Teknoloji
Tüm eleştirilere göğüs gerip çizgisinden şaşmayan ‘Küçük Sırlar’, bir yandan izlenme oranını artırırken bir yandan da içeriğindeki entrika ve konuşmalarla kötü örnek olmaya devam ediyor! Çarpık aile ilişkilerinin yaşandığı dizide, her kızla ilişkiyi ‘erkeklik ispatı’ için elzem sayan Ali’nin Su’dan umudu kesince avlamaya çıktığı kız, Arzu. Buraya kadar, formatının gereğini sergileyen dizide sorun olan, Ali’nin evine gelen Arzu’yla yaptığı konuşma! Her teklifi reddeden Arzu’ya, ‘O yok, bu yok. Ne yapalım, Kavak Yelleri izleyelim mi? O da iyi kafa yapıyor’ diyen Ali bu sözleriyle öncelikle, gençlerin fikrine ‘kafa yapmanın şart olduğunu’ aşılıyor! Bunun dışında, ‘Kavak Yelleri’nin temposuna eleştiri olarak algılanabilecek bu konuşmayla, ‘Küçük Sırlar’a oranla daha mazbut kalan diziyle inceden inceye alay edip onu küçültüyor. Ali’nin bu manidar önerisine karşın Arzu’nun teklifi daha da vahim! ‘Yanımda antidepresan var. İster misin’ diyen Arzu, tepkilere karşı, annesinin hapları saydığını söylemeyi de ihmal etmiyor.
Bu uyanıklığa rağmen, alttan alta mesajlar yollayan ‘Küçük Sırlar’, annelerini gammazlayıp ortamı karıştıran kızlarla da, anne-kız ilişkisi açısından, çok güzel(!) örnek olmaktadır. Kendisini refah içinde yaşatan üvey babasına anlamsız bir kıskançlık besleyen Ayşegül, annesinin para için evlendiğini deşifre etmeyi marifet sayıyor. ‘Evlilik programları’nda herkesin herkesle para için evlendiği, sonrasında da çeşitli rezaletlerin yaşandığı bir düzende ‘Neslişah’ın günahı ne’ diye sorarken Çetin’in kadınlara yönelik sözleri tüy dikiyor! Üvey annesine, ‘Parayı verdikten sonra her kadın mutlu eder’ diyen Çetin’in kadınları, keyif için satın alınabilecek varlık olarak göstermesi tam bir ahlak küçülmesi!
İzlenme oranının büyümesine karşın mesajlarıyla küçülen dizide, bir bAşık Olmaya küçülme de başrolde! Ayşegül karakterinin hakkını veren Merve Boloğur öne çıkarılırken Su’daki pasifliği gözden kaçmayan Sinem Kobal’ın rolü, yaşıyla ters orantıda, küçülüyor…
Anibal Güleroğlu

2010 Yılının birinci altı ayında, RTÜK’e gelen şikâyetler geçen yıla göre artış göstermiş. Genellikle ‘milli ve manevi değerlere aykırılık’ iddiasıyla şikâyette bulunulan yapımlar, yerli diziler! İlk sırada ‘Aşk-ı Memnu’ gelmekte. Onu ‘Melekler Korusun’ ve ‘Türk Malı’ izlemekte. Geçen yıl izleyici oklarına daha çok hedef olan ‘Direnç yarışmaları’ bu sene gerilemiş durumda. ‘Yemekteyiz’, en fazla şikâyet alan program olurken ‘Evcilik Oyunu’ ve ‘Fear Factor Extreme’ takipçileri. ‘Esra Erol’da Evlen Benimle’, ‘Zuhal Topalla İzdivaç’ ve ‘Müge Anlı ile Tatlı Sert’ de izleyiciden tepki alan yapımlar arasında. ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’, ‘Olacak O Kadar’ ve ‘Haneler’se ‘Türk aile yapısına ve ahlaka aykırılık’ şikâyetiyle yüksek kurula bildirilen programlar!
Yeni yayın dönemine girerken yapılan bu açıklamaları programcılar dikkate alarak, sergiledikleri yozluklardan kurtulacak mı? Buna cevap vermek için başlayan veya başlayacak olan yapımlara bakmak yeter! Yeni diziler, daha birinci bölümden itibaren, gidişatı belirlerken bu konuda bir ipucu da spor programlarının olaylı ismi Ermen Toroğlu’dan geldi. 11 Ağustos’taki Romanya milli maçıyla Kanal Türk ekranından izleyiciyle buluşacak olan Toroğlu, buluşma öncesi sözleriyle hayli hırslı olduğunu ortaya koymakta! Aleyhinde tek söz etmeyen can dostu Ahmet Çakar’ın yanı sıra, Sinan Engin ve Serhat Ulueren’le birlikte pazarları ‘Telegol’ programını yapacak olan Toroğlu, pazartesileri de Reha Muhtar yönetimindeki ‘Son Kale’de yine Ahmet Çakar’la kendine has yorumlar paylaşacak. Lig TV’de dengeyi korumak için kendisini frenleyen Toroğlu, Kanal Türk’te böyle bir frenin olmadığını ve öç almak için ağzına geleni söyleyeceğini belirtmiş! Toroglu, freni patlak kamyonu duvara toslarken izleyici ne yapacak? Onun tabiriyle, kaçacak delik mi arayacak yoksa hocadan ders mi alacak? Argoyu sporun parçası görmekte olan zihniyet sayesinde sıkı bir eğitim alacağı kesin! şunu tasvip etmeyenler mi? Onlar da patlak frenden nasiplenirler ona göre…
Anibal Güleroğlu
Daha önceden internetten alışveriş yapmadıysanız tabularınızı yıkmanızın zamanı geldi. Hızlı bir güvenilir online alışveriş sitesinin tanıtımını size yapacağız.
Site adresi: www.onlinesatinal.net Sitede özellikle kartuş satın al üzerine alışveriş yapabilirsiniz. Sitede şu başlıklar ilginizi çekecek.
