyorum ama korkuların hiçbir anlamı olmadığını biliyorum olacaklar karşısında. Bilinçli bir teslimiyet hissi var içimde, aynı duyguyla güven geliyor beraberinde, bu dünyaya kazık çakmaya gelmedim bir sonu var biliyorum hanidir. Yeri ve zamanını bilmiyorum sadece, her yer olabilir şu an bile… Bilinçli bir bilmek kadar net ve güzel olan bir şey yok bu dünyada. Bu anında sonsuz olmadığını bilmenin getirdiği bir buğu geliyor anın güzelliğine. Bunca güzellik karşısında yine şükre vuruyor yüreğim içeriden gümbür-gümbür dışarıdan sessizce. Uzun süredir özlemiştik üşümeyi iyi geliyor denizin serinliği, çaylarımızı sessizce içiyoruz, ikimizde kendi düşüncelerimizi sıraya koyuyoruz anlaşılan.

Bebek ağlaması mı yoksa martı çığlıkları mı olduğunu kestiremediğimiz sesler geliyor kulaklarımıza, birbirimize gülerek vay geldi başımıza diyoruz. Martı yavruları da hemen uyumak istemiyorlar galiba, çığlık çığlığa ağlıyorlar. Biz, bizi ilgilendirmeyen martı uğraşlarını oldukları yerde bırakarak dönüyoruz kendimize. Bir kişi hariç bütün arkadaşlarımızın, şirketin iftar yemeğinde bundan sonra iyice belli olan karnımla ilgili tebriklerini konuşuyoruz. Sevincimizi paylaşan gülen gözler, yapılan şirin yorumlar, güzel dilekler-dualar, daha iyi hissettiriyor yaşanacakları gözümüzde gönlümüzde. O bir kişinin, maksadını aşan, bana neden daha önce söylemediniz cümleleri içeren, bitmeyen itirazlarına anlam vermeye çalışıyoruz onu kırmamaya özen göstererek verdiğimiz cevaplarla ama o anlamsız bir biçimde itiraz etmeye devam ediyor garip kızgın bakışlarla. Bu kadar mahrem-özel-iki kişilik- bir konuda onu niye haberdar etmemiz gerektiğini anlamıyoruz aynı şaşkınlıkla. Yemek sonrası, hkalitesiz gidelim servisi kaçırırız diyen bAşık Olmaya bir arkadaşımıza hala geçmeyen kızgınlığıyla servisi kaçırırsa eski müdürünün onu götüreceğini söylüyor kaçak ve emrivaki surat ifadesiyle. İnsanların bazı durumlarda ne kadar garip davranışlar sergilediğine bir kez daha şahit oluyorum hiç şaşırmadan. Bazı davranışları hala anlamıyorum bu yaşımda bile ve umarım hiçbir zaman da anlamam. Konuşmamız tüm çocuklarımızın gelecekleriyle ilgili güzel planlara kayıyor.

Rüzgar biraz daha hissettiriyor kendini, döndüm daldan düşen kuru yaprağa, leylim ley diye başlıyor nağmelerim kendiliğinden, keşke sözlerinin tamamını bilseydim diyorum ama yüreğimde saz eşliğinde bu cümleler geliyor kulaklarıma Zülfü Livaneli’nin sesiyle.

Ayin savki vurur sazin üstüne, leylim ley
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne, leylim ley
Gel ey hilal kaslim dizim üstüne, leylim ley
Ay bir yandan sen bir yandan sar beni, leylim ley,
Leylim ley, leylim ley

Dönüş yolu daha serin ve huzurlu, ruhun kendini, kendi kendine, doğanın içinde bulmasının güzelliği her zamanki gibi büyülüyor beni bir kez daha. Doğanın kendisiyle kapsadığı tüm güzellikleriyle beraber hem de.

Post a Comment


Leave a Reply

REKLAMI KAPAT

Tüm müzik ve ses sistemi fırsatları için tıklayın !