<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bloglar.Tk Güncel blog!!! &#187; Şiir</title>
	<atom:link href="http://www.bloglar.tk/category/siir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bloglar.tk</link>
	<description>Haber sinema sağlık teknoloji oyun program video deneme alışveriş felsefe bilim gazete gezi öykü makale futbol eğitim edebiyat blogu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 22 Dec 2011 22:31:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Aydın&#8217;da Şiir, Kitap ve İmza Günleri</title>
		<link>http://www.bloglar.tk/aydinda-siir-kitap-ve-imza-gunleri.html</link>
		<comments>http://www.bloglar.tk/aydinda-siir-kitap-ve-imza-gunleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Aug 2011 10:01:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara şehir yaşamı şiirleri blog]]></category>
		<category><![CDATA[aydinda]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[gunleri]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglar.tk/3551</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Aydın Yazarlar ve Şairler Derneği, S&#246;ke Şairler ve Yazarlar Derneği&#8217;nin katkılarıyla 28 Temmuz 2011 tarihinden itibaren Aydın&#8217;da Vali Recep Yazıcıoğlu K&#252;lt&#252;r Merkezi Salonu&#8217;nda Aydınlı ve S&#246;keli şair, ve yazarların eserleri halka a&#231;ık bir sergi ortamında a&#231;ıldı. A&#231;ılışını Aydın İl K&#252;lt&#252;r ve Turizm M&#252;d&#252;r&#252; Nuri Aktaka ve İl &#214;zel İdare Genel Sekreteri Halil İbrahim Aktemur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-6597569510356852";
/* bloglartkmay */
google_ad_slot = "0429495182";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p> <p><img src="http://www.bloglar.tk/resim/aydinda-siir-kitap-ve-imza-gunleri-1312614096.jpg"></img><![if gte mso 9]></p>
<p>
<![endif]>&nbsp;</p>
<p>
	Aydın Yazarlar ve Şairler Derneği,  S&ouml;ke Şairler ve Yazarlar Derneği&rsquo;nin katkılarıyla 28 Temmuz 2011 tarihinden itibaren Aydın&rsquo;da Vali Recep Yazıcıoğlu K&uuml;lt&uuml;r Merkezi Salonu&rsquo;nda Aydınlı ve S&ouml;keli şair,  ve yazarların eserleri halka a&ccedil;ık bir sergi ortamında a&ccedil;ıldı. A&ccedil;ılışını Aydın İl K&uuml;lt&uuml;r ve Turizm M&uuml;d&uuml;r&uuml; Nuri Aktaka ve İl &Ouml;zel İdare Genel Sekreteri Halil İbrahim Aktemur ve Aydın Belediyesi b<a href="http://www.bloglar.tk/tag/ask"title="aşk" >aşk</a>an yardımcısı Şefika G&uuml;lay G&uuml;nday tarafından a&ccedil;ılışı 01. 08.2011 Pazartesi g&uuml;n&uuml; <a href="http://www.bloglar.tk/tag/saat"title="saat" >saat</a> 16.00 da ger&ccedil;ekleşti. İl K&uuml;lt&uuml;r ve Turizm M&uuml;d&uuml;r&uuml; Nuri Aktaka,  serginin a&ccedil;ılışını yaparken &ouml;zetle şunları s&ouml;yledi:&nbsp;</p>
<p>
	 &nbsp;</p>
<p>
	Aydın&rsquo;ımızda efeler diyarında şairlerimiz ve yazarlarımız vardır. Onlarla gurur duyuyoruz,  . B&ouml;ylesi sanat,  k&uuml;lt&uuml;r i&ccedil;erikli bir serginin sıcak bir ortamda Aydın&rsquo;da,  S&ouml;ke ve Nazilli &lsquo;den gelen şair ve yazarlarımızın şiirlerini,  kitaplarını burada halka a&ccedil;ık olarak g&ouml;rmek bizleri sevindiriyor. Başta Aydın Yazarlar ve Şairler Derneği başkanı Ş&uuml;kr&uuml; &Ouml;ks&uuml;z <a href="http://www.bloglar.tk/tag/olmak"title="olmak" >olmak</a> &uuml;zere t&uuml;m emeği ge&ccedil;enleri tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum &ldquo; dedi.&nbsp;</p>
<p>
	 &nbsp;</p>
<p>
	Şiir ve kitap sergisi ve imza g&uuml;nleri,  15 g&uuml;n a&ccedil;ık olarak kalacaktır. Şiir ve kitaplarıyla katılanlar:&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Mustafa Kemal Yılmaz,  </strong> Sadettin Demirayak,  <strong> Ş&uuml;kr&uuml; &Ouml;ks&uuml;z,  </strong> T&uuml;lay Sarayk&ouml;yl&uuml;,  <strong> Abd&uuml;lkadir G&uuml;ler,  </strong>Mehmet Orhan,  <strong>Yaşar Uyar,  </strong>Ali Haydar &Ouml;zt&uuml;rk,  <strong>S&uuml;leyman İncedal,  </strong><strong> </strong>Metin Akdeniz<strong>,  </strong> <strong>Şefika &Ccedil;obanoğlu,  </strong> G&uuml;ner D<a href="http://www.bloglar.tk/tag/okuyucu"title="okuyucu" >okuyucu</a>,  <strong> Nevzat Se&ccedil;en,  </strong> Nesrin &Ouml;zdamar,  <strong>Naim &Ouml;zdamar,  </strong> Ali Didili,  <strong>Belma Alper U&ccedil;ar</strong>,  Erg&uuml;l G&uuml;l,  <strong>Abdullah <a href="http://www.bloglar.tk/tag/bedel"title="bedel" >Bedel</a>oğlu,  </strong> Savaş Sarıkaya,  <strong>Yıldız Nadir &Uuml;nl&uuml; Erg&uuml;n </strong>Doğan,  <strong> &Ouml;zlem Alg&uuml;n Akdağ</strong>,  Osman G&ouml;k&ccedil;e,  <strong> Ertan Acar </strong>ve Nesrin &Ouml;zdamar şiir ve kitaplarıyla sergiye katıldılar.&nbsp;</p>
<p>
	Aydın&#39;da <a href="http://www.bloglar.tk/tag/hazir"title="hazır" >hazır</a>lanan ve 15 g&uuml;n devam edecek olan Şir vekitap imza g&uuml;nlerinin sağlıklı ve başarılı ge&ccedil;mesini diliyor ve t&uuml;m emeği ge&ccedil;enleri sanatımız ve k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z adına tebrik ediyoruz&#8230; S&ouml;z&uuml;m&uuml; Eski Aydın Milletvekili Sayın Mustafa Kemal Yılmaz&#39; ın t&uuml;m kitaplarının &ouml;n sayfalarında &ouml;zenle yazılıp yer alan bir s&ouml;z&uuml;yle bağlamak istiyorum.&nbsp;</p>
<p>
	<strong>KİMİ &Ccedil;OKTAN YİTMİŞ<br />
	</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>KİMİ EĞİK,  KİMİ YAN YATMIŞ<br />
	</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>KİMİNİN KIRILMIŞ BAŞI&#8230;<br />
	</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>KİTAPLAR İSE DİMDİK,  HEP AYAKTA<br />
	</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>KİTAPLAR<br />
	</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>EN DAYANAKLI<br />
	</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>MEZAR<br />
	</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>TAŞI&#8230;.</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>M. Kemal YILMAZ</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&Uuml;&ccedil; Demet Şiir / Aydın 2006.</strong>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglar.tk/aydinda-siir-kitap-ve-imza-gunleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derin Hoca&#8217;nın büyüsü ve Nüfel dayının öyküsü</title>
		<link>http://www.bloglar.tk/derin-hocanin-buyusu-ve-nufel-dayinin-oykusu.html</link>
		<comments>http://www.bloglar.tk/derin-hocanin-buyusu-ve-nufel-dayinin-oykusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jul 2011 07:56:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[buyusu]]></category>
		<category><![CDATA[dayinin]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[hocanin]]></category>
		<category><![CDATA[nufel]]></category>
		<category><![CDATA[oykusu]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglar.tk/3411</guid>
		<description><![CDATA[Ortaokulu bitirdiğim sene, zamanın ge&#231;mek bilmediği g&#252;nlerden birinde, annemin o sıralar bir g&#246;let inşaatında &#231;alışan akrabası, hastalanan karısı ve kızını k&#246;yden alıp bize getirmişti. Kadının hastalığını şimdi hatırlamıyorum. Ama on g&#252;n kadar Elazığ&#8217;da, şöyle ki bizde kalması gerekiyordu. Mahmut abenin o kadar izni yoktu. &#199;alıştığı şantiyeye geri d&#246;necekti. Nereden estiyse, ben de onunla gitmek istedim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bloglar.tk/resim/derin-hocanin-buyusu-ve-nufel-dayinin-oykusu-1311656181.jpg"></img>
<p>
	Ortaokulu bitirdiğim sene,  zamanın ge&ccedil;mek bilmediği g&uuml;nlerden birinde,  annemin o sıralar bir g&ouml;let inşaatında &ccedil;alışan akrabası,  hastalanan karısı ve kızını k&ouml;yden alıp bize getirmişti. Kadının hastalığını şimdi hatırlamıyorum. Ama on g&uuml;n kadar Elazığ&rsquo;da,  şöyle ki bizde kalması gerekiyordu. Mahmut abenin o kadar izni yoktu. &Ccedil;alıştığı şantiyeye geri d&ouml;necekti. Nereden estiyse,  ben de onunla gitmek istedim. Aklımca,  on g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne de olsa can sıkıntısından firoş edecektim.&nbsp;</p>
<p>
	Ertesi sabah; camında &ldquo;Harput Ceylanı&rdquo; yazan,  kamyondan bozma,  &uuml;st&uuml; a&ccedil;ık bir k&ouml;y otob&uuml;s&uuml;ne bindik. Hasır taburelere oturarak,  koyunların,  ke&ccedil;ilerin,  <a href="http://www.bloglar.tk/tag/tavuk"title="tavuk" >tavuk</a>ların arasında yola koyulduk. G&ouml;let inşaatına giden yol ayrımında &uuml;st&uuml;m&uuml;z başımız kıl,  t&uuml;y i&ccedil;inde Harput Ceylanı&rsquo;ndan indik. Oradan,  tepelerin arasında kıvrılarak uzanan toprak bir yolda iki <a href="http://www.bloglar.tk/tag/saat"title="saat" >saat</a> y&uuml;r&uuml;yerek g&uuml;nl&uuml;k g&uuml;neşlik bir &ouml;ğlen vakti şantiyeye vardık.&nbsp;</p>
<p>
	Şantiye b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir derenin kenarına kurulmuştu. Beş tane prefabrik baraka ile k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kerpi&ccedil; ev vardı. Şantiyeden epey aşağıda dozer ve damperli kamyonlar &ccedil;alışıyordu. İlk barakanın dereye bakan tarafında; altında &uuml;st&uuml; meşe dallarıyla kaplı bir b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir &ccedil;ardak vardı. &Ouml;nce &ccedil;ardakta oturup birer soğuk ayran i&ccedil;tik. Sonra Mahmut abe bize ayran getiren odacıdan odasının anahtarını alıp barakaya gitti. Ama gitmesiyle pencereden odacıya bağırması bir oldu. Odacı koşarak giderken ben de arkasına takıldım. Baraka,  dar bir koridorun iki yanında karşılıklı d&ouml;rt odadan oluşuyordu. Mahmut abenin odasına girdiğimizde y&uuml;z&uuml;n&uuml;n kire&ccedil; gibi olduğunu g&ouml;rd&uuml;m. Titreyen bir sesle,  odacıya;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Ben yandım!&rdquo;</strong> dedi.<br />
	&Uuml;st&uuml;nde bir daktiloyla evrak ve yazı malzemelerinin bulunduğu tahta masanın &ccedil;ekmecesi ardına kadar a&ccedil;ıktı. Boş &ccedil;ekmeceye bakan Mahmut abe;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Paralar! İş&ccedil;ilerin aylığı,  mazot parası,  avanslar,  iaşe parası&hellip; Hepsi gitmiş!&rdquo;</strong> dedi. Sonra odacıya sitem ederek;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Sana o kadar,  bu odaya g&ouml;z kulak ol demiştim. Ne yapacağım şimdi ben?&rdquo; </strong>&nbsp;</p>
<p>
	Odacı; elli,  ellibeş yaşlarında,  <a href="http://www.bloglar.tk/tag/uzun"title="uzun" >uzun</a> boylu,  geniş y&uuml;zl&uuml;,  ağarmış dağınık sa&ccedil;ları,  birka&ccedil; g&uuml;nl&uuml;k sakalı ve iri g&ouml;zleriyle d&uuml;nyaya meydan okur gibi bakan heybetli bir adamdı. Sağ kaşının ortasından alnına doğru derin bir yara izi uzanıyordu. Geniş ve dik omuzuna &ouml;rtt&uuml;ğ&uuml; puşisi,  cepkeni,  şalvarı ve ayağındaki ucu kıvrık yemenisi ile birinci bakışta insanda <a href="http://www.bloglar.tk/tag/korku"title="korku" >korku</a> uyandıran biriydi. BAşık Olmaya bir yara izi de kulağının yanından başlayıp kalın ve etli &ccedil;enesinin yanından ge&ccedil;ip boğazından aşağı iniyor,  yakasız g&ouml;mleğinin altında kayboluyordu. Yaşlı olmasına rağmen tehlikeli birine benziyordu. O da ş<a href="http://www.bloglar.tk/tag/ask"title="aşk" >aşk</a>ın ve &uuml;zg&uuml;nd&uuml;. Mahmut abe adama;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;&Ccedil;abuk pikabın şof&ouml;r&uuml;n&uuml; &ccedil;ağır,  karakola gideceğim.&rdquo;</strong> deyince,  odacı;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Gurban olam Mahmut beg,  hele birez dur!&rdquo;</strong> dedi. <strong>&ldquo;Garagola gideceksin de ne olacak? &Ccedil;ekmecenin anahtarı sendeydi lakin odanın anahtarı bendeydi. Para bahan emanetti! Cenderme &ouml;nce beni,  sonra aş&ccedil;ıyı,  sonra ş&ouml;ferleri,  sonra da iş&ccedil;ileri&hellip; hepimizi bir bir falakaya yatıracak. Su&ccedil; desen,  illa ki adamlardan biri zopaya tehamm&uuml;l etmeyecek; &ldquo;Yeter,  vurmayın,  ben yaptım!&rdquo; diyecek. C&uuml;r&uuml;m o garibanın &uuml;st&uuml;ne galdığı gibi para da gidecek. Dur birez,  hemen cendermeye heves etme!&rdquo; </strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Candarmaya gitmeyeyim de ne yapayım N&uuml;fel dayı? Patrona ne diyeceğim ben?&rdquo;</strong>&nbsp;</p>