Toner dolumu, dolan kartuşlar, ikinci el yazıcılar ve tonerler. Sİteden yaptığınız alışverişleri sizin için hazırlanan alışveriş sepetinden takip edebilirsiniz. Bir sorunuz olduğunda 0212 222 27 09 telefon numarasından iletişime geçebilirsiniz. Sitede en çok rağber gören ürünler tonerler. Özellikle canon marka yazıcı tonerleri, Hp yazıcılar çok satış yapıyor. Fotokopi ürünleri diye özetleyebeiliriz.
Sİtede sanal mağaza sisteminin getirdiği kullanım kolaylığı ile en basit şekilde alışverişinizi yapabilirsiniz. Şirket kendini “Türkiyenin en kapsamlı toner kartuş ve dolan kartuş dolabilen kartuş kurumsal web sitesi” olarak tanıtıyor. Dolan kartuş, kartuş,toner, toner dolum, kartuş dolum
işlerinizi usta ellerde görebilirsiniz. Sitede ayrıca dizüstü bilgisayarlar, güvenlik sistemleri ve projeksiyon cihazlarıda bulunuyor.
Facebook’ta görünce şaşırdım!
“Nilgün Akad Hanımefendi organik tarıma başlamış! “
İlk ürünleri de görücüye çıktı!
Resimlerini gördüm Facebook’ta. Gerçekten gurur duyuyorum kendisiyle! Türk tarımına verdiği katkı, adını unutturmayacaktır!
Çok önemli bir buluşa da imza attı!
“Bir porsiyonluk karpuz!”
Bendeniz yorumumda “Aaa, Japon karpuzu bu!” dediysem de cevağabey yazısında “Hayır, bu Anadolu tipi karpuz Ahmet Bey!” diyerek düzeltme inceliğini gösterdi! Sevincim, gururum bir kat daha arttı!
Paylaştığı resimlerde patlıcan göremedim yalnız! Mesaj yazdım kendisine!
“Hocam patlıcan ekmediniz mi? Sevmiyor musunuz da ekmediniz yoksa o mu sizi ekti?”
“O mu sizi ekti” demem hani ektiniz de olmadı mı manasında!
Yazmış cevabını!
“Ahmet Bey, biliyorsunuz patlıcan, çok yıllık ağaç türlerindendir. Meyvesi, fidanının ekilmesinden beş yıl sonra vermeye başlar! Bu sene diktik daha! Fakat şunu her yıl üretim verecek hale getirmeye yönelik çalışmalarım devam ediyor! Kabak gibi her yıl verecekler nasipse!”
İznik’i üretim üssü olarak seçmesi de tam isabet olmuş! Hem tarihi bir şehir! İznik konsülü burada toplanmış biliyorsunuz!
şunu da sordum!
“Ne oldu, konsensüs sağlandı mı hocam! Hıristiyanlık birleşiyor mu?”
Meğer Milattan önceymiş bu olay! Cahilliğim çıktı ortaya!
Çiftçilikten arta kalan zamanlarında “Çinicilik” ve “tenekeye on ikiden vurma “ dersleri alıyormuş! Buradan tüm yağ üreticilerine bir mesajı var!
“Değerli ayçiçeği yağ tenekesi üreten üreticiler! Attığım yerin on iki mi yedi mi sekiz mi olduğu konusunda ihtilaflar oluyor! Bana kalsa attığım her yer on iki! şunu önlemek için lütfen yağ tenekelerin üzerine hedef bandrolu yapıştırınız! Görün o zaman nasıl on ikiden yapıştırıyorum!”
Nilgün Hanım’a bu güzel uğraşısında başarılar diliyorum!
Merhabalar,
Bundan tam beş sene evvel, Babamı pnömokonyoz hastalığından kaybettik. Çok zor oldu, son 4 günü de yoğun bakımda geçti. Solunum yetmezliğinden. Yaşam yardım ünitesine bağlandı. şöyle ki entübe edildi. Solunum cihazı babamı yaşatıyordu. Sonrasında yaşadıklarım, kaybettiğim birinci yakınımdı zor geldi bana. Bu dönemlerde dr bana bir şeylerle uğraşın dedi bende takı kursuna gittim. İyi ki de gitmişim. İyi geldi, bugün geldiğim noktayı o günlere de borçluyum. Bana bir nevi terapi oldu.
O zaman oldukça çok takı yaptım. Bazılarını zaman içinde sattım. Bazılarıda elimde, arzu edenler olursa burdan satadabilirim, öğretedebilirim.
Nasıl isterseniz, sadece bir kısmını galerimde yayınlayacağım inceler sonra da bana dönersiniz.
Selam ve saygılar…
Defansif sürüş tanımı,adı üzerinde futboldaki gibi karşıdan gelecek akınlara,ataklara karşı tedbir almak ya da boks tabiri ile gardını alarak rakip boksörün yumruğundan kaçmak gibi trafikteki tehlikelere karşı sürüş yapmak anlamında kullanılıyor.Ama asıl tanımını ‘risklerin önceden algılamasını ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak, hava, yol ve trafik şartlarının sürüşteki etkilerini ve olabilecek kazalara karşı savunmayı öğrenmek’ olarak veriyor konunun uzmanları.
Konunun uzmanları kim?Pek çok uzman ve kurum arasından sizlere Renault Mais desteğinde oluşturulan bir kurumdan,Autodrom ve eğitimlerinden bahsedeceğim.
Yaklaşık üç ay önce Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinde İBB ve Renault işbirliğinde‘Trafik ve Güvenli Sürüş’ konulu seminere katıldım.Gayet güzel geçen seminerin sonunda bizlere ‘Defansif Sürüş Teknikleri Eğitimi’ için ücretsiz katılım belgeleri verdiler ki ücret karşılığı 350 TL.Bayağı bir para yani. Zaman kısıtlımasından dolayı ancak yeni katılabildim ,tağabey ki şirketteki arkadaşlarımla birlikte.
