Hanefi Avcı’nın Haliçte Yaşayan Simonlar, Dün Devlet bu Gün Cemaat 600 sayfalık kitabını okumayı bitirdim. Birinci bölümde meslek tecrübelerini ve devletin işleyişini bilen birisinin/kendini devletin sahibi sayan zihniyetin özeleştirisi olarak değerlendirdim. Ülkenin içinde bulunduğu olumsuzluklardan/sorunlardan nasıl kurtulacağına yönelik çözümlerinde ortaya konulduğu kitap kuşkusuz üzerine konuşulmaya devam edilecek.
Ülkede devam eden Ergenekon, Balyoz vb. davalardaki cemaat yapılanmasının katkısı, belgelerin nasıl oluşturulduğu, suça göre kanıt oluşturma gayretlerini, kanunsuz dinlemeleri, şantajları inandırıcı bir şekilde ortaya koyan Avcı, yılların birikimi ile bu gidişin onarılamaz tahribatlara yol açacağını; adalet aramak için haksızlığa uğrayanların silaha sarılabileceği öngörüsünde bulunuyor.
Zaman, zaman benimde yazılarımda dillendirdiğim askeri vesayetten kurtuluyoruz derken sivil vesayete gidişin endişelerini paylaşıyor. Kuşkusuz kitap devlet adına yapılan yanlışları, vatan/millet söylemlerinin arkasına gizlenen gerçekleri aralamamıza yol açıyor.
Devlette egemen olan militarist zihniyetin ülkede sorunları çözmediğini, bu anlayışın yanlışlığının sorunları büyüttüğünü belirtirken; özgürlük, hukuk, barış ve diyalog anlayışının egemen kılındığı takdirde herkesin huzur içerisinde yaşayacağı bir ülke fotoğrafı ortaya koyuyor.
Dün Devlet, Bugün cemaat
Kitap adından da anlaşılacağı üzere dün devletin yaptığı baskıcı uygulamaları bu gün devlet içerisinde kurumlarda imamlar altında örgütlenen cemaatin karşıtlarına uyguladığını ayrıntıları ile yazıyor.
Kamuoyu gündemine taşıdığı polis, asker içerisindeki Fettullah yapılanmasının her kurumda bulunan imam’lar aracılığıyla operasyonlar yürüttüğünü belgeleriyle ortaya çıkardı.
Kitapta ortaya konulan görüşler üzerine İçişleri Bakanlığı Hanefi Avcı hakkında inceleme/soruşturma başlattı. Başlatılan soruşturmayı beklediğini, hatta söz konusu kitabı yazdığı için “Cehennemi yaşatacaklarını.”bekliyordum diyor.
“Güncel İttihat ve Terakki”
Osmanlının yıkılışını devlet içerisindeki İttihat ve terakki yapılanmasına, jöntürk hareketine bağlayan sağ aydınların tespitinin altını çizdikten sonra; devlet içerisindeki cemaat yapılanmasını güncel İttihat ve Terakki olarak değerlendiriyor.
Cemaatin bu gün için yaptığının; polis, ordu, MİT, jandarma, yargı ve öteki devlet kurumları içerisinde ayrı bir hiyerarşik örgütlenme kurarak ve bu teşkilatların sistemlerini bozarak çalışmalarını engellemek olduğunu; üstüne üstlük bu teşkilatların personeli arasında ayırım, güvensizlik ve düşmanlık yaratarak kurumları içerden tamir olunamaz biçimde yaraladıklarını söylüyor.
“Emniyet’teki Cemaat Operasyonları”
Cemaat adına yapılan, Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Emin Aslan, Mustafa Gülcü, Celal Uzunkaya ve Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal’ın Ergenekon örgütü hakkındaki cemaati desteklemeyen görüşlerinden ve Emniyet’teki cemaat yapılanmasına karşı çıktıkları için operasyonlara uğradıklarını anlatıyor.
Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Emin Aslan, Mustafa Gülcü, Celal Uzunkaya ve Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal’ın haklarındaki tahkikatların yapılış biçimlerinin tarafsız savcılar tarafından tahkik edilmeli, bu olayda iftira eden polis, savcı ve hakimler yargılanmalı, kurdukları tuzakların, uydurdukları delillerin hesabını vermeleri sağlanması gerektiğini söylüyor.
Avcı: Cemaate Değil Yürüttüğü Operasyonlara Karşı Çıkıyor…
Kitabı neden yazdığı konusunda görüşlerini de okuyucu ile uzun, uzun paylaşan Hanefi Avcı cemaatin devlet içerisinde yürüttüğü operasyonlara karşı çıkıyor. “Size karşı olanların, sizlere haksızlık yapanların suçlarını ve yanlışlarını bulup çıkarmanız, bunlarla ilgili olarak adli ve idari mekanizmalar çerçevesinde tahkikat yaptırmanız tabii ki hakkınız. Onların suçlarını ortaya çıkarıp kamuoyuna ve basına vermekte hakkınız. Bu yanlışlarla yasalar çerçevesinde mücadele etmekte elbette hakkınız. Fakat komplo kurmak, suç uydurmak, iftira atmak, tuzağa düşürmek vicdana sığar mı?”
Liberal, yandaş kalemlerin acaba yüzleri kızaracak mı?
Haliçte Yaşayan Simonlar kitabını okumak gerçekten uzun zamanımı aldı. Kitapta anlatılanlar üzerine günlerce yazı yazılabilir, tartışmalar yürütülebilir. Kitapta söz edilenlerin doğrusu benim açımdan pek bilinmeyen tarafı yoktu. Özetle “Ergenekon” adı altında yürütülen cezaya dönüşen yargılamanın muhalifleri yok etme sürecine dönüştüğünü objektif gözlemlerle görmek mümkündü. Bu gün Avcı’nın kitabında anlatılanlardan sonra umarım yandaş, liberal kalem sahiplerinin yüzü kızarır. Yürütülen operasyonlarda kanunsuz dinlemelerin, düzmece kanıt oluşturanların, hatta çuvallar dolusu belgeleri yandaş medyaya servis edenlerin, internet sitelerinde yayınlayanların fotoğrafları tartışma götürmeyecek bir biçimde netleşti.
Avcı’nın kitabı devletin özeleştirisi ve yeni yol haritası olarak ta değerlendirilebilir…
Kuşkusuz kitap üzerine çok şey söylenebilir. Devletin en önemli görevlerinde bulunmuş bir bürokratın vicdan muhasebesi üzerine kaleme aldığı düşüncesine vardığım kitap; devletin sol/sosyalist örgütlere de nasıl baktığını ortaya koyuyor. Avcı deneyimleri sonucu aslında sol örgütleri devletin düşman görerek yeraltına çekilmelerini kaçınılmaz kıldığını da dile getiriyor. Sol dernekleşmeye çalıştı derneklerini kapattık, partileşmeye çalıştı partilerini kapattık, dergi yayın çıkardı toplattık, hapse attık diyor. Demokrasi ve özgürlükleri yok saymayı, militarist anlayışı bu gün eleştiriyor, özeleştirisini de yapıyor.
Necati TÜFEKCİ 26 Ağustos 2010 ANKARA
REKLAMI KAPAT![]() |
|
Tüm müzik ve ses sistemi fırsatları için tıklayın ! |