<p>
	N&uuml;fel dayı,  şalvarının cebinden t&uuml;t&uuml;n tabakasını &ccedil;ıkarıp bir sandalyeye oturdu. Bir <a href="http://www.bloglar.tk/tag/sigara"title="sigara" >sigara</a> sardı. Benzin kokan fitilli &ccedil;akmağıyla sigarasını yaktı. Sigarasından birka&ccedil; derin soluk &ccedil;ektikten sonra,  soran bakışlarla Mahmut abeye bakıp;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Mahmut beg,  senin bahan itimadın var mıdır?&rdquo;</strong> dedi.&nbsp;</p>
<p>
	Mahmut abe,  biraz teredd&uuml;t ettikten sonra;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Tabii ki var N&uuml;fel dayı. Yav sen de &ouml;yle bir şey s&ouml;yledin ki şimdi!&rdquo;</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Darılma Mahmut beg,  sen benim eski halımı ahvalımı bilisen,  demem ondandır.&rdquo; </strong>&nbsp;</p>
<p>
	Bir s&uuml;re ikisi de sustu. Sonra N&uuml;fel dayı;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Bak Mahmut beg,  bu işin altından bi tek Derin Hoca kalkar. Hoca,  bu aylarda ya Piran&rsquo;dadır,  ya Gisto&rsquo;dadır. Gelirse alıp getireyim. Eğer o hırsızı bulamazsa o zaman işi cendermeye havale edersin. Ben de ceremem neyse &ccedil;ekerim gardaşım.&rdquo; </strong>dedi.&nbsp;</p>
<p>
	Mahmut abe biraz d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kten sonra sessizce kabul etti.<br />
	N&uuml;fel dayı;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Yarın zabah erkenden d&ouml;nerim. Ben gelinceye gader kimseye paranın &ccedil;alındığını s&ouml;yleme.&rdquo;</strong> dedikten sonra,  inşaat sahasındaki koyu yeşil renkli bir pikaba binip gitti.&nbsp;</p>
<p>
	Mahmut abeyle odadan &ccedil;ıktık,  gidip &ccedil;ardağın altında oturduk. Peş peşe t&uuml;t&uuml;n sarıp i&ccedil;en Mahmut abe derin bir d&uuml;ş&uuml;nceye dalmıştı. Beni unutmuştu. G&ouml;let sahasından gelen iş makineleriyle,  taş boşaltan kamyonların g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;ne deredeki kurbağaların sesi karışıyordu. Canım sıkılmıştı. Geldiğime geleceğime pişman olmuştum. Sessizce kalkıp dereye indim. Cam gibi saydam ve berrak bir su,  taşların arasında kıvrımlar yaparak akıyor,  suyun i&ccedil;indeki yuvarlak taşlar g&uuml;neşte g&ouml;z kırparak parıldıyordu. Derenin iki kıyısında adını bilmediğim bir s&uuml;r&uuml; bitki vardı. Bir taşın &uuml;st&uuml;ne oturup,  suyun akışını seyre daldım. Bir şey mantığıma takılmıştı; odacının,  &lsquo;eski halım,  ahvalım&rsquo; dediği şey! Bu vahşi g&ouml;r&uuml;n&uuml;şl&uuml; adamın mazisinde bir sır olmalıydı. Bir an,  gidip Mahmut abeye sormayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Sonra vazge&ccedil;ip dere boyunca dolaşmaya &ccedil;ıktım. Okuduğum macera romanlardaki ıssız yerleri keşfe &ccedil;ıkmış biri gibi hissediyordum kendimi. Ama biraz ilerleyip,  tırmandığım bir kayanın &uuml;st&uuml;nde kurumuş bir yılan derisi g&ouml;r&uuml;nce tırstım ve şantiyeye geri d&ouml;nd&uuml;m.&nbsp;</p>
<p>
	O gece &ccedil;ardağın altında,  l&uuml;ks lambasının ışığında oturup yemek yedik. Sonra &ccedil;aylar geldi. İş&ccedil;ilerin sohbeti,  şarkı t&uuml;rk&uuml; s&ouml;ylemeleri bitince herkes barakasına uyumaya gitti. Mahmut abenin odasında bana yapılan yatakta,  dereden gelen kurbağa seslerini dinlerken uyumuşum.&nbsp;</p>
<p>
	Sabahın birinci ışıklarıyla birlikte uyandım. Mahmut abe h&acirc;l&acirc; uyuyordu. Sessizce giyinip &ccedil;ardağın altına gittim. Serin bir r&uuml;zg&acirc;r esiyor,  toprak yoldan tozlar kalkıyordu. Etrafta kuş cıvıltılarıyla derenin sesinden bAşık Olmaya ses yoktu. Biraz sonra aş&ccedil;ı kalktı. Derede elini y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkadıktan sonra mendiliyle y&uuml;z&uuml;n&uuml; kurulayarak mutfağa gitti.&nbsp;</p>
<p>
	Mutfaktan &ccedil;orba kokuları yayılırken öteki iş&ccedil;iler de birer ikişer kalkmaya başlamıştı. Dereye inip y&uuml;z&uuml;m&uuml; yıkadım. Keyfim ka&ccedil;mıştı. Daha şimdiden on g&uuml;n <a href="http://www.bloglar.tk/tag/nasil"title="nasıl" >nasıl</a> ge&ccedil;ecek diye dertlenmeye,  başlamıştım. Aş&ccedil;ının seslenmesiyle yukarı &ccedil;ıkıp &ccedil;ardağın altında isteksizce &ccedil;orbamı i&ccedil;meye başlamıştım ki,  birden pikabın sesini işittik. Az sonra arkasından kaldırdığı bir toz bulutuyla barakanın &ouml;n&uuml;nde duran pikaptan &ouml;nce N&uuml;fel dayı,  sonra beyaz sarıklı,  c&uuml;bbeli,  uzun boylu,  zayıf,  elmacık kemikleri &ccedil;ıkık,  siyah sakallı,  sert bakışlı,  şalvarlı bir adam indi.&nbsp;</p>
<p>
	Bu adam Derin Hoca&rsquo;ydı. N&uuml;fel dayı pikabın arkasından &uuml;st&uuml; bezle &ouml;rt&uuml;l&uuml; bir &ouml;rme sepeti alıp hocayla birlikte &ccedil;ardağın yanına geldi. İş&ccedil;iler hocaya hoş geldin deyip yer g&ouml;sterdiler. &Ccedil;atık kaşlarıyla herkesi dikkatlice s&uuml;zen hoca herkesle merhabalaştıktan sonra Mahmut abe iş&ccedil;ilere,  kendisi Elazığ&rsquo;a gittiğinde odasına giren birinin &ccedil;ekmecedeki paraları &ccedil;aldığını s&ouml;yledi. Sonra,  &ccedil;alışmaya gitmeyip arkadaki barakanın g&ouml;lgesinde kendisini beklemelerini s&ouml;yledi. Benim varlığımı unutmuşlardı yine. Hocayla K&uuml;rt&ccedil;e konuştukları i&ccedil;in ne dediklerini tam anlamıyor,  merak i&ccedil;inde neler olacağını bekliyordum.&nbsp;</p>
<p>
	&Ccedil;orbalar i&ccedil;ildikten sonra Mahmut abe,  N&uuml;fel dayı ve şof&ouml;r kalkıp iş&ccedil;ilerin yanına gittiler. Hoca da sepeti alıp mutfağa yollandı. O mutfağa girdikten az sonra sineklik takılmış pencereye yanaşıp i&ccedil;eriye baktım. Hoca yere &ccedil;&ouml;melmiş,  sepetten &ccedil;ıkardığı ayakları bezle bağlı beyaz bir tavuğun kanatlarını,  ters &ccedil;evirdiği mutfak kazanına s&uuml;r&uuml;yordu. Beni g&ouml;rmesinden korkarak gidip &ccedil;ardağın altında oturdum. Tuhaf şeyler olacağını sezmiş,  heyecanlanmaya başlamıştım. Az sonra mutfaktan &ccedil;ıkan hoca elinde sepetle Mahmut abenin odasına gitti. Ben de arkasından pencereye!.. Hoca,  t&uuml;yleri kazanın isiyle kapkara olmuş tavuğu odanın ortasına koyup,  sepeti de tavuğun &uuml;st&uuml;ne kapattıktan sonra barakanın arkasında bekleyenlerin yanına gitti.&nbsp;</p>
<p>
	Derin Hocanın,  tavuğun t&uuml;ylerini kazanın isine s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; benden bAşık Olmaya hi&ccedil; kimse bilmiyordu.&nbsp;</p>
<p>
	Hocanın iş&ccedil;ilere K&uuml;rt&ccedil;e s&ouml;ylediklerini Mahmut abe de K&uuml;rt&ccedil;e bilmeyenler i&ccedil;in T&uuml;rk&ccedil;eye &ccedil;eviriyordu. Hoca uzunca bir dua okuduktan sonra,  odadaki sepetin altında tavuk kılığında bir cin olduğunu,  onu okuyup &uuml;flediğini s&ouml;yledi. Herkes sırayla Mahmut abenin odasına girip,  besmele &ccedil;ekerek sağ elini sepetin altına sokacak,  cinin sırtını &uuml;&ccedil; defa sıvazlayacak ve avucunun i&ccedil;ine bakmadan elini yumruk şeklinde sıkıp odadan &ccedil;ıkacaktı. Hoca s&ouml;ylemeden hi&ccedil; kimse sağ elini a&ccedil;mayacaktı. Cin masum olanlara hi&ccedil; bir şey yapmayacaktı. Ama parayı &ccedil;alan kişi tavuk kılığındaki cine elini s&uuml;rer s&uuml;rmez &ouml;yle bir &ccedil;arpılacaktı ki,  ağzı bir tarafa,  burnu bAşık Olmaya tarafa gidecek,  y&uuml;z&uuml; k&ouml;m&uuml;r gibi kapkara olacak,  &ouml;mr&uuml;n&uuml;n sonuna kadar da &ouml;yle kalacaktı!&nbsp;</p>
<p>
	Hoca koridorda,  oda kapısının &ouml;n&uuml;nde yerini aldıktan sonra Mahmut abe birinci &ouml;nce N&uuml;fel dayıyı &ccedil;ağırdı. Kapının &ouml;n&uuml;nde N&uuml;fel dayının sağ bileğini tutan hoca,  bazı dualar okuyarak onu odaya soktu. Odadan &ccedil;ıkınca da,  sağ elinin kapalı olup olmadığını kontrol ederek onu koridorun sonuna g&ouml;nderdi. Sırayla herkes odaya girip &ccedil;ıktıktan sonra sağ elleri yumruk şeklinde sıkılı olarak N&uuml;fel dayının yanına g&ouml;nderildi. Son adam da &ccedil;ıkınca hoca herkesi dışarıya &ccedil;ağırdı.&nbsp;</p>
<p>
	Duvarın dibinde sıraya girince,  hoca yine dualar okuyarak baştan itibaren herkesin sağ elini tutup a&ccedil;maya başladı. Eli a&ccedil;ılanlar ellerindeki siyah lekeyi g&ouml;r&uuml;nce korkuya kapılıyor,  şaşkın bir y&uuml;z ifadesiyle; bu da nereden &ccedil;ıktı dercesine birbirlerine bakıyordu. Derken adamın birinin eli a&ccedil;ıldığında avucunun bembeyaz olduğunu g&ouml;rd&uuml;k. Hoca adamın bileğine yapışıp,  K&uuml;rt&ccedil;e;<br />
	<strong>&ldquo;Awa dizzek ew &eacute;!&rdquo;</strong> diye bağırdı. (şimdi hırsız bu!)<br />
	Herkes şaşırmıştı. Mahmut abe;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Hocam,  eğer bu adam parayı sakladığı yeri g&ouml;sterirse,  cine s&ouml;yle benim hatırım i&ccedil;in bu hırsızı &ccedil;arpmasın!&rdquo;</strong> dedi.<br />
	Adam ter i&ccedil;inde kalmış,  utancından kimsenin y&uuml;z&uuml;ne bakamıyor,  başını yerden kaldırmıyordu. Şeytana uyduğunu,  parayı sakladığı yeri g&ouml;stereceğini s&ouml;yledi.&nbsp;</p>
<p>
	Hoca bir m&uuml;ddet daha dualar okuyup d&ouml;rt bir tarafa &uuml;f&uuml;rd&uuml;kten sonra Mahmut abe,  hoca ve ben adamın parayı sakladığı yere gittik. Adam parayı şantiyeden epey uzağa,  bir kayanın altına saklamıştı. Parayı sayan Mahmut abe adama,  onu işten &ccedil;ıkardığını s&ouml;yleyip kovdu. Sonra hoca ile birlikte şantiyeye d&ouml;nd&uuml;k. Mahmut abe derin Hocaya biraz para verip adamı pikapla k&ouml;y&uuml;ne yolladı.&nbsp;</p>
<p>
	Olup bitenler hoşuma gitmişti. O gece &ccedil;ardağın altında N&uuml;fel dayı ile sohbet ederken bir ara cebinden bir nohut &ccedil;ıkardı. &Ccedil;akısıyla nohutu ikiye b&ouml;ld&uuml;. Puşisini sıkıca burup başına sardıktan sonra nohutun bir par&ccedil;asını kulağının hemen &uuml;st&uuml;nde,  puşisinin altına soktu. Eliyle,  yarım nohutun yerli yerinde olduğunu kontrol ettikten sonra &ccedil;akısını katlayıp cebine soktu. Merak etmiştim. Sorduğumda,  nohutu kulağının &uuml;st&uuml;ndeki bir noktaya bastırdığında baş ağrısının ge&ccedil;tiğini s&ouml;yledi. Uyumak i&ccedil;in kalktığımızda;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Zabahınan ava gideceğim. Burada tek başına yarensiz canın sıkılır. Mahmut beg <a href="http://www.bloglar.tk/tag/izin"title="izin" >izin</a> verirse sen de gel,  sana tabanca atmayı da &ouml;ğretirim!&rdquo;</strong> deyince sevin&ccedil;ten havalara u&ccedil;acaktım az daha.<br />
	Ama l&uuml;ks lambası s&ouml;n&uuml;p de yatağa girmemle,  mantığıma cinin gelmesi bir oldu. Ya cin h&acirc;l&acirc; odadaysa? Bildiğim b&uuml;t&uuml;n duaları peş peşe okuyup dururken uyumuşum.&nbsp;</p>
<p>
	Sabah,  daha g&uuml;neş doğarken N&uuml;fel dayının sesiyle uyandım. Giyinip &ccedil;ardağa koştum. N&uuml;fel dayı aş&ccedil;ıyla kumanya <a href="http://www.bloglar.tk/tag/hazir"title="hazır" >hazır</a>lıyordu. Birka&ccedil; tane sac ekmeği,  domates,  salatalık ve koca bir kalıp peynirle iki &ccedil;ay bardağı,  &ccedil;aydanlık,  yarısı dolu bir paket &ccedil;ay,  gazete k&acirc;ğıdına sarılmış bir avu&ccedil; kesme şeker,  hepsi b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir beze konup &ccedil;ıkın yapıldıktan sonra masanın &uuml;st&uuml;nde duran av t&uuml;feğini omuzuna asan N&uuml;fel dayıyla yola d&uuml;şt&uuml;k. Koca av t&uuml;feği; bu iri yarı,  uzun boylu adamın omuzunda &ccedil;ocuk oyuncağı gibi duruyordu. Fişekliği ben taşıyordum.&nbsp;</p>