Randevu saatimizden 1 saat önce gelmemize rağmen hemen teorik eğitim kısmına geçtik.Bu konuda eğitmenimiz Erhan Er beye teşekkür ederim.Teorik Eğitim seminerde bize verilen bilgilerle üç aşağı beş yukarı aynıydı.Bu konuda donanımlıydık yani.Ben en çok şu defansif sürüş nedir ne değildir,orasındayım işin.Bir an önce direksiyona geçmek istiyorum.
Bir saatten biraz fazla süren teorik eğitimin ardından araçlara geçiyoruz.Bizim aracımınız Renault Symbol ve eğitmenimiz tesadüf eseri Erhan Er bey.Her araca üç sürücü ve bir eğitmen giriyor.Burada verilen teorik eğitimin yanında skid car bilgileri veriyor.Skid car eğitimi tehlikeli ve zor yol koşullarında özel pistlerde deneme imkanı sağlıyor, güvenli bir ortamda hayati sürüş becerileri kazandırıyor. Böylece kaygan zeminlere, panik frenlere ve slalomlara hazırlıklı hale getiriyor.
Aracı çalıştırıp,pistte yer alan karşılıklı iki daire konumundaki virajlara 30 km hızla giriyorum.Erhan hoca teknik bilgileri veriyor bir taraftan.Gözüm pistte,kulağım Erhan hocada derken araç elimin altından kaymaya,savrulmaya başladı.2-3 derken durduk.Hocam ‘ne oldu’derken hepimiz şaşkınlık içindeyiz tağabey ki.Araçta bulunan özel donanım ve kumandalar sayesinde arka tekerleklerin kayması ve kontrolden çıkmasını sağlıyor hocamız.Sürücüye düşen trafikte bu durumda nasıl davranacağını öğrenmesi ve uygulaması.
Bir iki deneme sonrasında aracı savrulmadan yolda tutmayı ve devam etmeyi öğreniyorum.Dikkat edilmesi gereken nokta direksiyonu ve gazı bırakmamak.Aracın savrulduğu yönün aksine sireksiyorunu çevirmek,ayağı gazda tutmak ve savrulma tamamlandığında tekrar yola manevra yapmak.Kısa sürede buna uyum sağlıyorsunuz.
Birkaç tur daha attıktan sonra bu kez ön tekerlekler kontrolden çıkıyor.Gazı bırakmıyorum ama aracı da toparlayamıyorum.Böyle birşey trafikte başıma gelse yandım yani.Bu kez arka savrulmanın aksine gazdan ayağımızı çekmemiz ve direksiyon hakimiyetini bırakmamaız gerekiyor.Aracın yoldan çıkış durumunu karışık olarak test etmeye devam ediyoruz.şunu da kısa sürede çözüyorum.bundan sonra daha iyi seziyorum kendimi.
Bu pistteki çalışmanın ardından güvenli fren ve abs fren ile manevra ve durma tekniklerini çalışıyoruz.Belli bir mesafede hızlanarak,kuru zemin,ıslak zemin karlı ve buzlu zeminde fren uygulamaları yapıyoruz.Bu pistte Megane III’ü de kullanma fırsatı sağlıyor eğitmeniz.Araçta ESP ve ABS dahil tam güvenlik donanımları mevcut.ESP (ing:Electronic Stability Program) hâlâ araçlarda opsiyonel donanım sayılırken ABS standart donanım sayılabilecek oranda yaygın kullanılmaya başlandı.
Bu eğitimde EPS sistemini devre dışı bırakarak sadece ABS ile frenaj tekniklerini deniyoruz.Burada ABS frenin aslında ne kadar yanlış bilindiğini bir kez daha görüyoruz.ABS fren(İng:Anti-lock Braking) aniden fren yapılması durumunda tekerleklerin kilitlenmesini önlüyor.Aracın hızı düşerken manevra yapma kabiliyeti ya da manevra alanı yaratıyor diyebiliriz.Birden önünüze bir kişi,hayvan ya da cisim çıktığında çıkan engele çarpmadan manevra yapabilir,bu sayede siz,aracınız ve yoldaki engel zarar görmeden devam edebilirsiniz.Bizde ise ABS fren aracı küt diye durduracak bir sistem olarak algılanıyor ve bu yanlış anlama bir çok kazayı beraberinde getiriyor.
Frenaj eğitiminde engelden kaçma denemelerini yüksek oranda başarıyorum ancak kaygan zeminde frenajda ise o kadar başarılı değilim.Hocamın uyarılarına uyarak kaygan zeminde de başarılı oluyorum.Önemli olan zemine göre aracın hızını ayarlamak,takip mesafesini ayarlamak ve panik frende hakimiyeti bırakmamak.Bütün bunları yapabildiyseniz defansif anlamda sürüşü kavradınız demektir.12 yıllık E sınıfı sürücü belgem olmasına rağmen(ehliyet değil,sürücü belgesi) kendimi şimdi şoför hissediyorum.Tuhaf bir duygu.
Her türlü zeminde frenaj,takip mesafi ve panik fren,engelden kaçma ve frenaj eğitiminlerini de tamamladıktan sonra biraz da Autodrom’daki mini araç müzesine uğruyoruz.Rahmetli Renç Koçibey’in aracından Kenan Doğulu’nun aracına kadar çeşitli ralli araçları ile marka araçları burada görüryoruz.
Marka araçların Autodrom Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Genim’e ait oldukları plakalarından hemen anlaşılıyor. Ethem Genim eski bir Türkiye Tırmanma Şampiyonu yarışçı.Birçok birinciliği ve ülkemizde sürüş konusunda sayılı uzmandan birisi.Muhsin Ertuğrul Sahnesindeki seminerde esprili anlatımı ile salondaki herkesi kendisine hayran bırakmıştı.Bu kurumu ülkemize kazandırdığı için , biz sürücüleri gerçekten sürücü yaptığı için kendisine ve Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar’a tekrar tekrar teşekkür ediyorum.
Trafikte dikkat etmemiz gereken ve hayat kurtaran teorik bilgilere bir bAşık Olmaya yazıda değinmek istiyorum. Lütfen trafikte kendinizin ve yoldaki sürücülerin emniyetini alarak seyahat edin.
