Hayat akıp giderken, uyumak tatlı gelse de, üzerimize kar yağarken, göremeyiz bize yapılanı uyurken.Noel baba gelmese de bu mevsimde, Noel baba kılığına girmiş hainler, içerden, dışarıdan, girer oldu ocağımıza.Kimisi bir elma bırakır evimize, kimi baba ise evin kapısını açık bırakır kaçar.
Evimize bırakılan, haince elmanın üzerinde bir grip virüsü vardır ki,yediğimizde onu rahatça alabileceğimiz, ve eğer savunma sistemimiz yeterince iyi değilse ölebileceğimiz bir virüs.Neden bırakılır ki bu virüs içimize, dünya nüfusunu mu azaltmaktır acaba hedef, şöyle ki zayıflar ve güçlüleri ayıklamak mı acaba dünyadan.Fakat bence daha büyük bir neden var ki bu virüsün yayılmasında, şu an belki kulağımıza yabancı ve kimimize inanması güç gelebilir bu teori; Bir virüs birdenbire mutasyona uğrar ve binlerce insanı öldürmeye başlar, sanki bir masalın, başlangıç sözleri gibi, ama maalesef masaldan önce, ticari ve stratejik bir çalışmada diyebiliriz kendisine bu virüsün.Akabinde üç aydan kısa sürede üretilmiş aşılar ve ardından aşılanan insanlar.Acaba gerçekten üç aydan kısa sürede mi üretildiler yoksa on sene öncemi başladı bu aşının üretimi? Ticari açıdan, seri üretimi üç ay sürdü fakat, bir takip cihazı olarak üretimi, on yıllık bir araştırmanın ürünü olabilir.Nano teknolojisinin son noktası olan bu aşı, aynı zamanda bizim bilmediğimiz birçok özelliğe de sahip olabilir belki de, ‘Nanobite’lar’ şöyle ki çok küçük boyutlardaki metal ve çip içeren böcekler.Bu böcekler kulak ve gözdeki sinirlere yerleşerek, yerleştiği insanın gördüğü ve duyduğu her şeyin, yerleştiren insan tarafından takibini sağlayabilir. şöyle ki siz ne görüyorsanız ve duyuyorsanız, bundan sonra tek duymakta olan ve gören siz değilsiniz. Bu teknoloji, uzun süredir yakalanamayan birçok suçlunun yakalanmasında ve aynı zamanda dünya devletlerinin, yöneticilerinin nabzını ölçebilecek bir tabanca olabilir.
Peki, biz sahte Noel babaların gözleri ve kulakları olduk diyelim, bu sayede, fakat neden kapıyı açık bıraktılar.Babalarımız bu kapıları korumak ve yaşatmak için çabaladılar ve kan döktüler. Siz evinizin kapısını açık bırakın bakalım sabaha kadar kimler girip çıkacak eve, ve kim bilir neler yapacaklar içerisinde. Televizyonunuzu götürebilirler, paranızı çalabilirler ve hatta donunuzu bile çalabilirler.Çalmak biryana evin içerisinde canınızı alabilir bu gelen geçenler.
Kimisi evinin balkonuna bayrağını asar, kimisi de yıllardır yıkamadığı donlarını asar, kokusu gelir uzaklardan, buram buram, anlar oldu insan oğlu kokunun ne kadar rezil olduğunu, dolayısıyla uzak durur oldu bu balkonlardan insanlar.
Hayatın sonunda
yine bir kar tanesi insan,
düşer başımıza,
üşüşür etrafımıza,
erir gider
zamanı gelince
her mevsim
yeniden yağar nesil.
Nesil, ömür boyunca
ömür ulusla,
ulus ise daima.
Her ne kadar da kuşatılmış olsak da, ve kapılarımızın anahtarları kaybolmuş olsa da, bu vatan bizim ve onun için ne gerekiyorsa yaparız. Gribe dikkat, Saygılarımla.
REKLAMI KAPAT![]() |
|
Tüm müzik ve ses sistemi fırsatları için tıklayın ! |