<p>
	Sevin&ccedil;ten u&ccedil;uyordum&#8230; Keyfime diyecek yoktu! Bir yandan sohbet ediyor,  bir yandan dere boyunca uzanan patikadan tepelere doğru y&uuml;r&uuml;yorduk. Bir koruluğun yanından ge&ccedil;erken kulağımıza keklik sesleri geldi. Bana sus işareti yapan N&uuml;fel dayı &ouml;nde,  sessiz adımlarla &ccedil;alıların arasına girdik. Biraz ilerleyince b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir kayanın &uuml;st&uuml;nden bir kekliğin u&ccedil;tuğunu g&ouml;rd&uuml;k. Keklik uzaklaşmamıştı. H&acirc;l&acirc; yakınlarda bir yerden sesi geliyordu.&nbsp;</p>
<p>
	O sırada N&uuml;fel dayı dikkatlice yere bakmaya başladı. &Ouml;nce d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; bir şeyi aradığını sandım. Az sonra &ccedil;&ouml;melip parmağı ile yeri işaret etti. Yerde,  toprağın &uuml;st&uuml;ndeki &ccedil;alı &ccedil;ırpı par&ccedil;alarıyla,  kurumuş <a href="http://www.bloglar.tk/tag/yaprak"title="yaprak" >yaprak</a> ve otlardan bAşık Olmaya şey g&ouml;remiyordum. N&uuml;fel dayı g&uuml;lerek elini bir tutam ota doğru uzattı. Sonra bir hamlede onu avu&ccedil;ladı. öteki eliyle dikkatlice otları ayıklayınca avucundaki kuş ortaya &ccedil;ıktı. Bu bir keklik yavrusuydu. Keklik yavrusunu cebine koyan N&uuml;fel dayı parmağı ile bAşık Olmaya bir noktayı daha g&ouml;sterdi. Otların arasında bir keklik yavrusunun daha olduğunu anlamıştım,  ama onu g&ouml;remiyordum. N&uuml;fel dayı az &ouml;nceki gibi bir yavru daha yakaladı. Avucundaki otları ayıkladıktan sonra yavru kekliği bana verdi. T&uuml;yleri yeni &ccedil;ıkmış yavrunun kalbi &ccedil;ılgın gibi atıyordu. N&uuml;fel dayı,  anne kekliğin tehlikeyi sezince dikkatimizi kendi &uuml;zerine &ccedil;ekmek i&ccedil;in yakın bir yere u&ccedil;tuğunu,  hen&uuml;z u&ccedil;amayan yavruların ise pen&ccedil;eleriyle yerden bir tutam otu kavradıktan sonra sırt &uuml;st&uuml; yatarak gizlendiklerini anlattı. Sonra keklik yavrularını tekrar yere bıraktı. Yavrular pen&ccedil;eleriyle otları yakalayıp hemen sırt &uuml;st&uuml; yattılar. Bir anda yine g&ouml;zden kaybolmuşlardı. Onları alıp eve g&ouml;t&uuml;rmek istediğimi s&ouml;ylediğimde bana &ccedil;ok ilgin&ccedil; bir şey &ouml;ğretti. Keklik yavrularının kakaları t&uuml;ylerine yapışıp kururmuş. O y&uuml;zden yavrular b&uuml;y&uuml;y&uuml;nceye kadar anne keklik devamlı yavruların arkasındaki t&uuml;yleri temizlermiş. Temizlemezse yavrular zamanla kakalarını yapamayıp &ouml;l&uuml;rm&uuml;ş.&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;O işi sen yapamazsın yeğenim. &Ouml;l&uuml;r bu yavrular. Yazık olur&hellip; Şimdi biz gidince anne keklik gelip bunları alır. Yavrusu olan hayvanlar avlanmaz,  g&uuml;nahtır.&rdquo;</strong> dedi.&nbsp;</p>
<p>
	Kaşını tam ortadan ikiye b&ouml;len yara iziyle,  tehlikeli bir kavgadan yeni &ccedil;ıkmış bir kabadayıya benzeyen bu yaşlı adamın anlattıkları beni şaşırtıyordu. Gittik&ccedil;e sevmeye başlamıştım N&uuml;fel dayıyı.&nbsp;</p>
<p>
	Tekrar yola d&uuml;şt&uuml;k. Daha on adım atmamıştık ki,  yerde bir ıslaklık g&ouml;rd&uuml;k. N&uuml;fel dayının y&uuml;z&uuml; endişeyle asıldı. Bir m&uuml;ddet etrafı dinledi. T&uuml;feği omzundan indirip namluya fişek s&uuml;rerken;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Buraya ayı ya da <a href="http://www.bloglar.tk/tag/domuz"target="_blank"title="domuz" >domuz</a> işemiş.&rdquo;</strong> dedi. <strong>&ldquo;Yarım seat olmuş. <a href="http://www.bloglar.tk/tag/unutma"title="unutma" >Unutma</a> yeğenim,  domuz seni govalarsa sakın d&uuml;z goşma. Domuzlar goşarken sağa sola manevra yapamaz. Eğer sen manevra yaparak goşarsan,  şaşır,  seni govalamayı bırakır.&rdquo;</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Ya ayı kovalarsa?&rdquo; </strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Allah yazdıysa bozsun yeğenim. Ayı saldırırsa goşmanın feydası yoktur.&rdquo;</strong><br />
	Etrafta vahşi hayvan varsa,  korkup ka&ccedil;sın diye havaya bir el ateş ettikten sonra tekrar yola koyulduk.<br />
	Şimdiden,  eve d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde arkadaşlarıma anlatacağım bir s&uuml;r&uuml; maceram olmuştu. Keyfim yerindeydi. Bir m&uuml;ddet sonra k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şelaleye geldik. Su,  d&ouml;k&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; yerdeki kayayı oymuş,  derin bir havuz oluşturmuştu. Suyun kenarında k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kumsal vardı. Kumların &uuml;st&uuml; sabah su i&ccedil;meye gelen hayvanların ayak izleriyle doluydu. N&uuml;fel dayı tek tek,  b&uuml;t&uuml;n izlerin hangi hayvanlara ait olduğunu bana &ouml;ğrettikten sonra ateş yakıp &ccedil;aydanlığı &uuml;st&uuml;ne koyduk. Kahvaltı yaparken,  nereden mantığıma geldiyse;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;N&uuml;fel dayı,  senin &ccedil;ocuğun var mı?&rdquo;</strong> diye sordum.&nbsp;</p>
<p>
	Bu g&uuml;n gibi hatırlarım. Yaşlı adamın y&uuml;z&uuml;n&uuml; acı bir h&uuml;z&uuml;n kapladı. Uzaklara bakıp,  derin bir i&ccedil; ge&ccedil;irdikten sonra acı bir şeyi hatırlarmış gibi konuştu;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Bende &ccedil;oluk &ccedil;ocuk yoktur yeğenim. Ben he&ccedil; evlenmedim.&rdquo;</strong>&nbsp;</p>
<p>
	&Uuml;st&uuml;me vazifeymiş gibi;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Niye evlenmedin?&rdquo;</strong> dedim.&nbsp;</p>
<p>
	Bir s&uuml;re y&uuml;z&uuml;me g&uuml;l&uuml;mseyerek baktıktan sonra bir sigara sarıp,  ateşten aldığı ucu yanık bir dal par&ccedil;asıyla yaktı. Sonra;&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Anlatayım da dinle yeğenim.&rdquo;</strong> dedi.&nbsp;</p>
<p>
	Şunlar,  N&uuml;fel dayının o g&uuml;n bana s&ouml;ylediklerinden kelimesi kelimesine aklımda kalanlardır:&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Ben on dokuz yaşına yeni girmiştim ki,  babamı &ouml;ld&uuml;ren adamla,  onun gardaşını &ouml;ld&uuml;rd&uuml;m. Cendermelerin arasında,  Eleziz adliyesinden &ccedil;ıkarken,  tam merdivanların &uuml;st&uuml;nde vurdum onları!</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Babam vurulduğu g&uuml;n &uuml;st&uuml;ndeki ganlı g&ouml;mleği,  anam getirip &ouml;g&uuml;mde yere atmıştı.</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Bu gan yerde galırsa sahan s&uuml;t&uuml;m&uuml; helal etmem!&rdquo; demişti.</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>O dakka anlamıştım ki,  o adamı vurmak boynumun borcu olmuştur. &Ouml;b&uuml;r gardaşlarım daha k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;. Gaderim bu şekil tecelli etmişti artık!..</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Neysene yeğenim,  ben ataş a&ccedil;ınca cendermeler can derdine d&uuml;şt&uuml;,  her biri bi yana dağıldı. Onlar toparlanmadan başladım ga&ccedil;maya. Adliyenin arkasından Arpa meydanına,  ordan Bakırcılar &ccedil;arşısına,  ordan da tiren yoluna gader goştum. Cendermeler yetişemedi. &Ouml;nce Şorşor deresinde ağa&ccedil;ların arasında saklanıp bir zeman nefeslendim. Sonra Salı Baba&rsquo;daki bağların i&ccedil;inde gizlendim. Garanlık basınca anamgilin k&ouml;y&uuml;ne gittim. Daha ben gitmeden habarım gitmiş. Tebii,  ertesi g&uuml;n cenderme peşime d&uuml;şt&uuml;. Ben,  hısım akrabanın bir k&ouml;y&uuml;nden diğerine giderken,  cenderme de peşimden k&ouml;y k&ouml;y beni takibe başladı. Gittikleri k&ouml;ylerde akrabalarımdan her kim varsa falakaya yatırıp yerimi sorardı cenderme. Lakin kimse hiyanetlik etmedi bahan. Bir iki ay sonra da peşimi bıraktılar.</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Derken yeğenim,  bi g&uuml;n Eleziz cendermesine yeni bir y&uuml;zbaşı geldi. Adam koca Eleziz&rsquo;de ganun ga&ccedil;ağı kim varsa peşine d&uuml;şt&uuml;. Daha altı ay dolmamıştı ki ben hari&ccedil;,  b&uuml;t&uuml;n ga&ccedil;akları tek tek eseledi (yakaladı). bundan sonra he&ccedil; bi yerde uzun zeman galamaz oldum. Eyi bir atım vardı,  dağdan dağa,  k&ouml;yden k&ouml;ye ga&ccedil;tım durdum. Lakin ben ga&ccedil;tık&ccedil;a y&uuml;zbaşı beni govaladı&hellip; Fıllaket bi adamdı!.. Dağ bayır demedi,  yaz gış demedi,  yağmur &ccedil;amur demedi govaladı durdu beni. Gittiği k&ouml;ylerde zopasını yemeyen bi Allahın gulu galmamıştı. </strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>İnsan,  bir kere dağda gezmeye alışmasın yeğenim&hellip; bi daha mapusluğu g&ouml;ze alamaz.</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Gen&ccedil;tim,  guvvetliydim,  kesgin nişancıydım,  attığımı vururdum. H&acirc;sılı bir ceng&acirc;verdim,  bir civandım ki,  sorma getsin!..</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Benim y&uuml;z&uuml;mden k&ouml;yl&uuml;lerin zopa yemesine i&ccedil;im yanıyordu ama nasıl olsa bu y&uuml;zbaşı beni govalamaktan yorulur,  peşimi bırakır diyordum. Lakin bırakmadı! O peşimi bırakmayınca ben Eleziz&rsquo;i bıraktım,  tuttum Mameki dağlarına gittim. Sandım ki,  y&uuml;zbaşı Eleziz hududunu ge&ccedil;ip de Mameki&rsquo;ye gelmez. Vallahi de geldi yeğenim!</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bu y&uuml;zbaşının benimle ne alıp veremediği vardı,  o g&uuml;n bu g&uuml;n keş&uuml;f edemedim getti. Canıma gastetmişti! Bu gader &uuml;st&uuml;me gelecek ne vardı yani,  altı &uuml;st&uuml; iki adam vurmuştum!..</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Neysene,  tam iki sene Mameki dağlarında da beni govaladı durdu bu y&uuml;zbaşı. Bir ga&ccedil; muharebeden canımı zor gurtardım. Yukarda Allah var,  isteseydim &ccedil;ok ekser vururdum. Lakin bilirim,  emir guludur diye can alıcı ataş etmezdim onlara. Bi zeman sonra ben bu y&uuml;zbaşıdan gorkmaya başladım yeğenim. Ezrail midir nedir? Lahnet olsun dedim,  tuttum Sivas tarafına gittim. Ben,  dağlarda dolanırken bi yandan da avladığım ayı,  geyik,  gurt,  tilki,  her neyse onların postlarını gurutur,  beni avcı zanneden k&ouml;yl&uuml;lere,  &ccedil;er&ccedil;ilere tırampa eder,  onlardan,  mermi,  &ccedil;ay,  t&uuml;t&uuml;n,  kibrit,  duz,  &uuml;st baş gibi ihtiya&ccedil;larımı alırdım. K&ouml;ylere yakın gitmez olmuştum artık.</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Neysene&hellip; bi g&uuml;n dağda g&ouml;zlerden ırak eyi bi mağara keş&uuml;f ettim. Gışın da eli gulağında&#8230; Mağaranın &ouml;g&uuml;n&uuml; daşlarla eyicene gapattım. Etirafta av heyvanı,  derelerde ala<a href="http://www.bloglar.tk/tag/balik"title="balık" >balık</a>,  meyva,  felan u bevan &ccedil;oktu. Mağarada geyfim eyidi. Ataşımı yakardım,  yıkanırdım,  teştte* hamur yoğururdum,  ekmek pişirirdim&#8230; A&ccedil; galmazdım he&ccedil;. İki sene gader orda &ccedil;ok rahat ettim. </strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bir g&uuml;n mağarada ataş yakmışım,  vurduğum bi geyiğin etini pişiriyorum. Mavzerim de birez uzağımda,  duvara dayalı duruyor&#8230; Ben ataşla uğraşırken birden iki her&uuml;f i&ccedil;eri girdikleri gibi t&uuml;fenklerini &uuml;st&uuml;me &ccedil;evirip beni yesir aldı. Kimsin,  buralarda ne arasin dediler. Ellerim havada,  oturduğum yerde elece gala galdım. Avcıyım gardaşlar dedim,  lakin inanmadılar. Megersem zabahtan beri beni g&ouml;zetirmiş bunlar. He&ccedil; ayırt etmemişim&hellip;</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Ataşta gızaran ete bakmalarından anladım ki,  bunlar fıllakket a&ccedil;tır.</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Temam ağalar!&rdquo; dedim.</strong><br />