HURT raporunda bize şunlar söyleniyor…
Motosiklet kazalarına karışanlar ekseriyetle eğitimsiz sürücülerdir. Bunların %92 si kendi kendine öğrenmiş veya aile veya arkadaş çevresinden öğrenmiş sürücülerdir.
Bu bölüme koyduğumuz bilgiler size fevkalade yardımcı olacaktır. Fakat tecrübeli bir eğitmenin yerini alamayacaktır. Kendi güvenliğiniz için yapacağınız en iyi şey iyi bir temel eğitim almaktır.
Aşağıda sürüş teknikleri ile ilgili bilgilerin yanında yine fevkalade güzel teknikleri açıklayan site bağlantılarını da bulacaksınız.
Hurt raporundan: Motosiklet kazalarının %90 nı sürüşün birinci saatinde olmaktadır; %50 si birinci 6 dakikası içinde. İlaveten Minnesota trafik çalışmaları motosiklet kazalarının çoğunun koşuşturma saatlerinde(işe gidiş ve dönüş saatleri) bilhassa akşam çıkışlarında olduğunu göstermiştir.
Zihinsel durum ve zihinsel yoğunlaşma motosiklet sürerken en üst önemdedirler. İş, mağaza ya da bir arkadaşınızın evinden çıkışınızın hemen 6dakika sonrasında zihinsel yoğunlaşmanızı düşünün. Motora binmeden önce odaklanmak için kendinize zaman tanıyın. Yaşamınızı kurtarabilir.
Şunlar hakkında daha fazla şey öğrenin:
Frenlemek,
Dönüş,
Konumlanmak,
Engeller,
Hava şartlarında sürüş,
Yönlendirmek ve yavaş süratler de sürüş.
Hurt raporuna göre, tek araçlı kazalarda motosiklet sürücüsünün hataları neredeyse vakaların 2/3 ünde neden olan faktördür. Tipik hata da kaymak ve takiben düşmektir. Sebebi de yanlış frenlemek(aşırı fren basıncı uygulamak) ya da dönüşte fazla hız nedeniyle veya yanlış dönüş açısı seçmek neticesi motoru açmak.
Fren yapmak sürücünün icra edeceği en önemli unsurlardan birisidir. Frenlemek bizim yavaşlamamızı ve herhangi bir engele çarpmadan önce durmamızı sağlar.
Sürücülerin çoğu bir motoru tam duruşa getirmek için gereken mesafeyi tam manasıyla anlamazlar. Durma mesafesi hızla birlikte artar ve bu artış ardışık değildir.
50 km hız yapan bir motor 100 metrede durur ama bu demek değildir ki bu hesaba göre 100 km hızla giden bir motosiklet de 200 metrede duracaktır. Gerçekte 280 metrede duracaktır. Duruş mesafesi hızın karesi oranında artar.
Hızdaki her azalma sizin durma mesafenizi de o aranda kısaltacaktır. Ön ve arka frenin doğru kullanımı yaşam ile ölüm arasındaki çizgiyi çekecektir. Normal şartlar altında frenleme çok düz bir işlemdir ama kaygan zeminlerde durmak için veya yavaşlamak için her iki freni kullanınız. Durdurma gücünün %70 i ön frendedir.
İdeal fren yapma:
1. Her iki fren kademeli olarak kullanılır. Frenlemenizin bu birinci adımında her iki frene de aynı miktarda basınç tatbik edilir.
2. Ağırlık ön süspansiyonlar sıkıştıkça öne transfer olacaktır ve kollarınız bükülecektir. Burada ön lastik yolu ısırmaya başlar.
3. Önde şimdi daha fazla ağırlık var.
4. Şimdi arka freni kısmen ya da tamamen bırakın ve ön fren üzerindeki sıkma basıncını artırın çünkü bu noktada yol tutuşunun büyük bölümü öndedir. Frenlemenin bu orta merhalesinde frenleme dağılımı %100 ön ve %0 arkadadır. Eğer bu dağılım %85 ön ve %15 arkadan daha az ise siz o takdirde frenleme kapasitenizin tamamını kullanamıyorsunuz demektir. Motosikletinizin fren yapma kapasitesinin limitlerine(sınırlarına) yaklaşamıyorsunuz demektir.
5. Motosiklet yavaşlar ve sizin frenleriniz ve lastikleriniz vasıtasıyla uyguladığınız güç kaybolur. Motosikletteki enerji hızınızın karesi ile orantılıdır.
6. Ön teker süspansiyonları üzerinde yükselmeğe(kalkmağa) başlar.
7. Ön frenin üzerindeki baskınızı gitgide azaltırsınız. Bu alt hızlara inen motosikletin ön tekerinin kilitlenmemesi içindir.(Daha yüksek hızda tekeri kilitleyemeyen basınç, hız düştükçe fazla gelir ve kilitlenme riski başlar. Ön fren üzerindeki basıncı gitgide azaltırken arka frene de tekrar basınç uygulamaya başlanır.
Yazar: Hoddy Hodson. http://www.msgroup.org/TIP030.html)
Ön fren uygulaması başladığında bazı şeyler olur. Önce ağırlığın öne transferiyle şoklar sıkışır. Bu ön tekere ekstra ağırlık ve yol tutumu kazandırır. Bu noktada normal frenlemedesiniz. Yaptığınız normal frenlemedir. Fren elciğini sıkmağa devem ederseniz ön fren üzerinde ki ağırlık gitgide artar. Sonucunda motosikletin ağırlığının çoğu ön teker üzerinde olacaktır. Bu noktada, frenlemenin eşiğine oldukça yakın sayılısınız. Freni sıkmağa devam ederseniz ön teker şikâyete başlayacaktır.
