Ülkemiz neredeyse yetmiş yıldır demokrasiyle yönetilmesine rağmen, demokrasi kültürünün oluşmadığı gayet açıktır, bir ülkenin demokratikleşme seviyesi elbette onun kültüre ve insana verdiği değerle ölçülür, insana ve kültüre değer vermeyen bir tek gelişmiş demokrasi ülkesi yoktur. Avrupa bu konuda büyük ilerlemeler kaydetmiştir, insan hakları, çocuk hakları beyannameleriyle demokrasi her geçen gün insancıllaşıp, gelişmektedir.
Bir ülke düşünün ki: ölüler üzerinden siyasi hesaplar yapılsın. Çok değil birkaç yıl önce hrant dink cinayetiyle ülkemiz nasıl bir çelişkiler yumağına düşmüştür, katil adeta kahraman duyuru edilmiş, polis karakolunda türk bayrağı önünde resimler çekilmiş, cezaevine katili getiren araçta ya sev ya terk et yazısı dikkati çekmiştir. bu olayları hepimiz yaşadık, böyle bir ülke bırakın demokrasiyi , insanlık adına suçludur, eğer insanlığı da takmıyorlarsa inandıklarını söylemekten bir an olsun geri kalmadıkları din derki: ‘bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir’ ya sev ya terk et sözüne gelince; bu memleket halkları binyıllardır, bu topraklarda yaşarlar, bu toprakları sevmeyenler zaten 1.dünya savaşı sırasında ayrılmışlardır, şimdi kalkıp da biri buraları terk et diyemez, eğer terk et dedikleri halk Kürt halkı ise onlar bu memleketin özsuyu, hammaddesidir.
Geçmişini orta Asya’larda arayanlara buradan duyurulur. Hrant dink elbette bu ülkenin değerli kalem ve düşünce adamlarındandı, onun gibi daha nice düşünce adamlarımız katledildi, yakıldı, hapislere atıldı, kovuldu… Sonra, sonra arkalarından ağıtlar yakıldı. Yakılan ağıtlar elbette onları getirmedi. Sanata, kültüre, insana önem vermeyen bir ülke ne denli büyük reformlar yaparsa yapsın, anayasalar hazırlasın, referandumlar yapsın… ana mantık değişmedikçe gerçek demokrasi o ülkenin kapısından geçmez. Bir baksanıza geçmişe nerde o büyük yazarlar, tiyatrocular, sanatçılar, ressamlar… nerdeler şimdi bilen var mı acaba. Sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar olan bir yaşayan edebiyat adamlarına sahip bir ülke halkı acaba ne kadar bulunduğu topraklarda yaşamayı hak ediyor, bu topraklar bırakın yazarı, ressamı… vaktiyle bin tanrıya kucak açmış, bin tanrıyı bağrında saklamış. Biz şimdi bu topraklarda yazar bulamıyoruz. bu topraklara müdahale edilmeden, çok açık ve net söylüyorum Anadolu toprağına insan eli değmeden bile onlarca ozan kendiliğinden yetişir, Dadaloğlu, Karacaoğlan, aşık Veysel bu toprakların doğaçlama yetişmiş değerleridir. Günümüzde bile onların sözü üstüne söz söylenemiyor, birçok şarkı, türkü onların sözlerinden besleniyor. Böyle daha binlercesi vardır eski halk kültürümüzde. şimdi demokrasi nereden girip nereden çıkar… Daha çok yazacağız demokrasiyi… DEVAM EDECEK
REKLAMI KAPAT![]() |
|
Tüm müzik ve ses sistemi fırsatları için tıklayın ! |