	<strong>&ldquo;Ben ga&ccedil;ağım gardaş. Ocağıza d&uuml;şt&uuml;m. Lakin &ccedil;ok acım&#8230; Şu teştin altında birez nan var. Hele &ouml;nce bu eti yiyelim,  sora ne yapacaksaz yapın,  razıyım.&rdquo;</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bunların niyeti &ouml;l&uuml; ya da diri,  beni cendermeye vermek. Kelle parası alacak namussuzlar.</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bir Gamam var. Her zeman sırtımda,  gabzası ensemin altında taşırdım. Bi tek uyuduğum zeman &ccedil;ıkarırdım. Bunlar a&ccedil; gurtlar gibi ete saldırınca gamayı &ccedil;ekmemle bahan yakın olan her&uuml;f&uuml;n omuzuna sapladım. &Ouml;b&uuml;r&uuml; t&uuml;fengini &ccedil;ev&uuml;r&uuml;p ataşlayıncaya gader ben bunun &uuml;st&uuml;ne atladım. Başladım bunla boğuşmaya. T&uuml;fengi elinden alayım derken bu bı&ccedil;ağını &ccedil;ekip sallayınca kulağımdan aşağı etimi yardı. Canımı zor gurtardım. İkinci salladığında alnımdan aşağı&hellip; Adam benden de ceng&acirc;ver &ccedil;ıktı yeğenim! &Ouml;ld&uuml;recek beni pezevenk! &Ouml;b&uuml;r&uuml; omuzuna sapladığım gamanın derdine d&uuml;şm&uuml;ş,  t&uuml;fengi yerde duruyor. H&acirc;sılı sonunda mavzerimi gaptım,  elinde bı&ccedil;ak olan her&uuml;f&uuml; bacağından vurdum. Bu gurşunu yeyince elindeki t&uuml;fengi atıp başladı yalvarmaya; biz ettik,  sen etme demeye&#8230; Meğersem ki t&uuml;fengi boşmuş namussuzun.</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&ldquo;Ulan a&ccedil; k&ouml;pekler,  boş t&uuml;fengle dağda eşkıya mı basılırmış,  sizde he&ccedil; mi akıl yoktur?&rdquo; diye mavzerin dip&ccedil;iğiyle vura vura bunları govaladım,  gettiler. </strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Lakin sonra &ouml;ld&uuml;rmediğime pişman oldum. Bunlar şimdi k&ouml;y&uuml; toplar,  gelip burayı basar diye gorkmaya başladım. Mağarayı <a href="http://www.bloglar.tk/tag/terk"title="terk etmek" >terk</a> ettim. O gış &ccedil;ok zor ge&ccedil;ti yeğenim. BAşık Olmaya bir mağara bulmasaydım &ouml;l&uuml;p gitmiştim. Yaralarım &uuml;&ccedil; d&ouml;rt ayda anca sağaldı. Baş ağrısına da o gış yakalandım.</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Neysene yeğenim,  o sene yaz gelince dayanamadım,  tekrar Mameki&rsquo;ye d&ouml;nd&uuml;m. Dağda rast geldiğim k&ouml;yl&uuml;lerden &ouml;ğrendim ki,  benim y&uuml;zbaşı tayin olmuş,  getmiş. Rehaat bi soluk aldım. Gardaşlarım da habar salmışlar,  af rivayeti vardır,  gelesin teslim olasın diye&hellip; </strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Eşkıyalığın zor terafı nedir bilir misin yeğenim?</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bir yağlı gurşun gelir de,  datlı canıma değer şofesiyle (ş&uuml;phesiyle) dağda yaşamak zor iş değildir. Zor olan,  yalavuz yaşamaktır! İnsan evladı,  yanında bir yareni olsun,  arada sırada iki &ccedil;ift laf edeyim ister. Dağda dolanmaktan değil,  yalavuz yaşamaktan bıkmıştım. Bazı var,  gendi gendimle gonuştuğum bile olurdu. Bu af rivayetine birez de ondan gandım. Bir gece vurdum Eleziz&rsquo;e,  k&ouml;y&uuml;me gettim. Megersem anam &ouml;lm&uuml;ş. Helallık almamışım diye i&ccedil;im yandı.<br />
	Zabahınan anamın mezerini ziyaret ettin. Mavzerimi,  dabancamı gardaşlarıma bıraktım,  atıma bindim,  Eleziz&rsquo;e gidip teslim oldum. Adım cendermelerin arasında adam vurmuşa,  dağda eşkıya durmuşa &ccedil;ıkmış bi kere&#8230; O sayede mapusta &ccedil;ok itibar g&ouml;rd&uuml;m yeğenim. Sağolsun gardaşlarım beni i&ccedil;erde parasız pulsuz bırakmadı. &Ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r sonunda af da &ccedil;ıktı. Beni ordan doğru eskere yazdılar. İki sene de Bandırma&rsquo;da esker durdum. Eşkıyalıktan sonra eskerlik bahan golay geldi.</strong>&nbsp;</p>
<p>
	<strong>H&acirc;sılı ekserlik de bitti yeğenim. Geldim k&ouml;ye. Lakin zaman eski zaman,  k&ouml;y eski k&ouml;y değil. Her şey olmuş para! Meslek desen bende yoktur! Yoksuzluk zordur yeğenim. Ne&ccedil;e bir gardaşlarıma el a&ccedil;acam? O arada bir şirket dağda alatirik hattı &ccedil;ekermiş. Bunların şantiyesine bir iki gabadayı musallat olmuş. G&ouml;z&uuml; pek bi bek&ccedil;i ararmış bunlar. Bir tanıştan namımı işitmişler. Beni aldılar işe. Adımı işitince o gabadayılar ortadan gayboldu. &Uuml;&ccedil; d&ouml;rt sene de bu ahval &uuml;zerinde ge&ccedil;ti. Derken yeğenim,  bu gader hay huy i&ccedil;inde evlenme zemanı geldi ge&ccedil;ti,  bizde sa&ccedil; baş ağardı&#8230; İş yoktur,  meslek yoktur,  para desen o da yoktur. Hem; gen&ccedil;liğinde adam vurup da dağda eşkıya durmuş adama kim gızını verir? O iş bittince bu şantiyede iş buldum. Bakalım gaderimiz bundan sonra ne g&ouml;sterir.&rdquo;</strong>&nbsp;</p>
<p>
	N&uuml;fel dayının ge&ccedil;mişindeki &lsquo;halının,  ahvalının&rsquo; ne olduğunu &ouml;ğrenmiştim artık. &Ouml;ğrenmiştim ama bir yandan da &ccedil;ok &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;m. Dayımdan** sonra tanıdığım ikinci eşkıya N&uuml;fel dayı olmuştu. Kahvaltıdan sonra bana t&uuml;fekle ateş etmeyi,  sonraki g&uuml;nlerde derede balık yakalamayı,  hayvan izlerini nasıl okuyacağımı,  hangi yılanların zehirli olduğunu,  b&uuml;veleri, *** akreplerin yuvalarını bulmayı,  onlardan korunmak i&ccedil;in dağda nasıl y&uuml;r&uuml;neceğine kadar bana &ccedil;ok şey &ouml;ğreten bu adamla hayatımın en unutulmaz g&uuml;nlerini ge&ccedil;irdim. D&ouml;n&uuml;ş zamanı geldiğinde bundan sonra eve gitmek istemiyordum.&nbsp;</p>
<p>
	Son g&uuml;n,  sabah erkenden &ccedil;ardağın altında kahvaltı yaptıktan sonra N&uuml;fel dayıyla vedalaştık. Mahmut abeyle pikaba binip yola koyulduğumuzda,  pencereden sarktım ve şantiye g&ouml;zden kayboluncaya kadar arkamızdan bakan N&uuml;fel dayıya el salladım. Zaman zaman Mahmut abe bize geldiğinde birinci iş N&uuml;fel dayıyı sorardım. Her seferinde bana <a href="http://www.bloglar.tk/tag/selam"target="_blank"title="selam" >selam</a> g&ouml;nderirdi. &Ccedil;ok s<a href="http://www.bloglar.tk/tag/evini"title="evini" >evini</a>rdim. &Uuml;&ccedil; yıl sonra Mahmut abe şantiyeyi sel bastığında eşyaları kurtarmak i&ccedil;in koşuştururken belindeki tabancanın kendiliğinden ateş almasıyla vurulup &ouml;ld&uuml;. Onun &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra bir daha N&uuml;fel dayıdan haber alamadım.&nbsp;</p>
<p>
	*Teşt: İ&ccedil;inde hamur yoğrulan b&uuml;y&uuml;k bakır leğen.&nbsp;</p>
<p>
	** Eşkıya1 ve 2&nbsp;</p>
<p>
	<a href="http://blog.milliyet.com.tr/Eskiya_____1_/Blog/?BlogNo=237451">http://blog.milliyet.com.tr/Eskiya_____1_/Blog/?BlogNo=237451</a>&nbsp;</p>
<p>
	<a href="http://blog.milliyet.com.tr/Eskiya_____2_/Blog/?BlogNo=237485">http://blog.milliyet.com.tr/Eskiya_____2_/Blog/?BlogNo=237485</a>&nbsp;</p>
<p>
	*** B&uuml;ve: Ağ yapmayan,  yılandan daha zehirli,  t&uuml;yl&uuml;,  b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;r&uuml;mcek.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglar.tk/derin-hocanin-buyusu-ve-nufel-dayinin-oykusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevdadan korkan şiir&#8230;</title>
		<link>http://www.bloglar.tk/sevdadan-korkan-siir.html</link>
		<comments>http://www.bloglar.tk/sevdadan-korkan-siir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2011 08:26:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[korkan]]></category>
		<category><![CDATA[sevdadan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglar.tk/3290</guid>
		<description><![CDATA[Yıldızlar bilir&#8230; Sen bilirsin&#8230; G&#246;ky&#252;z&#252; bilir&#8230; Ben eskiden b&#246;yle korkmazdım Aşktan sevdadan&#8230; Nisan&#8217;a inat, yağmura inat Alır başımı giderdim&#8230; Titrek akşamlarda Yıldızları seyreder kafa &#231;ekerdim. Ben eskiden korkmazdım Korkmazdım aşktan sevdadan&#8230; Şahittir kaldırım taşları Yanayakıla &#231;ektiklerime, Sonra g&#246;ky&#252;z&#252; bilir Sevdim mi nasıl severim Ka&#231; y&#252;rek eskitirim, bir sevda boyu&#8230; Ne zaman gelse mevsimlerden sonbahar Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bloglar.tk/resim/sevdadan-korkan-siir-1309929999.jpg"></img>
<p>
Yıldızlar bilir&#8230;</p>
<p>Sen bilirsin&#8230;</p>
<p>G&ouml;ky&uuml;z&uuml; bilir&#8230;<br />
Ben eskiden b&ouml;yle korkmazdım<br />
<a href="http://www.bloglar.tk/tag/ask"title="aşk" >Aşk</a>tan sevdadan&#8230;<br />
Nisan&#8217;a inat, yağmura inat<br />
Alır başımı giderdim&#8230;<br />
Titrek akşamlarda<br />
Yıldızları seyreder kafa &ccedil;ekerdim.</p>
<p>
Ben eskiden korkmazdım<br />
Korkmazdım aşktan sevdadan&#8230;</p>
<p>Şahittir kaldırım taşları<br />
Yanayakıla &ccedil;ektiklerime,<br />
Sonra g&ouml;ky&uuml;z&uuml; bilir<br />
Sevdim mi <a href="http://www.bloglar.tk/tag/nasil"title="nasıl" >nasıl</a> severim<br />
Ka&ccedil; y&uuml;rek eskitirim, bir sevda boyu&#8230;</p>
<p>Ne zaman gelse mevsimlerden sonbahar<br />
Bir <a href="http://www.bloglar.tk/tag/deli"title="deli" >deli</a> r&uuml;zgar eser,d&ouml;k&uuml;l&uuml;r <a href="http://www.bloglar.tk/tag/yaprak"title="yaprak" >yaprak</a>lar<br />
Sahilde martı sesleri hır&ccedil;ın dalgalar<br />
G&ouml;z&uuml;mde canlanır,eski sevdalar&#8230;</p>
<p>&Ouml;nceleri bAşık Olmaya mı yağardı yağmurlar ki<br />
Salardı bizi sevdalara doludizgin&#8230;<br />
G&ouml;ky&uuml;z&uuml; bir bAşık Olmaya alem<br />
Yıldızlar bir başka&#8230;<br />
Alabildiğince <a href="http://www.bloglar.tk/tag/korku"title="korku" >korku</a>suz<br />
Alabildiğince h&uuml;r&#8230;</p>
<p>Ne zaman gelse mevsimlerden sonbahar<br />
Bir fırtına kopar,s&uuml;rg&uuml;nd&uuml;r bundan sonra bulutlar<br />
Yağar i&ccedil;ime,inceden bir sızı kaplar</p>
<p>Oysa şimdi yitip giden ne ki ?..<br />
Nedir bu korku bu endişe ?..<br />
Ve neden korkutur beni ?..<br />
G&ouml;zlerindeki ışıltı&#8230;</p>
<p>Ne zaman gelse mevsimlerden sonbahar<br />
Bir g&uuml;neş doğar,ateşini yeniden yakar<br />
Unuttuğumu sandığım g&uuml;zel hatıralar</p>
<p>Neden hapseder sesin<br />
Beni duvarlara usulca..<br />
İnan korkmazdım aşktan sevdadan<br />
Senden &ouml;nce, sana dair&#8230;</p>
<p>Şimdi&#8230;<br />
Bir gemi kalkar,bomboş kalır limanlar<br />
Bir ben kalır,bir de mazideki aşklar.<br />
G&ouml;z&uuml;mde canlanır,eski sevdalar&#8230;&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglar.tk/sevdadan-korkan-siir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne-babalar karneyi nasıl algılamalı ve çocuklarına nasıl yaklaşmalı?</title>
		<link>http://www.bloglar.tk/annebabalar-karneyi-nasil-algilamali-ve-cocuklarina-nasil-yaklasmali.html</link>
		<comments>http://www.bloglar.tk/annebabalar-karneyi-nasil-algilamali-ve-cocuklarina-nasil-yaklasmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2011 09:27:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[algilamali]]></category>
		<category><![CDATA[annebabalar]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[cocuklarina]]></category>
		<category><![CDATA[karneyi]]></category>
		<category><![CDATA[nasil]]></category>
		<category><![CDATA[umut blog]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglar.tk/3228</guid>