şunu hissettiğinizde maksimum frenleme noktasındasınız demektir. Bu noktada yaşanan ise ön tekerin kısa fasılalarla kilitlenip tekrar dönmesi olayı ve tekerin kilitlenme mesafesi belki 2-3 cm sonra tekrar dönüşü ve tekrar kilitlenmenin sebep olduğu takribi 2-3 cm lik kayma. Kaymadan sonra teker tekrar dönmez ve tam kilitlenmeye girerse kötü şeyler olmak üzeredir.
otomobil kullanırken de olduğu gibi kaygan zeminlerde fren yapmak daha fazla dikkatle yapılması gereken bir durumdur. Frenlemeye önceden başlayınız çünkü kuru zeminlere kıyasla aynı miktar ağırlığın durması yol tutumunun daha az olduğu kaygan zeminlerde daha fazla zaman alacaktır.
http://www.motorvike.com/BrakingDistance.htm
Dönüş:
öteki araçların karışmadığı kazaların başlıca sebeplerinden birisi kötü dönüşlerdir. Viraja çok hızlı gir, dönüş ortasında dönüşü tamamlayamayacağınızı anlayınca frenleri kap arkasından hendeği boyla ve sonrada mahalli acil servis bölümünü.
Bir dönemeç, viraj, köşe akıcı bir hatla, doğru hızla(çok hızlı değil), doğru vitesle ve gaz hafif açık olarak alınmalıdır(dönülmelidir). Dönüş boyunca kademeli olarak gazlamaya devam edin ve kontra basarak yatışınızı dönemece alıştırın(uyarlayın). Kontra basma basıncınızı istenilen yatış açısını elde edinceye kadar devam ettirin. Uygun yatış açısında kontra basıncınızı ön tarafın kendini dönüş boyunca gereken hattı takip etmesi sağlayacak şekilde sabitleyebilmesi için ayarlayın(hafifletin).
Gazlamanız(pozitif gazlama-hız kazandırıcı gazlama) sadece dönüşün çıkışını gördüğünüzde başlamalıdır. Bundan önce ise sadece giriş hızınızı muhafaza edin.
Bu bir pratik, talim işidir. Kendinizi rahat hissedene kadar alt süratlerden başlayınız.
Eğer bir dönemece ne kadar hızlı gireceğinizden emin değilseniz yol işaretlerine bakın. Dönüş keskinliği hakkında size fikir verirler. Önünüzdeki araçların davranışları da size fikir verebilir. Dönemece girerken sert fren yapıyorlarsa, bu keskin bir viraj demektir.
Dönüşün anahtar ipuçları:
Dönüşü yaparken gücü hafifçe muhafaza edin. Bu dönüşün etkisine karşı dengeleyici bir etkidir ve motosikletinizin dengesini korur. Başınızı yukarıda tutun ve fiziksel olarak gitmek istediğiniz yöne bakın. Bu size motorunuzu istediğiniz yere yerleştirmeniz konusunda yardım edecektir ve pozisyon daha doğal hissedilecektir. Eğer yolun kenarına bakarsanız büyük ihtimalle orada gidersiniz.
Dönüş esnasında frenleri kullanmaktan kaçının. Bunun yerine motor frenlemesini kullanın, bu yeterli olmazsa o zaman frenleri devreye dikkatle sokun. Lastiklerinizin yol tutuş limitinizi aşmak istemezsiniz.
Kollarınızı serbest bırakın ve ağırlığınız gidona binmesin. şunu yapmak kontrolünüzü artırır. Ayaklıklar üzerindeki basıncı aşağı doğru bir miktar artırırsanız yönlendirmenin daha hafif ve motorun komutlara daha iyi tepki verir hale geldiğini görürsünüz.
Hedefe kilitlenmek:
Sürüş esnasında(her tür vasıtada) başınızı çevirin ve baktığınız yöne doğru motorunuza yön verdiğinizi ayırt edeceksinizdir.
Hedefe kilitlenmek(bakışların) basit olarak bu gerçekten avantaj sağlamaktır. Tüm yapmanız gereken şey gitmek istediğiniz yöne bakmaktır(tercihen tehlikeden uzağa)! Bir reaksiyon olarak siz gözünüzü dikerek baktığınız yöne kendinizi yöneltirsiniz.
http://www.motorcycle-training.f2s.com
Hat içinde konumlanmak:
otomobil sürücüleri hat içinde pozisyonlarını değiştirmek konusunda sınırlanmışlardır çünkü araç zaten hattın %50-70 ini kaplar. Motosikletler ise hat içinde çok az yer kaplar ve şunu büyük bir avantaj olarak kullanabilirler.
Yoldaki pozisyonunuzu şu sebeplerle değiştirmeyi daima hatırlayın:
İlerdeki durumu görüş kabiliyetinizi artırmak, geliştirmek
öteki sürücüler tarafından görülme şansınızı artırmak
Yoldaki muhtemel tehlikelerden sakınabilmek veya zemin kavramasını geliştirmek
Viraj ya da köşe dönüş keskinliklerini azaltmak
Öbür sürücüleri etkileyecek bilgileri vermek
Bu bilhassa geceleri çok önemli olabilir. Çoğunlukla motosikletin tek farı karşıdaki araca gelen bir arabanın farının teki olarak görünür. Ancak motosikletin hızlanması bir arabadan daha fazla olması sebebiyle motosiklet ışıkları terk eden bir grup aracın hayli önünde olabilir. Sizin önünüze kırabilecek arabadan uzak hattınızın öbür tarafına geçin. Bu sizin öteki arabaların farlarından farklılaşmanıza neden olacaktır ve hızınız konusunda araç sürücüsüne bir fikir verecektir.
Engeller:
Bir engelle karşılaştığınız zaman durumu değerlendirip ne yapacağınıza karar vermek için yarım saniyeniz(lahza) vardır. Genellikle iki seçiminiz vardır. Durmak için fren yapmak ya da engelin etrafından dolanmak.
Hareket fiziği bize 0 km den 80 km saat hıza kadar fren yapmanın en iyi seçim olduğunu söyler. 80 km saat hızdan sonra duruş mesafesi üssel olarak artar ve engelin etrafından dolanmak(kontra basarak kıvırmak) en iyi çözüm olur.
Sakınacağınız alelade engeller:
Yapraklar: Sonbaharda çok hoşturlar ama göründüklerin çok daha fazla tehlike arz ederler bilhassa yaş iseler.
Küçük hayvanlar: Bilhassa küçük motosikletlerle küçük bir hayvana çarpmak beklenmedik şekilde tehlikeli olur.
Durgun su: Arabayla yaptığınız gibi su birikintileri öylesine dalmayınız. Lastiklerinize de bağlı olarak kızaklayabilirsiniz ki motosikleti buz üzerinde sürmeyle aynı hissi verir. Bu olay başınıza gelirse gidonu kırmayın, sabit ve düz tutun ve bitene kadar bu durumu muhafaza ediniz.
Buz: Buz oldukça açık bir tehlikedir. Buzlanma zamanlarında yollardan uzak durunuz. Nispeten sıcak bahar sabahlarında bile dikkatli olunuz.
Kar: Sakınılması gereken bir diğeri. şunu yapmağa mecbursanız yol tutumu gereğini minimumda tutun ve çok yumuşak olunuz.
Hava şartlarına göre sürüş:
Kötü havalarda sadece çatlaklar sürüşe yeltenir. Ama bu hiç yapmayacaksınız demek değildir. Yağmur, buz ve kar her an size sürpriz yapabilir ve siz bu durumları nasıl ele alıp baş edeceğinizi bilmek durumundasınız.
Yağmur iki büyük olguya meydan okur. Yol tutumu ve görüş. Birçok sürücü için yol tutumu daha önemlidir. Metal yüzeyler dikkat edin. Boyalı alanlara ve yağ, mazot döküntülerinin yıkanıp gitmediği noktalara dikkat ediniz. Bu alanlar ıslanınca daha kayganlaşır. Tüm bunlara rağmen temiz bir asfaltta ya da beton da hala yeterince yol tuştu vardır.
Yol tutuşunu arka fren ile test edebilirsiniz. şunu yapmadan önce lastiklerinizin durumunun iyi olduğundan emin olun. Lastik dişleri yeterince derin olmalıdır.) Bu arka fren kullanarak yapılan testi makul hızlarda ve düz bir yolda yaparsanız ürkütücü bir sürüş deneyimi olmaz. Burada arka tekeri yüksek taçlı bir yolda kilitlemekten sakınınız. Çünkü taçlı (ortası yüksek kenarlara doğru alçalan yollarda) kilitlenme olursa hat dışına ve aşağı doğru kayma olur.
Yol tutuşu için bir hisse sahip olduğunuzda, lastiklerin fren yapınca ve dönüşlerde ne kadar güvenli olarak bunu(yol tutuşunu) size sunabilecekleri hakkında bir fikir sahibi olmanız lazımdır.
Yağmur lastiği kullanabilirsiniz. İlaveten lastik havalarının az bir miktar artırılışı ıslak hava yol tutumuna katkı sağlar.
Sürüş yönünüze paralel uzanan yol yamalarından, boyalı yüzeylerden ve metallerden(ray, mazgal) uzak durunuz.
Islak, kaygan zeminde motoru döndürmek çok yumuşak hareketlerle olmalıdır. Biçimsiz frenleme ya da sert kontra basılması sizi zor durumda bırakır.
Dönüşlerinizi daha kademeli olarak yapın. Vites küçültmeleriniz yumuşak olsun. Debriyaj kavramasını normalden daha yavaş yaptırın, biçimsiz gaz vermelerden sakının. Bir üst vitesi kullanarak arka tekere aktarılan gücün azaltılmasını sağlayın. Frenleri tekerleri fazla yükleyecek tarzda kullanmayın. Takip mesafesini artırın ya da hızınızı keserek frenleme ihtiyacınızı azaltın. Etrafınızdaki sürücülerinin hareketlerinize tepki verebilmesi için yeterli zamanları olduğundan emin olun.
öteki sürücülerin sizi görmekte zorlukları olduğunu zaten bilirsiniz. Yağmurlu havada bu zorluk daha büyür. Az ışık, engellenmiş ön camlar ve içte buharlanma sürücü görüşünü kötüleştirmekte ilave faktörlerdir. Açık, parlak renklerde yağmurluklar giyiniz. Yansıcı bantlar taşıyınız.
Ayrıca kendi görünüzü ele alın. Başlığınızın camı buharlanacaktır. Motorunuzda ön cam sizin görüş yüksekliğinizden yukarda ise(siz bu camın arkasından görüyorsanız) bu da görüşünüzü kötüleştirecektir.
Yönlendirmek ve alt süratlerde sürüş:
Yönlendirmek:
Yönlendirmek en kolay bölümdür, doğru mu? Her zaman değil.
25-30 km saat dan fazla hızlarda motosikletin tekerleri jiroskop gibi hareket eder. Tekerlerin ve lastiklerin dönen kütleleri jiroskopik bir güç yaratmak için birleşirler. Motorunuzun gitmesi için bunların üstesinden nasıl gelebilmelisiniz? Gelmezsiniz.
Ne zaman dönen bir tekerleği sağa ya da sola itmek istesek, teker ve motosikletin geri kalanı ters tarafa yatacaktır. Bu kontra basmakla yönlendirme tekniğidir. Barı(gidon) sola çevirmeğe çalışın motor sağa yatar ya da tersi. 20 km saat hızın üzerinde motosikleti yönlendirecek tek yol budur.
Bu (kontra basmak) sürüşler esnasında panik anında öğrenilecek bir teknik değildir. Talimlerle öğrenilir. Eğer bu hareketi ikinci bir doğanız haline getirmezseniz acil durumlarda eski alışkanlıklarınıza geri dönersiniz.
Alt süratlerde sürüş:
Hızlı sürmek eğlencelidir. Ama hızlı süreceğimiz yerlere varıncaya kadar trafik içinde boğuşmamız gerekir. Yavaş sürüşün gerekli olduğu şehir içlerinde ve civarında.
Alt (yavaş) süratlerde sürüş ipuçları:
Uygun duruş:
Motosikletinize rahat bir şekilde oturun ve dizlerinizi tanka dayayın. Sağa sola fazla oynamamaya çalışın çünkü bu ağırlık aktarımlarına sebep olur ve motosiklete yönlendirici ivmeler vermiş olursunuz. Ayaklarınız ayak pedallarında basılı olsun.