		<description><![CDATA[Eğitim-&#214;ğretim yılının sonuna gelirken, milyonlarca &#246;ğrenciyle birlikte anne ve babaları da merak ve heyecanlı bir bekleyiş sarmakta. Bu eğitim-&#246;ğretim d&#246;neminin sorumluluk ve gerekliliklerini yerine getiren &#246;ğrenciler tatili d&#252;ş&#252;nerek sevinirlerken, bazı &#246;ğrencilerimiz de karnesi y&#252;z&#252;nden başına neler geleceğini d&#252;ş&#252;n&#252;p korku ve telaş i&#231;erisinde endişe taşıyabilirler. Anne-babaların, karneleri karşısında &#231;ocuklarına y&#246;nelik takınacakları tavır ve g&#246;sterecekleri yaklaşımlar ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bloglar.tk/resim/annebabalar-karneyi-nasil-algilamali-ve-cocuklarina-nasil-yaklasmali-1308119271.jpg"></img>
<p>Eğitim-&Ouml;ğretim yılının sonuna gelirken, milyonlarca &ouml;ğrenciyle birlikte  anne ve babaları da merak ve heyecanlı bir bekleyiş sarmakta. Bu  eğitim-&ouml;ğretim d&ouml;neminin sorumluluk ve gerekliliklerini yerine getiren  &ouml;ğrenciler tatili d&uuml;ş&uuml;nerek s<a href="http://www.bloglar.tk/tag/evini"title="evini" >evini</a>rlerken, bazı &ouml;ğrencilerimiz de  karnesi y&uuml;z&uuml;nden başına neler geleceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p <a href="http://www.bloglar.tk/tag/korku"title="korku" >korku</a> ve telaş  i&ccedil;erisinde endişe taşıyabilirler.</p>
<p>Anne-babaların, karneleri karşısında &ccedil;ocuklarına y&ouml;nelik takınacakları  tavır ve g&ouml;sterecekleri yaklaşımlar ise onların kişilik gelişimlerine  olumlu/olumlu olmayan etkiler meydana getirebileceği gibi muhakkak ki ruh  d&uuml;nyalarının şekillenmesinde de &ouml;nemli etkenler i&ccedil;erir. </p>
<p>&Ouml;ncelikle bilinmelidir ki, bir eğitim-&ouml;ğretim d&ouml;neminin sonucu olan  karne, &ccedil;ocuklarımızın farklı d&ouml;nemlerde girdikleri sınavlardan aldıkları  sonu&ccedil;ların bir g&ouml;stergesidir. Bu sınav performansını ise etkileyen  bir&ccedil;ok etkenin bulunduğu muhakkaktır. Karnelerdeki notlar,  &ccedil;ocuklarımızın ger&ccedil;ek gayret, beceri ve yeteneklerinin g&ouml;stergesi  olmadığı gibi <strong>kişiliklerinin &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; ise asla değildir</strong>. Bununla birlikte <strong>&ccedil;ocuğun<a href="http://www.bloglar.tk/tag/uzun"title="uzun" >uzun</a>  yaşama sevinci ve hayatı yorumlayışı, kendini g&uuml;vende ve değerli  hissetmesi, saygılı olması, sosyal ilişkilerindeki başarısı ve sağlığı,  karne notlarından &ccedil;ok daha &ouml;nce gelmektedir. </strong>Bu y&ouml;n&uuml;yle <strong>karne  ve notlar bir sonu&ccedil; olarak ele alınmalı ve bu sonucu meydana getiren  davranışlar &uuml;zerinde durularak değerlendirme yapılmalıdır. </strong>&Ccedil;ocuklarımızın yetenekleri, becerileri ve kişilikleri bu değerlendirme s&uuml;recine hi&ccedil;bir şekilde karıştırılmamalıdır.</p>
<p>Anne-babalar, &ccedil;ocuklarına onları sevdikleri, değer verdikleri ve  destekledikleri mesajlarını her zaman vermeli, karnelerindeki notların  onlara duydukları ilgi, sevgi, muhabbet ve değeri asla  değiştirmeyeceğini hissettirmelidirler.</p>
<p>&Ccedil;ocuklarımıza neleri yapamayacaklarından &ccedil;ok neleri yapılabileceğini  anlatmak, olumlu olmayan ve eksik bulduğumuz davranışlar yerine olumlu  bulduğumuz ve beğendiğimiz y&ouml;nlerini vurgulamak daha &ccedil;ok işe  yarayacaktır. Aynı zamanda onu dinlemek, anlamaya &ccedil;alışmak ne s&ouml;ylediği  ve <a href="http://www.bloglar.tk/tag/nasil"title="nasıl" >nasıl</a> s&ouml;ylediğinden ziyade ne anlatmaya &ccedil;alıştığına ve ne  hissettiğini anlamaya y&ouml;nelmek daha &ouml;nemlidir. </p>
<p>Karnelere karşı sert tepki g&ouml;stererek, kıyaslayıcı, aşağılayıcı, alay  edici ve &ccedil;ocuklarımızın kişiliğine y&ouml;nelik su&ccedil;lamalar i&ccedil;eren tutumlarla  yaklaşmak &ouml;zg&uuml;venini, kişilik gelişimini olumlu olmayan etkileyebileceği gibi,  ruh d&uuml;nyasında da tamiri m&uuml;mk&uuml;n olmayacak yaralar a&ccedil;abilir.  Ayrıca bu  yaklaşımlar, sorunlarımızı &ccedil;&ouml;zmenin &ouml;tesinde &ccedil;ocuklarımızı okula karşı  daha da soğutabilir. &Ouml;zellikle ilk&ouml;ğretimin birinci kademesindeki  &ccedil;ocuklar i&ccedil;in ailenin ve &ccedil;evrenin onayını almak, &ouml;zg&uuml;ven gelişimi i&ccedil;in  &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bu nedenle karneler değerlendirilirken &ccedil;ocuğu teşvik  edici ifadeler kullanılmalıdır. &Ouml;rnek olarak &quot;Matematiğin 3 d&uuml;şm&uuml;ş  aferin; ama ben senin daha iyisini yapacağına inanıyorum.&quot; şeklinde  ifadeler kullanılabilir. &Ccedil;ocuklarımıza sert ve cezalandırıcı yaklaşmak  yerine ailece bir durum değerlendirmesi yaparak, var olan eksikleri  tespit etme ve bu eksiklikleri giderme adına destekleyici yaklaşımlar  sergilemek her a&ccedil;ıdan daha yararlı olacaktır.</p>
<p><strong>&Ccedil;ocuklarımızla birlikte yapılacak durum değerlendirmesinde ise;</strong></p>
<p>&bull;    Yargılamalara, aşağılamalara ve su&ccedil;lamalara girmeden beklenmeyen  sonu&ccedil;ların nedenleri &uuml;zerinde konuşulmalı, &ouml;ncelikle &ccedil;ocuğumuzun  <a href="http://www.bloglar.tk/tag/fikir"title="fikir" >fikir</a>leri alınmalıdır.<br />
&bull;    Beklenmeyen sonu&ccedil;ların tespiti ardından ne gibi &ouml;nlemlerin  alınabileceği &uuml;zerinde konuşularak muhtemel &ccedil;&ouml;z&uuml;m &ouml;nerileri, daha &ccedil;ok  &ccedil;ocuklarımızı d&uuml;ş&uuml;nmeye ve konuşmaya y&ouml;nlendirerek  geliştirilmelidir.<br />
&bull;    &Ccedil;ocuk b<a href="http://www.bloglar.tk/tag/ask"title="aşk" >aşk</a>aları ile kıyaslanmamalı ve başarılı olduğu &ccedil;alışma y&ouml;ntemleri birlikte keşfedilmeli.<br />
&bull;    &Ccedil;ocuklarımıza g&uuml;vendiğimiz hatırlatılmalı ve beklenmeyen sonu&ccedil;ların  d&uuml;zeltilebilmesine y&ouml;nelik ortak kararlar alınmalı ve vakti geldiğinde  uygulamaya konulmalıdır.<br />
&bull;    Beklenmeyen karneden dolayı ağır &ccedil;alışma programları  <a href="http://www.bloglar.tk/tag/hazir"title="hazır" >hazır</a>lanmamalı, &ccedil;ocuklarımızın tatil s&uuml;resine de saygı duyularak,  imkanlarımız dahilinde stres ve kaygılarını giderecek ve alaka ve  yetenekleri de dikkate alınarak zihinsel olarak dinlenmelerine yardımcı  olacak faaliyetler planlanmalıdır.<br />
<strong><br />
Gerektiğinde bir uzmandan da yardım alınarak, beklenmeyen sonu&ccedil;ların;</strong></p>
<p>&bull;    &ccedil;ocuğumuzun i&ccedil; d&uuml;nyasındaki psikolojik nedenlerden mi, <br />
&bull;    aile ortamından mı, <br />
&bull;    &ouml;ğretmen ve okuldan mı, <br />
&bull;    yanlış arkadaş se&ccedil;imi ve arkadaş ortamından mı,<br />
&bull;    yoksa dikkat eksikliği gibi birtakım yapısal bozukluklardan mı <br />
kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespitinin yapılması da problemin &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;ne anlamı olan ve &ouml;nemli katkılar sağlayabilir.</p>
<p>Bir sonraki senenin başlangıcında okul ve &ouml;ğretmen ile diyalog artırılarak  nasıl bir y&ouml;ntem izleneceği y&ouml;n&uuml;nde fikir alış verişinde bulunulmalı ve  &ccedil;ocuğumuzun ilgi, yetenek ve akademik performansı değerlendirilerek  &ccedil;ocuğumuzun ger&ccedil;eklerine uygun makul beklenti ve hedefler  belirlenmelidir. </p>
<p>&Ccedil;ocuklarımızın karnelerindeki performansın anne-babanın kendi performans  ve kişilikleri ile &ouml;zdeşleştirmemeleri gerekliliğiyle birlikte,  karnelerdeki durum anne-babaların veli ve anne-baba olarak  sorumluluklarını ne derece yerine getirip getiremedikleri noktasında bir  <strong>&ouml;z eleştiri fırsatı olarak da değerlendirilebilir;</strong></p>
<p>&bull;    &Ccedil;ocuklarımızı ne kadar tanıyoruz? Onların ilgi, yetenek, beceri ve  zihinsel performansının ne kadar farkındayız? Ondan beklediklerimiz ne  kadar ger&ccedil;ek&ccedil;i?<br />
&bull;    &Ccedil;ocuklarımıza ne kadar doğru yaklaşabiliyoruz? &Ccedil;ocuklarımızın  i&ccedil;inde bulundukları yaş d&ouml;nemi davranış &ouml;zelliklerini biliyor muyuz?<br />
&bull;    Motive etmek i&ccedil;in kullandığımız aşırı tepkici ve kırıcı yaklaşımlar  onları derslerden soğutuyor ya da konsantrasyonlarını bozuyor olabilir  mi?<br />
&bull;    Sorumluluklarını ayırt ettirmek adına, &ccedil;ocuklarımız hazır ve alıcı  durumda değilken sık sık verdiğimiz nasihatler ve hatırlatmalar onları  bunaltıyor ve stres ve kaygılarını artırıyor olabilir mi? <br />
&bull;    &Ccedil;ocuğun okulda başarılı olabilmesi i&ccedil;in temel gereksinimleri karşılayabildik mi?<br />
&bull;    &Ccedil;ocuğumuzun okul ve derslere olan devam-devamsızlığı nasıl?  Okuldaki davranış ve yaşantılarından ne kadar haberdarız? Okula ve  &ouml;ğretmenine karşı tutumu nasıl? &Ouml;ğretmenleriyle ne kadar g&ouml;r&uuml;şebiliyor  ve gerektiğinde &ouml;nemli konularda psikolojik danışman/rehber &ouml;ğretmene  danışabiliyor muyuz?<br />
&bull;    Arkadaşlarından ne kadar haberdarız? Arkadaş &ccedil;evresi ve arkadaş  ilişkileri nasıl? &Ccedil;alışkan ve sorumluluk bilincine sahip &ccedil;ocuklarla mı,  yoksa &ldquo;boşvermiş&rdquo; &ccedil;ocuklarla mı arkadaşlık kuruyor? <br />
&bull;    &Ccedil;ocuğunuzun ders &ccedil;alışma alışkanlığı var mı? Bunun i&ccedil;in gereken uygun ortamı ve ara&ccedil; gere&ccedil;leri sağlayabildik mi? <br />
&bull;    &Ccedil;ocuğun ge&ccedil;miş <a href="http://www.bloglar.tk/tag/bilgi"title="bilgi" >bilgi</a>leri, bug&uuml;n y&uuml;klenenleri de &ouml;ğrenebileceği alt  yapıyı sağlıyor mu? Varsa bu y&ouml;ndeki eksikler i&ccedil;in gereken &ouml;nlemleri  doğru ve yeterli bir şekilde alabildiniz mi?<br />
&bull;    S<a href="http://www.bloglar.tk/tag/izin"title="izin" >izin</a>le okulu, arkadaşları ya da kendisiyle ilgili &ouml;zel <a href="http://www.bloglar.tk/tag/duygu"title="duygu" >duygu</a> ve  d&uuml;ş&uuml;ncelerini rahatlıkla konuşup paylaşabiliyor mu? &Ccedil;ocuklarımızı  yargılamadan, su&ccedil;lamadan, kızıp-bağırmadan, aşağılamadan, alay etmeden  ve saygı duyarak dinliyor ve anlayabiliyor muyuz?</p>
<p>Elbette ki, her anne-baba &ccedil;ocuklarının başarılı olmalarını ister ve bu  konuda &ccedil;aba harcar. <a href="http://www.bloglar.tk/tag/fakat"title="fakat" >Fakat</a> bu uğurda doğru olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek  sergilediğimiz bazı davranış ve tutumlar yapıcı <a href="http://www.bloglar.tk/tag/olmak"title="olmak" >olmak</a> yerine yıkıcı  sonu&ccedil;lar doğurabilirler. Yıkıcı sonu&ccedil;larla karşılaşmamak i&ccedil;in herhangi  bir tepki g&ouml;stermeden &ouml;nce kendinizi &ccedil;ocuklarınızın yerine koyarak  empatik davranmak i&ccedil;in &ccedil;aba harcamalıyız. Kendinize soracağınız, &ldquo;Ben bu  durumda olsaydın ne hissederdim?, Ben bu durumda olsaydım anne ve  babamdan nasıl bir tepki beklerdim?&rdquo; gibi sorular size nasıl daha makul  davranabileceğiniz konusunda ipu&ccedil;ları verebilir. </p>
<p><a href="http://www.bloglar.tk/tag/unutma"title="unutma" >Unutma</a>malıyız ki; &ccedil;<strong>ocuklarımızı onların adına belirlediğimiz  plan ve profile uydurmak i&ccedil;in <a href="http://www.bloglar.tk/tag/baski"title="baskı" >baskı</a> yapmak ve kendi ihtiras ve  beklentilerimiz doğrultusunda y&ouml;nlendirmek yerine, kendi ilgi, yetenek,  beceri ve kabiliyetlerini keşfedebileceği ortamlar hazırlayarak ve kendi  ger&ccedil;eklerine, beklentilerine ve planlarına g&ouml;re hareket etmeleri  y&ouml;n&uuml;nde koşulsuz olarak desteklemek onları daha <a href="http://www.bloglar.tk/tag/mutlu"title="mutlu" >mutlu</a>, <a href="http://www.bloglar.tk/tag/huzurlu"title="huzurlu" >huzurlu</a> ve  kendileriyle barışık yapacaktır.</strong></p>
<p><strong>Sinan &Ccedil;AĞIRAN<br />
<a href="http://www.egitimhaberim.com/">www.EgitimHaberim.com</a></strong></p></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglar.tk/annebabalar-karneyi-nasil-algilamali-ve-cocuklarina-nasil-yaklasmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir şiir  (başlığı yok)</title>