Görüş:
İleri bakmakta ihmal yavaş sürüşlerde ki en genel hatalardan biridir. Bunun en iyi şekilde talimi kukaları birbirinden 3,5-4 metre uzağa koyup aralarında slalom yapmaktır. Bu uzak motosikletinizin yapamayacağı bir mesafe ise ayarlayabilirsiniz. İki kukanın arasında giderken almak istediğiniz bir sonraki kapının yoluna bakınız. Onun da takribi 1-1,5 metre ilerde olması lazımdır. 1-1,5 metre ilerisine bakan birçok sürücü kendini sallanır gibi hisseder Doğru mesafe ileriye bakmak sizin zihninize bir yol planlamak için yeterli zamanı verir. Böylece siz bir sürü son dakika düzeltmelerinden kurtulursunuz. Kendinizi olabildiğince ileriye bakmaya zorlayınız.
Ön fren:
Normal şartlarda ön fren motorunuzu kontrol altında tutmak için paha biçilmez bir alettir. Ancak çok düşük hızlarda, ön teker dönmüşken(dönüş yönüne doğru, ön fren yumuşak bir duruş için çok fazla gelebilir. Çok düşük hızlardan ben ön freni kullanmamağa çalışırım. Arka fren bu hızlarda sizi durdurmak için gereğinden fazla güce sahiptir. Bu anda arka fren üzerine ayağınızı getirmek için oturuş pozisyonunuzu değiştirip(kımıladanıp)durmayın. Ayağınız zaten fren pedalının üzerinde olmalıdır. Aksi takdirde motosikletinizin dengesini bozarsınız.
Debriyajı kaydırmak(yarım debriyaj):
Yavaş hızlarda sürüşün öteki bir anahtarı da debriyajdır. Birçok motosiklette ıslak debriyaj vardır. şöyle ki kavrama plakalarının serin tutulması için yağ banyosu içinde tutulduğu sistem. Bu tiplerde debriyajın kısa bir müddet kaydırılmasından zarar gelmez. Rölanti de ki hızınızdan daha yavaş süratle de gidiyorsanız, hızınızı, debriyajı kavrama noktasından biraz geriye çekip motoru arka tekerden ayırarak kontrol altında tutabilirsiniz. Kavrama noktası debriyajın kavramaya başladığı ve gücü arka tekere transfer ettiği noktadır. Çok yavaş gittiğiniz için kendinizi dengesiz hissettiğinizde ayağınızı yere basmak mecburiyetinde olduğunuzu hissedersiniz. Bu noktada debriyajı biraz, dengeye gelinceye kadar hızınızı artıracak oranda, bırakın. şunu debriyaja zarar vermeden epey bir müddet yapabilirsiniz.
Yavaş sürüş teknikleri yazarı: Mark Yaeger.
Çeviren: Alpaslan Kuzucan

Tekrar Merhaba,
Ev sinemasıyla ilgili evlerimize şu ya da bu şekilde girmeyi başarabilen cihazlardan önce, sesin sinemaya getirdiği lezzete değinmeye devam etmek istiyorum. Malum birinci sinema filmleri, bunlara sinema filmi değil de sadece hareketli görüntülerden oluşan kısa konulu hikaye belgesel ve denemeler diyebiliriz.
Sinema, teknoloji o zamanlar günümüzde olduğu gibi ertesi gün değişebilecek bir hızda olmadığı için uzun yıllar emekleyerek devam etmiş, hatta bu emekleme dönemi 20 yıla yayılan bir süreçte 1950 savaş sonrası yıllara kadar çok büyük aşamalardan geçtikten sonra günümüzün görsel ve işitsel kalitesiyle alakası olmasa da sinema için yepyeni temeller atılmasına olanak sağlamıştır. Bu dönemlerde zaten var olan radyonun yerini yine sinemanın alevlendiği dönemlerde adına televizyon denilen elektronik bir kutu insanlığın hizmetine giren, daha sonraları insanlığı kölesi haline getirecek bir cihaz olarak evlerini işgal etmeye hazırlanıyor ve o kadar hızla gelişiyordu ki; sinemayı sollayıp geçti. İnsanların evlerindeki rahat ortama bu cihazı kabullenmeleri kanepelerde ayaklarını uzatarak çerez ve meyvelerini atıştırma rahatlığını tercih etmeye başlamalarıyla o sıralarda filinta gibi bir delikanlı olan sinemanın, 1960 ile
Her şeyin pabucunun zamanı geldiğinde dama atıldığı acımasız dünyada, video kaset çalarların ve ses kasetlerinin altın çağı 1980’li yıllarda üzerlerine ses dalgalarının sayısal bir veri olarak optik düzenek sayesinde aktarılabildiği Compact Disk kısaca CD adı verilen veri kayıt ortamlarının çıkmasıyla birden duraklama devrine girmişti. Sinemayı baş hammaddesi olarak yıllarca insanlara aktaran video çalarlar dinazorların yok oluşundaki bir hızda sevgili kardeşi televizyondan ayrılarak teknoloji tarihinin bir sayfasına gömülüverdi. Zaten 1970 ile 1990 yılları arasında video sektörü için neredeyse hammadde den öteye pek gidemeyen sinema CD nin icadına ne kadar dua etse azdır. Bu icad sinemanın neredeyse odunlaşmış yapısında taptaze filizlerin yeşermesinde mihenk noktası olmuştur. Sesle başlayan bu sayısal ortam veri kayıt materyalleri, kısa denilecek bir zamanda 1990’lı yıllarda gelişen Digital Versalite Disk kısaca DVD adını verilen üzerlerine görüntü kaydının da yapılmaya başlanacağı günümüz görüntü ve 5 hatta 7 hatta hatta 11 kanallı ses kaydının ulaştığı son noktalardan biri haline geliverecektir. Doğal olarak gösterim alanı olarak uzun yıllar tüplü ve ancak stereo olabilen televizyonlarla eve hapsolan sinema, 1990 ile 2000 yılları arasında tekrar sinemanın gerçek evi sinema salonlarında, yukarıda saydığımız çok kanallı ses kaydının sinemaya entegre edilerek yeniden diriltilmesiyle yeniden ama ciddi anlamda soluk almaya başlamıştır. Aynı dönemde evlerde de eş zamanlı kullanılmaya başlanan bu yeni teknoloji sayesinde ağır bir bunalımdan kurtulan beklide son can suyu olan çok kanallı ses uygulamasıyla geliştikçe, birçok yan sektöründe mantar gibi gelişimine olanak vermiş yeniden hayata dönmüştür. Video kasetlere göre çok daha mükemmel görüntü ve ses kaydı yapılabilen DVD bir anlamda sinemanın ayakta kalarak ilerleyen teknolojiye beklide tek geçit noktası olacaktır.