		<link>http://www.bloglar.tk/bir-siir-basligi-yok.html</link>
		<comments>http://www.bloglar.tk/bir-siir-basligi-yok.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2011 22:43:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündelik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[basligi]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglar.tk/3175</guid>
		<description><![CDATA[Siz bizim evin balkonunu bilmezsiniz. Daralınca hemen atıldığım tek yer orasıdır. Ben hep orada soluk alırım.&#160; Siz bizim evin balkonunu bilmezsiniz. Tatlı esen r&#252;zgarın getirdiği ilkbahar kokusunu &#246;yle bir &#231;ekerim ki i&#231;ime. Ciğerlerimde sıkıntıya bulaşan nefesi &#252;flediğim ve &#34;ohhh &#231;ok ş&#252;k&#252;r yarabbi&#34; dediğim yerdir.&#160; Siz bizim evin balkonunun manzarasını da bilmezsiniz. Karşıki kavaklık, ilerideki Aladağlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bloglar.tk/resim/bir-siir-basligi-yok-1307734996.jpg"></img>
<p>
	Siz bizim evin balkonunu bilmezsiniz. Daralınca hemen atıldığım tek yer orasıdır. Ben hep orada soluk alırım.&nbsp;</p>
<p>
	Siz bizim evin balkonunu bilmezsiniz. Tatlı esen r&uuml;zgarın getirdiği ilkbahar kokusunu &ouml;yle bir &ccedil;ekerim ki i&ccedil;ime. Ciğerlerimde sıkıntıya bulaşan nefesi &uuml;flediğim ve &quot;ohhh &ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r yarabbi&quot; dediğim yerdir.&nbsp;</p>
<p>
	Siz bizim evin balkonunun manzarasını da bilmezsiniz. Karşıki kavaklık,  ilerideki Aladağlar,  mavi g&ouml;ky&uuml;z&uuml;&#8230; Bakışlarımla onlara bir&ccedil;ok şey anlattığım yerdir bizim balkon. Sıkıntımı g&ouml;zlerimle fışkırttığım yer.&nbsp;</p>
<p>
	Siz bizim evin balkonunu bilmezsiniz. Bir of &ccedil;eksem karşıki dağları yıkabileceğimi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m yerdir orası. Aladağlar,  kahverengi dağlar,  bir dikili ağacı olmayan dağlar&#8230;&nbsp;</p>
<p>
	Siz bizim evin balkonunu bilmezsiniz. Bana bu şiiri yazdıran yerdir. Ama bir de şu yoldan ge&ccedil;en arabaların g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml; olmasa.&nbsp;</p>
<p>
	Bu arada siz bizim evin balkonunu nerden bileceksiniz ayol!&nbsp;</p>
<p>
 <img src='http://www.bloglar.tk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> )) B&uuml;t&uuml;n hakları bana aittir.&nbsp;</p>
<p>
	10.06.2011&nbsp;</p>
<p>
	<a href="http://www.bloglar.tk/tag/saat"title="saat" >saat</a> akşam 7 suları&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglar.tk/bir-siir-basligi-yok.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HER TURiZiMCi iFLASI TADACAKTIR</title>
		<link>http://www.bloglar.tk/her-turizimci-iflasi-tadacaktir.html</link>
		<comments>http://www.bloglar.tk/her-turizimci-iflasi-tadacaktir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 May 2011 16:00:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[iflasi]]></category>
		<category><![CDATA[tadacaktir]]></category>
		<category><![CDATA[turizimci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglar.tk/3035</guid>
		<description><![CDATA[Zincirlikuyu mezarlığı kapısında b&#246;yle bir ayet var. &#34;Her canlı &#246;l&#252;m&#252; tadacaktır&#34; T&#252;rsab da acenta mezarlığına d&#246;nd&#252;. Yakında Fulyadaki merkez binamızın kapısına benzerini yazmak gerekecek. A&#231;ın bakın. http://www.tursab.org.tr/tr/seyahat-acentalari/isletme-belgesi-iptal-olan-seyahat-acentalari Son 18 ayda 576 meslektaşımızın belgesi iptal olmuş. Kızakta bekleyen, atıl olan acentaları da ayırın. G&#246;r&#252;l&#252;r ki aktif olan her 4 acentamızdan biri iflası tatmış bile. Ve her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bloglar.tk/resim/her-turizimci-iflasi-tadacaktir-1306760447.jpg"></img>
<p>Zincirlikuyu mezarlığı kapısında b&ouml;yle bir ayet var. &quot;Her canlı &ouml;l&uuml;m&uuml; tadacaktır&quot; T&uuml;rsab da acenta mezarlığına d&ouml;nd&uuml;. Yakında Fulyadaki merkez binamızın kapısına benzerini yazmak gerekecek.</p>
<p>A&ccedil;ın bakın. <a href="http://www.tursab.org.tr/tr/seyahat-acentalari/isletme-belgesi-iptal-olan-seyahat-acentalari">http://www.tursab.org.tr/tr/seyahat-acentalari/isletme-belgesi-iptal-olan-seyahat-acentalari</a> Son <b>18 ayda 576</b> meslektaşımızın belgesi iptal olmuş. Kızakta bekleyen, atıl olan acentaları da ayırın. G&ouml;r&uuml;l&uuml;r ki <b>aktif olan her 4 acentamızdan biri iflası tatmış bile</b>. Ve her g&uuml;n bir ka&ccedil; meslektaşımız daha d&uuml;kkanı kapatmak zorunda kalıyor. &Ccedil;oluğunun &ccedil;ocuğunun rızkını sıfırlıyor. öteki taraftan T&Uuml;RSAB gazetelere yarım sayfa duyuru veriyor. Başlık <b>&quot;HEDEF2023&quot;</b></p>
<p>B&ouml;yle giderse 2023&#8242;&uuml; g&ouml;ren acenta sayısı 23&#8242;&uuml; ge&ccedil;meyecek. T&uuml;rsab&#8217;ın ve h&uuml;k&uuml;metin senelerdir yazıp &ccedil;izdiğimiz &ouml;nlemleri derhal alması, biz turizmcilerin ise &ccedil;uvaldızı kendimize batırması gerekiyor.</p>
<p>&Ccedil;&ouml;z&uuml;mleriyle beraber saydık defalarca;</p>
<ul>
<li>K&uuml;lt&uuml;r turizmine y&ouml;nelik adımlar Efesin ışıklandırılması, Personel kıyafeti almakla sınırlı kalmamalı</li>
<li>Tur operat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; sistemi derhal y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe girmeli</li>
<li>440.000 yataklı Kamu Kampları &ouml;zelleştirilmeli</li>
<li>3,5 Milyon yazlık ve 10 Milyon yazlık&ccedil;ı turizme kazandırılmalı</li>
<li>Hac ve Umre turları sadece Seyahat acentaları tarafından yapılmalı</li>
<li>S&ouml;mestre ve Yaz tatilleri b&ouml;lgelere g&ouml;re ayrılmalı</li>
<li>İnternetten ka&ccedil;ak acentacılık &ouml;nlenmeli</li>
<li>Bankaların acentacılık yapmasının &ouml;n&uuml; kesilmeli</li>
<li>365 g&uuml;n a&ccedil;ık, g&uuml;nde 250.000 ziyaret&ccedil;isi olan Orlando, <b>EPCOT CENTER</b>&#8216;da 101 &uuml;lkenin yanında T&uuml;rkiye&#8217;de yer almalı</li>
<li>Kumarhaneler a&ccedil;ılmalı</li>
<li>T&uuml;rkiye&#8217;nin 130 milyon euroluk tanıtım b&uuml;t&ccedil;esi sadece turizm profesyonelleri tarafından y&ouml;nlendirilmeli.</li>
</ul>
<p>Birbirim<a href="http://www.bloglar.tk/tag/izin"title="izin" >izin</a> arasında ki <a href="http://www.bloglar.tk/tag/korku"title="korku" >korku</a>n&ccedil;, &ouml;l&uuml;mc&uuml;l, haksız rekabeti &ouml;nlemek, sekt&ouml;rdeki &ccedil;&uuml;r&uuml;k elmaları, ahlaksızları ayıklamak, turizmde eğitimli personel istihdamını arttırmak da gerekiyor.</p>
<p>Ancak;<b><br />
I</b><b>ncoming</b>; (yurtdışından turist getirenler) yapan acentalarımız, Turist alışveriş yapar da kazanırız umudu ile maliyetlerinin altında, eksi 200 eurolara varan fiyatlar vermeye devam ederlerse,</p>
<p><b>Rehberler</b>; g&uuml;nl&uuml;k dahi almadan, hatta dosya başı para &ouml;deyerek alışveriş komisyonuna (hanut) endeksli tura &ccedil;ıkarlarsa</p>
<p><b>I</b><b>ngoingciler</b>; (yurti&ccedil;i tur yapanlar) giriş paraları, ekstralar ve hanut umudu ile 4 gece Tam Pansiyon Kapadokya&#8217;yı 99 TL&#8217;ye satarsa</p>
<p><b>Outgoingciler</b>; (yurtdışına tur yapanlar) web ve gazete ilanlarını sidik yarışına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rerek fiyat kırarlar, turizmde 2+2 nin 4 etmediğini anlamazlarsa</p>
<p><b>Otelciler</b>; Her toplantıda 100 eurodan aşağı inmemeye yemin edip, sıcak parayı g&ouml;r&uuml;nce k&ouml;peğe ekmek atarlarsa</p>
<p><b>U&ccedil;ak&ccedil;ılar</b>; 9 TL&#8217;ye m&uuml;şteri taşıyarak yolcuyu <b>&quot;45cm koltuk arası tost kaşarı&quot; </b>gibig&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e</p>
<p><b>Bilet&ccedil;iler</b>; internete, bankalara kızıp birbirinden m&uuml;şteri kapma sevdasına <b>devre atlatınca</b></p>
<p><b>Esnaf</b>; Şehir otellerinde Herşey Dahil&#8217;e direnemeyip, Alışveriş yapmayan turistin kı&ccedil;ına tekme atarsa</p>
<p><b>Restoran, bar</b>; Kelle kopartır, bire onbeş hesap getirirse</p>
<p><b>Taksici</b>; Her turiste şehir turu atarsa 33 senelik turizmci olan ben dahil, yakında kendi şirketimizi bu listede g&ouml;rebiliriz.</p>
<p>Sevgilerimle</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglar.tk/her-turizimci-iflasi-tadacaktir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nuri Bilge Ceylan bu defa ödülünü armağan etmedi</title>
		<link>http://www.bloglar.tk/nuri-bilge-ceylan-bu-defa-odulunu-armagan-etmedi.html</link>
		<comments>http://www.bloglar.tk/nuri-bilge-ceylan-bu-defa-odulunu-armagan-etmedi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 May 2011 05:21:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[armagan]]></category>
		<category><![CDATA[bilge]]></category>
		<category><![CDATA[bu]]></category>
		<category><![CDATA[ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[defa]]></category>
		<category><![CDATA[etmedi]]></category>
		<category><![CDATA[nuri]]></category>
		<category><![CDATA[odulunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglar.tk/2982</guid>
		<description><![CDATA[Elbette yine armağan etmek isterdi, yalnız ve g&#252;zel &#252;lkesine&#8230;ancak &#252;lkesindeki &#231;irkinlikleri, seviyesizlikleri, yasakları, şantajları ve bilimum rezillikleri g&#246;r&#252;nce, sanırım vazge&#231;ti! &#220;&#231; Maymun filmi, 2008&#8217;de Cannes Film Festivalinde en iyi y&#246;netmen &#246;d&#252;l&#252;n&#252; alana kadar, Nuri Bilge Ceylan adını ka&#231; kişi bilirdi? T&#252;rk sineması adına iyi ve doğru bir şeyler yapmaya &#231;alışan bu g&#252;zel ve yalnız y&#246;netmenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bloglar.tk/resim/nuri-bilge-ceylan-bu-defa-odulunu-armagan-etmedi-1306203665.jpg"></img>
<p>Elbette yine armağan etmek isterdi, yalnız ve g&uuml;zel &uuml;lkesine&hellip;ancak &uuml;lkesindeki &ccedil;irkinlikleri, seviyesizlikleri, yasakları, şantajları ve bilimum rezillikleri g&ouml;r&uuml;nce, sanırım vazge&ccedil;ti!</p>
<p>&Uuml;&ccedil; Maymun filmi, 2008&rsquo;de Cannes Film Festivalinde en iyi y&ouml;netmen &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; alana kadar, Nuri Bilge Ceylan adını ka&ccedil; kişi bilirdi? T&uuml;rk sineması adına iyi ve doğru bir şeyler yapmaya &ccedil;alışan bu g&uuml;zel ve yalnız y&ouml;netmenin adını, &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; kendisi gibi yalnız hissetiği g&uuml;zel &uuml;kesine armağan etmeseydi, kimse bilmeyecekti. </p>
<p>&Ouml;d&uuml;l&uuml; yalnız ve g&uuml;zel &uuml;lkesine armağan edince, sinema i&ccedil;in verdiği emekten &ouml;te, bir anda milliyet&ccedil;i <a href="http://www.bloglar.tk/tag/duygu"title="duygu" >duygu</a>larımız depreşti. Hep birlikte bilen, bilmeyen, anlayan anlamayan alkışladık, teşekk&uuml;r ettik. Yine aynı milliyet&ccedil;i reflekslerle Orhan <a href="http://www.bloglar.tk/tag/pamuk"title="pamuk" >Pamuk</a>&rsquo;u vatan haini duyuru etmiştik!</p>
<p>&Uuml;&ccedil; Maymun filmi sonrasındaki alkışlar kısa s&uuml;rede kesildi, bu g&uuml;zel ve yalnız insanın o &ouml;d&uuml;lden sonra bug&uuml;ne kadar neler yaptığı ile hi&ccedil; ilgilenilmedi.Ta ki Cannes&rsquo;da yeni bir &ouml;d&uuml;l alana kadar, T&uuml;rk sineması adına yeni bir başarıya imza atana kadar. </p>
<p>Nuri Bilge Ceylan, bu yıl Cannes Film Festivalinde altın palmiyenin en kuvvetli adayı olarak g&ouml;steriliyordu. Altın Palmiye &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; alamadı ancak &lsquo;Bir Zamanlar Anadolu&rsquo;da&rsquo; filmi ile J&uuml;ri B&uuml;y&uuml;k &Ouml;d&uuml;l&uuml;&rsquo;ne layık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. Bu &ouml;d&uuml;l&uuml; Eric ve Luc Dardenne kardeşlerin &lsquo;Le Gamin au Velo&rsquo; filmi ile paylaştı. Altın Palmiye ise Terrence Malick&rsquo;in &lsquo;Tree of Life&rsquo; filmine verildi. </p>