Şimdilerde sinema sektörüne yeni soluklar aldırabilecek Blu-ray Disk ağabeyleri CD-VCD-DVD gibi medyaların diskten okunması için kullanılan kırmızı lazer teknolojisinin kullanıldığı disk çalarların yerini alacak, daha çok veri kaydı yapılabilen mavi-menekşe rengi lazer teknolojisi ile okuma ve yazma yapabilen son format olacaktır. Medya uzmanların bundan sonra oturan bir teknoloji olarak niteledikleri ömrünün şimdiden kestirilemeyeceği bir format olan Blu-ray Disk teknolojisi, Dünya medya devi Sony ve Philips firmalarının başını çektiği tabir yerindeyse, sütün kaymağını tereyağ kıvamına getirerek yedikleri bu pasta diliminin bir parçası olarak gelinen noktayı önceki bloğumda da değinmiş olduğum ev sineması çılgınlığının ulaştığı yerin nerelere geldiğinin bir kanıtı niteliğindedir. Blu-ray, ismini veri yazıp okumak için kullandığı mavi-mor (Blue, Violet) lazer ışınının mavi (Blue) ile optik ışık (Ray)’ in birleşiminden oluşmuş Blu-ray adını almıştır. Burada blue kelimesindeki e harfinin ticari anlam yükleme sebebiyle atılarak Blu-ray Disk olarak adlandırılmış olduğunu da dip not olarak eklemek isterim.
Sinemayla başlayan, Televizyon-Video-Vcd-Dvd ve Blu-Ray derken gelinen nokta görülen o ki arkasında daha onlarca teknolojiyi barındıran son hızla ilerleyen bir lokomotifin katarlarındaki, insanlara isteseler de istemeseler de yemeleri için dayatılabilecek görsel ve işitsel medya menüsünden bAşık Olmaya bir şey değil. Bunlar inanın kendi irademiz dışında gelişiveren bazen kullanmaya mecbur edilebileceğimiz 21. yüzsenenin teknoloji hapları olarak yutmamız gereken şeyler haline gelecekler. Buna basit bir örnek; banka hesaplarımızla ilgili olarak işlem yapmamız gerektiğinde bizi önceleri telefon bankacılığı, derken internet şubeleri diye kanalize eden işlemlerimizi buradan gerçekleştirmemizi isteyen, hatta bu işlemleri cep telefonunuz olmadan asla yapamayacağınız bir konuma sürükleyen küresel yaşam şartlarının evrimleşmesine ayak uydurmamızın dayanılmaz hafifliğini yerine getirmemiz olabilir. Ben istemedikçe asla diyemeyeceğimiz çoğu şeyi ya kullanacağız ya da kullanmak zorunda bırakılacağız. devam edecek..
Emin ORTA
kabul etmeme Alert, Mobil Platformda
Electronic Arts çatısı altındaki EA Mobile, birbirinden kaliteli konsol ve PC oyunlarını mobil platformlar için
satışa
sunmaya başladı. Bunlardan biri de kabul etmeme Alert. Strateji
oyunu
müdavimlerinin yakından takip ettikleri seri, bu kez
Apple
‘ın mobil cihazında!
Apple Store’da yayınlanan yapım, tanıdık kabul etmeme Alert birim ve binalarını cep telefonunuza getiriyor.
aseks.com Firmamız 1992 yılından buyana, gizliliği temel prensip edinmiş ciddi erotik market
, dürüst, kaliteli hizmet ilkesiyle ödün vermeden çalışan ve fantazi ürünleri satışı yapan kurumsal bir sex shop
dur.kendi alanında sektörünün kaliteli alışverişi ilke edinmiş,işini profosyonelce yapan, iş hassasiyetine ve mahremiyetine tam anlamıyla önem veren ve sonsuz müşteri memnuniyetini ilke edinmiş kurumsal bir erotik shop
. Siz müşterilerimize gerek ürün kalitesi ile gerekse satış sonrası hizmetleri ile en iyi hizmeti vermeye çalışmaktayız.Aseks kendi alanında lider firmaların başında ve Türkiyede ilk kurulan (acılan) bir firmadır.
Ürünlerimizin %90 nı Amerika.Hollanda,İtalya,Almanya ve Fransa’dan partneri olan 28 firmadan direk ithal edilmekte %10′luk kısmıda ülkemizdeki partneri firmalardan şirketlerden karşılanmaktadır.
Aseks ekibi her yıl Avrupa da düzenlenen fuarları takip etmekte yeni çıkan her ürünü aynı anda ülkemizde satışa sunmaktadır. seks shop
Kuruluşumuzdan buyana Türkiye genelinde onbinlerce müşterisi olan işini profesyonelce yapan yöneten müşteri menmuniyetini temel prensip edinen köklü ,
gecmişi uzun ve iyi olan kaliteyi ön planda tutan kurumsal bir firmadır.ASEKS HOP yepyeni çeşitlerle, müşteriye yönelik kampanyalarıyla en kaliteli hizmeti en ucuza vermektedir.
Sitemizde ve satış mağazamızdan alacağınız tüm ürünler ASEKS SHOP garantisi altındadır .tüm ürünlerimizi ister sitemizden online satın alabilir ister adresimize gelerek showroom’mumuzdan görerek alabilirsiniz .