<p>Nuri Bilge Ceylan&rsquo;ın başarısını kutlarım. T&uuml;rk sinaması adına elbette &ouml;v&uuml;n&uuml;lecek bir &ouml;d&uuml;l. Nuri Bilge Ceylan&rsquo;a yapılan t&uuml;m sinema eleştirileri hep olumlu y&ouml;nde. Hem sinemacılığı, hem fotoğraf sanat&ccedil;ılığı, hem de kişiliği eleştirmenlerce her zaman takdir ediliyor. Bu &ouml;d&uuml;l&uuml; hakkı ile aldı. </p>
<p>Ancak sahiplenilmeye gelince, sadece &ouml;d&uuml;l aldığı zaman sahiplenmek gibi bir tuhaf durumumuz s&ouml;z konusu. Bu &ccedil;alışmaları yaparken de keşke sahiplenilseydi! </p>
<p>Hoş, bu &uuml;lkenin bir film y&ouml;netmenine, bir sanat&ccedil;ısına, bir edebiyat&ccedil;ısına sahip &ccedil;ıkacak ne vakti ne de hali kaldı&hellip;</p>
<p>Se&ccedil;im meydanlarında her an bir birine hakaretler yağdıran parti liderleri, seviyeden nasibini almamış parti mitingleri, seks kasetli şantajlar, derin odakların toplumu ve siyaseti dizayn &ccedil;alışmaları, g&uuml;neydoğuda yine provokasyonlar, yine kana kan savaşları, medyadaki tepişmeler, man&uuml;plasyonlar, 22 Ağustos&rsquo;da devreye girecek internet yasakları, şöyle ki resmen sans&uuml;rlemeler&hellip;daha neler neler, hangi birini s&ouml;ylesem. </p>
<p>Nuri Bilge Ceylan hangin<a href="http://www.bloglar.tk/tag/izin"title="izin" >izin</a> umurunda? </p>
<p>T&uuml;rkiye kapanın elinde kaldığı gibi, neresinden tutarsan tut kopuyor&hellip;Ancak &ouml;d&uuml;l&uuml;ne sahip &ccedil;ıkmayı biliyoruz! </p>
<p>Nuri Bilge Ceylan bu defa &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; yalnız ve g&uuml;zel &uuml;lkesine armağan etmeyi hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmedi sanırım. </p>
<p><a href="http://www.bloglar.tk/tag/nasil"title="nasıl" >Nasıl</a> d&uuml;ş&uuml;ns&uuml;n ki? </p>
<p>O g&uuml;zel &uuml;lkenin hali harap, bundan sonra yalnız da değil &uuml;stelik, sağdan soldan, derinden sığdan, herkes orta yerde&hellip;&ccedil;ok kala<a href="http://www.bloglar.tk/tag/balik"title="balık" >balık</a> &ccedil;ookkk, bir curcuna bir karmaşa, bir kaos&hellip;</p>
<p>Neden armağan etsin ki? </p>
<p>Kime neyi armağan edecek allah <a href="http://www.bloglar.tk/tag/ask"title="aşk" >aşk</a>ına&hellip;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglar.tk/nuri-bilge-ceylan-bu-defa-odulunu-armagan-etmedi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aksu Köy Enstitüsünden fotoğraflar</title>
		<link>http://www.bloglar.tk/aksu-koy-enstitusunden-fotograflar.html</link>
		<comments>http://www.bloglar.tk/aksu-koy-enstitusunden-fotograflar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 May 2011 10:35:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[aksu]]></category>
		<category><![CDATA[aksu köy enstitüsü mezunları]]></category>
		<category><![CDATA[av mustafa sözen]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[enstitusunden]]></category>
		<category><![CDATA[fotograflar]]></category>
		<category><![CDATA[incirköy blog]]></category>
		<category><![CDATA[koy]]></category>
		<category><![CDATA[köy öğretmeninin seks hikayeleri blog]]></category>
		<category><![CDATA[tülin aksoy resim öğretmeni]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Ali Sakarya blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglar.tk/2912</guid>
		<description><![CDATA[AKSU K&#214;Y ENSTİT&#220;S&#220;NDEN FOTOĞRAFLAR No:1 17 Nisan t&#246;reni bizim eski yemekhanemizde, şimdilerde konferans salonunda yapıldı. Milliyet Blog yazarı da olan değerli kardeşim, Ahmet Akalın &#246;ğretmenimizin kızı T&#252;lin Aksoy bizi hi&#231; bırakmamış hep fotoğrafımızı &#231;ekmiş. Ona buradan selam ve teşekk&#252;rlerimi iletiyorum. No:2 Sevgili T&#252;rk&#231;e &#246;ğretmenimiz Ahmet Akalın&#8217;ı g&#246;rmek benim i&#231;in en g&#252;zel armağandı.O bizim şiir sevdamızı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bloglar.tk/resim/aksu-koy-enstitusunden-fotograflar-1305617705.jpg"></img>
<p>AKSU K&Ouml;Y ENSTİT&Uuml;S&Uuml;NDEN FOTOĞRAFLAR</p>
<p>No:1</p>
<p>17 Nisan t&ouml;reni bizim eski yemekhanemizde, şimdilerde konferans salonunda yapıldı. Milliyet Blog yazarı da olan değerli kardeşim, Ahmet Akalın &ouml;ğretmenim<a href="http://www.bloglar.tk/tag/izin"title="izin" >izin</a> kızı T&uuml;lin Aksoy bizi hi&ccedil; bırakmamış hep fotoğrafımızı &ccedil;ekmiş. Ona buradan <a href="http://www.bloglar.tk/tag/selam"target="_blank"title="selam" >selam</a> ve teşekk&uuml;rlerimi iletiyorum.</p>
<p>No:2</p>
<p>Sevgili T&uuml;rk&ccedil;e &ouml;ğretmenimiz Ahmet Akalın&rsquo;ı g&ouml;rmek benim i&ccedil;in en g&uuml;zel armağandı.O bizim şiir sevdamızı, yazı sevdamızı k&ouml;r&uuml;kleyen, yazmamız i&ccedil;in yardım veren &ouml;ğretmenlerimizden biriydi.</p>
<p>No:3</p>
<p>G&uuml;ler y&uuml;z&uuml;, kahkahaları, g&uuml;zel şiir okuması ve bizi bir arkadaşı gibi g&ouml;ren sevgili &ouml;ğretmenimiz Ahmet Akalın(sağda) ve yine Aksu K&ouml;y Enstit&uuml;s&uuml; mezunu olup kendi okuluna &ouml;ğretmen gelmiş sevgili &ouml;ğretmenimiz <a href="http://www.bloglar.tk/tag/korku"title="korku" >Korku</a>teli&rsquo;nden Mustafa Şanlı.</p>
<p>No:4</p>
<p>Bu fotoğrafta &ouml;ğretmenimiz Ahmet Akalın(ben)586 &Uuml;nal Ş&ouml;hret Dirlik, sınıf arkadaşım 595 S&uuml;leyman Barış ve bizden bir yıl sonra mezun olan(1957-58) Aksekili avukat ve Aksu ile ilgili kitabın <a href="http://www.bloglar.tk/tag/mimar"title="mimar" >mimar</a>larından Mustafa S&ouml;zen&rsquo;i g&ouml;r&uuml;yorsunuz.</p>
<p>No:5</p>
<p>Aslen Korkuteli&rsquo;nden olan ve 1954 yılından mezun oluncaya kadar T&uuml;rk&ccedil;e derslerimize giren g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; g&uuml;zel &ouml;ğretmen Ahmet Akalınla 17 Nisan 20011 g&uuml;n&uuml; Aksu&rsquo;da buluştuk. Bu fotoğraf bizim yemekhanemizde(şimdiki konferans salonunda &ouml;ğretmenimin kızı MB (milliyet Blog &uuml;yesi) T&uuml;lin Aksoy tarafından &ccedil;ekilmiştir.</p>
<p>No:6</p>
<p>&Uuml;&ccedil; &ouml;ğrencisiyle Ahmet Akalın.Barış ve ben mezun olalı 54 yıl <a href="http://www.bloglar.tk/tag/olmak"title="olmak" >olmak</a>tadır. Mustafa S&ouml;zen&rsquo;in de 53. yılı. Fotoğrafa girmeyen bizim sınıftan bAşık Olmaya kimse yoktu.141 L&uuml;tf&uuml; G&uuml;l Gazipaşa&rsquo;dan telefon etti. &ldquo;ne yapıyorsun&rdquo; dedi. Ben de &ldquo;Aksu&rsquo;ya niye gelmedin?&rdquo; diye sordum. Gelecek yıl gelmeye s&ouml;z verdi.Zeliha &Ccedil;atallar ve kardeşleri vardı, Celalettin Kendidoğan da oradaydı. Daha eski mezunların sayısı fazlaydı.</p>
<p>No:7</p>
<p>Aksu K&ouml;y Enstit&uuml;s&uuml; ile ilgili kitap i&ccedil;in &uuml;&ccedil; kişilik bir ekibin Fethiye&rsquo;ye geldiği g&uuml;n, ben Burdur-Tefenni Ece K&ouml;yde İsa Kayacan kitaplığının a&ccedil;ılışına gitmiştim.Cahit Yargıcı, Birdal Can T&uuml;fek&ccedil;i, Recai Şahin ve ben. O toplantıda bulunamadım.Yedi numaralı fotoğrafta g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z sevgili Yavuz Ali Sakarya benden Aksu ile ilgili Milliyet Blogdaki yazı ve fotoğraflardan yararlanmak istediklerini, bazılarını benim internetten g&ouml;ndermemi istedi. Sevin&ccedil;le kabul ettim. Kitap bittiğinde ve 17 Nisan g&uuml;n&uuml; tanıtılacağını değerli kardeşim T&uuml;lin Aksoy&rsquo;la bildirdiler. Bir bahane ile tam elli d&ouml;rt yıl sonra Aksu&rsquo;nun yolunu tuttum. Altı yıl Aksu&rsquo;ya seferimiz var. &Ccedil;oğu zaman şimdi olmayan ve b&uuml;y&uuml;k bir <a href="http://www.bloglar.tk/tag/kolay"title="kolay" >kolay</a>lığı olan vapurla.Bir defa vapuru ka&ccedil;ırmışız Kemal Kara ile &ouml;nce Yerkesik&rsquo;e R&uuml;şt&uuml;&rsquo;n&uuml;n yanına, ertesi g&uuml;n&uuml; de Aydın &uuml;zerinden trenle Burdur&rsquo;a, oradan otob&uuml;sle Antalya&rsquo;ya gittik. Şimdi; sabaha karşı <a href="http://www.bloglar.tk/tag/saat"title="saat" >saat</a> &uuml;&ccedil;te Fethiye&rsquo;den otob&uuml;se bindim.Saat yediye &ccedil;eyrek kala Antalya terminalinde indim.</p>
<p>Eskiden b&uuml;t&uuml;n bu yollar kapalıydı.Hi&ccedil; bir kış İncirk&ouml;y&rsquo;e gidemedim. Son yıl 599 Mustafa Enhoş annesine mektup yazmış, rahmetli Mehmet Karakapıcı&rsquo;dan izni de almış, Manavgat &Ccedil;ayı&rsquo;nın g&ouml;z&uuml;ne Akışlar mahallesine gittik. O kadar. Onun &ouml;yle eli &ouml;p&uuml;lesi bir anası vardı bilemezsiniz. Allah rahmet eylesin.</p>
<p>Milliyet Blogta Aksu ile hayli yazı ve fotoğraf yayınladım. Yavuz Ali Sakarya da bazılarını kullandı.</p>
<p><b>Şİ</b><b>MD</b><b>İ</b><b> KAMPANA TEPES</b><b>İ</b><b>NDEK</b><b>İ</b><b> O ESK</b><b>İ</b><b> KAMPANANIN YER</b><b>İ</b><b>NE DEV B</b><b>İ</b><b>R KAMPANA D</b><b>İ</b><b>K</b><b>İ</b><b>LMEL</b><b>İ</b><b>. &quot;DAN! DAN! DAN! &quot;D</b><b>İ</b><b>YE &Ccedil;ALMAYA BA</b><b>Ş</b><b>LAMALI. YED</b><b>İ</b><b>DEN YETM</b><b>İŞ</b><b>E B&Uuml;T&Uuml;N AKSULULAR TOPLANMALI, MEHMET </b><b>İ</b><b>NAL B</b><b>İ</b><b>R MASANIN &Uuml;ZER</b><b>İ</b><b>NE &Ccedil;IKMALI, B</b><b>İ</b><b>R HALAY &Ccedil;EKMEL</b><b>İ</b><b>Y</b><b>İ</b><b>Z K</b><b>İ</b><b>!&quot;</b></p>
<p><b>AKSU &Ouml;</b><b>ĞRETMEN LİSESİ M&Uuml;D&Uuml;R&Uuml;NE 17 NİSAN G&Uuml;N&Uuml; BİZİ AĞIRLADIĞI İ&Ccedil;İN TEŞEKK&Uuml;RLER.selamlar</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglar.tk/aksu-koy-enstitusunden-fotograflar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zor şakalar</title>
		<link>http://www.bloglar.tk/zor-sakalar.html</link>
		<comments>http://www.bloglar.tk/zor-sakalar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 May 2011 10:33:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[GAZOZLA YAPILAN SAKALR blog]]></category>
		<category><![CDATA[sakalar]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglar.tk/2905</guid>
		<description><![CDATA[Şakalaşmadan olur mu?&#160; Şakaya katlanabilir misiniz?&#160; Herkese şaka yapar mısınız?&#160; Şaka yapılacak kişi &#246;nemli midir?&#160; Hem şaka yapmayı, hem de şakalara katlanabilen biri misiniz?&#160; Şaka yapmasını seven, şaka yapılmasını sevmeyen biri misiniz?&#160; Şaka yaparken, hi&#231; baltayı taşa vurduğunuz oldu mu?&#160; Her zaman şakayı yapar mısınız? Karşınızdaki kişinin sinirlerini zorladığınız oldu mu? İnsanları papağan kuşu gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bloglar.tk/resim/zor-sakalar-1305617628.jpg"></img>
<p>
	Şakalaşmadan olur mu?&nbsp;</p>
<p>
	Şakaya katlanabilir misiniz?&nbsp;</p>
<p>
	Herkese şaka yapar mısınız?&nbsp;</p>
<p>
	Şaka yapılacak kişi &ouml;nemli midir?&nbsp;</p>
<p>
	Hem şaka yapmayı,  hem de şakalara katlanabilen biri misiniz?&nbsp;</p>
<p>
	Şaka yapmasını seven,  şaka yapılmasını sevmeyen biri misiniz?&nbsp;</p>
<p>
	Şaka yaparken,  hi&ccedil; baltayı taşa vurduğunuz oldu mu?&nbsp;</p>
<p>
	Her zaman şakayı yapar mısınız? Karşınızdaki kişinin sinirlerini zorladığınız oldu mu? İnsanları papağan kuşu gibi aynı şakalarla bıktırır mısınız?&nbsp;</p>
<p>
	Ben en zor şakaları yaparım. Bana yapılırsa katlanırım. Başa gelen &ccedil;ekilir diyebilenlerden misiniz? Yoksa şaka maka anlamam diyenlerden misiniz?&nbsp;</p>
<p>
	Arkadan ensenize okkalı bir tokat atan kişi arkadaşınız olsa bile,  sille tokat karşılık verir misiniz? Yoksa tokat hoştu. İyi geldi enseme,  deyip g&uuml;l&uuml;mser misiniz?&nbsp;</p>
<p>
	&Ccedil;ok Samim bir arkadaşınıza benzetip,  zor bir şaka yaptığınız kişi,  bAşık Olmaya biri ise;&nbsp;</p>
<p>
	eşekten d&uuml;şm&uuml;ş gibi aptallaşır mısınız?&nbsp;</p>
<p>
	Verilen karşılığa katlanabilir misiniz?&nbsp;</p>
<p>
	Ben katlanır mıyım bilemem.&nbsp;</p>
<p>
	**&nbsp;</p>
<p>
	1950 li yıllarda bir zelzele olmuş. Benim dedem &ccedil;oluk &ccedil;ocuk evin avlusunda yatıyormuş. Mevsim bahar. Isırgan otları yol kenarlarında bol miktarda. Dedemin komşusu,  Yaren Dede(Yeren Dede), bir demet ısırganı alıp,  dedemin yorganın dışında kalan bacaklarına s&uuml;r&uuml;yor. Yaren Dede,  kahkahalarla g&uuml;l&uuml;p ka&ccedil;ıyor. Bizim dedenin ayakları dizlerine kadar,  ağza atılmış katıksız biberin acısı gibi durmadan yanıyor. Ayaklarını soğuk su ile yıkıyor. Kovanın i&ccedil;ine koyuyor. Isırganın dalaması,  k&ouml;pek dalamasından k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Bizim dede sabahı zor ediyor.&nbsp;</p>
<p>
	G&uuml;nler,  aylar ge&ccedil;iyor. Bir g&uuml;n Yaren Dede ile benim dedem mahalledeki derenin &uuml;st&uuml;ndeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k k&ouml;pr&uuml;de karşı karşıya geliyorlar. Yaren Dede yemek sinisini başının &uuml;st&uuml;ne koymuş,  camiye yemek g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor. İki eli ile başının &uuml;st&uuml;ndeki siniyi tutuyor. şöyle ki eller havada. Dedemin aklına hemen şeytanlar giriyor. Yaren&rsquo;nin şalvarının u&ccedil;kur u&ccedil;ları dışarıda. Deden şalvarın ilmek u&ccedil;larını birden &ccedil;ekiyor. Şalvar yerde. Yaren dedenin takım taklavat meydanda. Yaren Dede,  siniyi yere indirip şalvarı &ccedil;ekene kadar,  bakan g&ouml;receğinin g&ouml;r&uuml;yor. Yaren Dede,  dedemle bu olaydan sonra yıllarca konuşmuyor.&nbsp;</p>
<p>
	Ne derler; <b>&rdquo;G&uuml;l&uuml; seven dikenine katlanır.&rdquo;</b>&nbsp;</p>
<p>
	Sen şaka yapıyorsan,  sana yapılan şakaya da katlanacaksın.&nbsp;</p>
<p>
	*&nbsp;</p>
<p>
	Her şeyle şaka olur mu?&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Ateşle,  suyla şaka olmaz&rdquo;</b> derlerde&hellip;&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Şaka&rdquo; </b>yapayım derken<b>,  &rdquo;kaka&rdquo;</b> yapanlar &ccedil;ok bu memlekette.&nbsp;</p>
<p>
	Şaka olsun diye arkadaşının &uuml;zerine otomobil s&uuml;r&uuml;p,  &ouml;ld&uuml;renler var.&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Sivri u&ccedil;lu&ldquo;</b> aletlerle yapılan şakalar &ouml;l&uuml;mle sonu&ccedil;lanabiliyor.&nbsp;</p>
<p>
	Şakanın sonu <b>&ldquo;g&uuml;lme g&uuml;ld&uuml;rme&rdquo;</b> ile bitmeli. Kimseye <a href="http://www.bloglar.tk/tag/maddi"title="maddi" >maddi</a> ve manevi zarar vermemeli.&nbsp;</p>
<p>
	*&nbsp;</p>
<p>
	Biri yılandan <a href="http://www.bloglar.tk/tag/korku"title="korku" >korku</a>yorsa,  cebine k&uuml;&ccedil;&uuml;k yılan bırakılır. Sar bi cigara deyip eline tabaka verilir. Tabaka a&ccedil;ılınca,  adamın &ouml;n&uuml;nde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yılan,  basar yaygarayı.&nbsp;</p>
<p>
	Adam y&uuml;ksek sesten korkuyorsa arkasında tenekeyle ses &ccedil;ıkarılır. Adam hoplar yerinden. G&uuml;l&uuml;şmeler.&nbsp;</p>
<p>
	Kimisi acı biber yiyemez. Kurnazlık yapar yedirirsin. Al sana eğlence.&nbsp;</p>
<p>
	Şaka &ccedil;ok. Yapacak ve katlanacak insan lazım.&nbsp;</p>
<p>
	*&nbsp;</p>
<p>
	&Ccedil;ocuklar <a href="http://www.bloglar.tk/tag/uzun"title="uzun" >uzun</a> s&uuml;reli şakalara katlanamazlar. Aynı şakalara tahamm&uuml;lleri yoktur. &Ccedil;ocuklar,  b&uuml;y&uuml;klerden daha ciddidirler. Yaptıkları şakaları da ciddi bir iş gibi g&ouml;r&uuml;rler.&nbsp;</p>
<p>
	Biz &ouml;ğretmenleri; bize şaka yapan &ouml;ğrencilere,  şakayı yuttuğumuzu,  oltaya takıldığımızı inandırmak zorundayız. Bir nisanlarda sınıf değiştiren,  hasta numarası yapan &ouml;ğrencilere ge&ccedil;erli bahaneler bulmalıyız.&nbsp;</p>
<p>
	Yoksa <b>&ldquo;Bizim &ouml;ğretmende hi&ccedil; şakadan anlamıyor, &rdquo;</b> durumları olabilir.&nbsp;</p>
<p>
	*&nbsp;</p>
<p>
	Televizyonlarda şaka programları bile var. İzleyici kitlesi az da değil. Yalnız bazı şakalar,  insanların onurlarını rencide olunca,  ciddi ciddi davalarda a&ccedil;ılabiliyor. Şakalar insanlara acı vermemeli..&nbsp;</p>
<p>
	Şaka olsun diye kakt&uuml;s bitkisinin,  &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k dikenlerini arkadaşınızın ensesine s&uuml;rerseniz ne olur? Ben ilkokulda s&uuml;rd&uuml;m. Arkadaşım babasına,  babası &ouml;ğretmenime s&ouml;yledi. &Ouml;ğretmenimden <b>&ldquo;bir otomobil dayak&rdquo;</b> yedim. Eğer arkadaşımda aynı şakayı bana yapsaydı. <b>Arkadaşımı daha &ccedil;ok severdim.</b>&nbsp;</p>
<p>
	*&nbsp;</p>
<p>
	Su tabancası ile birini ıslatmak. dondurma tatlısı yalayan birinin ensesine şaplak vurmak,  arkadaşın sırtına <b>&rdquo;eşektir&rdquo;</b> levhası asmak vb. şakalar &ccedil;ok masum şakalardır.&nbsp;</p>
<p>
	Patlak topun i&ccedil;ine taş koyup yola bırakmak,  birinin vurmasını beklemek,  sandalyenin bir ayağının altını oyup birinin oturmasını beklemek. Oturulacak yere toplu iğne koymak. Birinin ila&ccedil; kutusundaki ila&ccedil;ları değiştirmek,  vb. şakalar masum olmayan şakalardır.&nbsp;</p>
<p>
	Hele bazı şakalar var ki,  kan davası &ccedil;ıkmasına sebep olabilir.&nbsp;</p>
<p>
	Bu şakalara <a href="http://www.bloglar.tk/tag/nasil"title="nasıl" >nasıl</a> katlanıyor insanlar. Ben şaşıyorum,  helal olsun bu şakalara katlananlara&hellip; <b>&ldquo;Adamlarda ne sinir varmış&rdquo;</b> diyesim geliyor.&nbsp;</p>
<p>
	Alın size,  Yenice İl&ccedil;emizde yaşanmış,  ger&ccedil;ekten yapılmış şakalar. Yalnız siz b&ouml;yle şaka yaparsanız,  sonucuna katlanmak zorundasınız. &Ouml;yle yağma yok.&nbsp;</p>
<p>
	G&ouml;r&uuml;n bak bizde ne şakacı Nasrettin Hoca&rsquo;lar var.&nbsp;</p>
<p>
	<b>*</b>&nbsp;</p>
<p>
	<b>Şakanın yapıldığı yer Hamdibey:</b>&nbsp;</p>
<p>
	Hamdibey Beldemiz de <b>&ldquo;Halil Korkmaz&rdquo;</b> adında biri var. Ava gitmeyi seviyor. Bir de Hamdibey&rsquo;in muhtarlığını yapmış,  lakabı <b>&ldquo;İzmirli&rdquo;</b> olan <b>İbrahim AYG&Uuml;N</b> adında biri var. İbrahim Ayg&uuml;n,  Kovancı K&ouml;y&uuml;&rsquo;nden Hamdibey&rsquo;e evlatlık gelmiş.&nbsp;</p>
<p>
	Halil Korkmaz,  arkadaşları ile birlikte Kovancı K&ouml;y&uuml;&rsquo;ne ava gidiyor. O k&ouml;ydeki avcılar, &nbsp;</p>
<p>
	&ldquo;Hamdibey&rsquo;de bizim akrabamız var. Eski muhtar <b>&ldquo;İzmirli&rdquo;</b> derler,  adı <b>İbrahim Ayg&uuml;n.</b> Nasıl iyi mi,  ne yapıyor?&rdquo; diye sorarlar.&nbsp;</p>
<p>
	Halil KORKMAZ,  ciddiyetini bozmadan,  hemen kıvırır palavrayı:&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Haberiniz yok mu? İbram Aga vefat etti. Bir hafta &ouml;nce cenazesini kaldırdık, &rdquo;</b> der.&nbsp;</p>
<p>
	Bu haberi alanlar,  ah vah diyerek hemen k&ouml;ye giderler. Muhtarın akrabalarını toplarlar. Bir otob&uuml;s dolusu,  Hamdibey&rsquo;e yola &ccedil;ıkarlar. Gece <a href="http://www.bloglar.tk/tag/saat"title="saat" >saat</a> 22.30 sularında,  İbrahim Ayg&uuml;n&rsquo;&uuml;n kapısını &ccedil;alarlar. Ağlayanlar,  bağrışanlar&hellip;&nbsp;</p>
<p>
	Kapı a&ccedil;ılır. Pijamaları ayağında,  kapıda dimdik ayakta,  İbram Aga.&nbsp;</p>
<p>
	K&ouml;yl&uuml;ler ş<a href="http://www.bloglar.tk/tag/ask"title="aşk" >aşk</a>ın. İbram Aga hortlamış. Aaaaaa. Ooooo&hellip;!??!&nbsp;</p>
<p>
	İbram Aga şaşkın. Bu k&ouml;yl&uuml;lerin burada işi ne ola ki?&nbsp;</p>
<p>
	İş anlaşılır. Herkes derin bir oh &ccedil;eker.&nbsp;</p>
<p>
	B&ouml;yle bir şaka yapılmasaydı. K&ouml;yl&uuml;leri de bu <b>&ldquo;&ouml;ks&uuml;z&uuml;&rdquo;</b> bAşık Olmaya t&uuml;rl&uuml; ziyaret edemezdi ya.&nbsp;</p>
<p>
	İbram Aga,  Halil&rsquo;den intikamını nasıl aldı? bilmiyorum.&nbsp;</p>
<p>
	Halil sağlam şaka yapmış. Helal olsun. Zarar g&ouml;ren yok. Sonu <a href="http://www.bloglar.tk/tag/mutlu"title="mutlu" >mutlu</a> bitiyor.&nbsp;</p>
<p>
	*&nbsp;</p>
<p>
	<b>Şakanın yapıldığı yer Yenice &Ouml;ğretmenevi:</b>&nbsp;</p>
<p>
	Yenice Orman İşletmesi m&uuml;d&uuml;rlerinden Ramazan G&ouml;kg&ouml;z adında değerli bir arkadaş vardı. Bağlama &ccedil;alar. G&uuml;lmesini g&uuml;ld&uuml;rmesini bilen birisiydi. Kısa boyluydu<b>, &rdquo;bizim bu kadar da</b> <b>toprağın altında boyumuz var.</b>&rdquo; Diye kendi boyu ile gırgır ge&ccedil;erdi.&nbsp;</p>
<p>
	Birde il&ccedil;e tarımda &ccedil;alışan,  Osman adında bir veteriner arkadaş vardı. Ramazan Bey,  Osman Bey ve birka&ccedil; arkadaşı,  &ouml;ğretmen evinde s&uuml;rekli k&acirc;ğıt oynarlarmış. Oyun başlayıp birka&ccedil; el ge&ccedil;tiğinde veya yarı olunca,  eğer Veteriner Osman,  oyunu kazanmayı garantilemişse;&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Hemen sarı gazoz getir, &rdquo;</b> diye bağırırmış. &Ccedil;ekermiş sarı gazozu. (Bu y&uuml;zden veterinere <b>&rdquo;Sarı</b> <b>Gazoz&rdquo;</b> adını takmışlar.)&nbsp;</p>
<p>
	Eğer oyunu kaybedecekse, &nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;&Ccedil;ay getir&rdquo;</b> dermiş.&nbsp;</p>
<p>
	Uyanık; kazanırsa <b>&ldquo;sarı gazoz&rdquo;</b> , kaybederse <b>&ldquo;&ccedil;ay&rdquo;</b>&nbsp;</p>
<p>
	Oyun arkadaşlarının bu dikkatini &ccedil;ekiyor. Bir g&uuml;n toplanıyorlar. Masada yancıda var. Ekip kala<a href="http://www.bloglar.tk/tag/balik"title="balık" >balık</a>. Bu defa oyun başlamadan <b>&ldquo;sarı gazozları&rdquo;</b> i&ccedil;iyorlar. Oyunun başlarında,  Ramazan Bey&rsquo;in telefonu &ccedil;alıyor. Veterinere diyor ki.&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Kızıldam K&ouml;y&uuml;&rsquo;nden bilmem kim arıyor. İneği hastalanmış. Hemen gelsin diyor,  gidecekmişsin.&rdquo;</b>&nbsp;</p>
<p>
	Oyunu bırakan masanın hesabını &ouml;der. Veteriner hesabı &ouml;d&uuml;yor. Niye &ouml;demesin. Gideceği yerden gidiş-d&ouml;n&uuml;ş yol parasını,  muayene &uuml;cretini alacak. Biniyor arabasına. Yallah Kızıldam.&nbsp;</p>
<p>
	Ramazan Bey,  bu kadar yeter,  deyip arıyor cepten anlatıyorlar durumu. &Ccedil;akır k&ouml;y&uuml; sapağından d&ouml;nd&uuml;r&uuml;yorlar veterineri.&nbsp;</p>
<p>
	Bu şakadan,  veteriner kendisine nasıl bir ders &ccedil;ıkardı bilemem. İnsanlar bazen &ccedil;ok basit olaylarla,  k&uuml;&ccedil;&uuml;k hesaplarla <b>&ldquo;g&uuml;l&uuml;n&ccedil;&rdquo;</b> duruma d&uuml;şebiliyorlar.&nbsp;</p>
<p>
	*&nbsp;</p>
<p>
	<b>Şakanın yapıldığı yer Seyvan K&ouml;y&uuml;:</b>&nbsp;</p>
<p>
	Seyvan K&ouml;y&uuml;&rsquo;nde ke&ccedil;i besleyen ve de ke&ccedil;ilerine &ccedil;an takmayı seven,  <b>&rdquo;Semerci Yusuf&rdquo;</b> dayı vardır. Her g&uuml;n ke&ccedil;i s&uuml;r&uuml;s&uuml;n&uuml; bayıra g&ouml;t&uuml;r&uuml;rken,  okulun &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;mektedir. Yusuf Dayı ke&ccedil;ilere <b>&ldquo;&ccedil;an&rdquo;</b> takma sevdasını &ccedil;ok aşırıya ka&ccedil;ırdığından,  <b>&ldquo;ke&ccedil;i s&uuml;r&uuml;s&uuml;&rdquo;</b> ge&ccedil;tiği yerde acayip <b>&ldquo;g&uuml;r&uuml;lt&uuml;&rdquo;</b> yapmaktadır. Ne yapacaksın,  Semerci Dayı&rsquo;nın zevki de bu.&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Ke&ccedil;i s&uuml;r&uuml;s&uuml;&rdquo;</b> sabah ormana giderken,  akşam da ormandan eve d&ouml;nerken<b>, &rdquo;mehteran</b> <b>takımı&rdquo;</b> gibidir. Mehteran Başı da; <b>&rdquo;Semerci Yusuf.&rdquo; </b>Doğal olarak bu durumdan rahatsız olanlarda vardır. Her g&uuml;n <b>&ldquo;ke&ccedil;i &ccedil;anı&rdquo;</b> dinlemek <a href="http://www.bloglar.tk/tag/kolay"title="kolay" >kolay</a> mı?&nbsp;</p>
<p>
	Latifa (Latif SALI) bu duruma el atar. Gerekli planları yapar. O zamanlar k&ouml;y&uuml;n &ouml;ğretmeni H&uuml;sn&uuml; ARPACI&rsquo;dır. &Ouml;ğretmeni de işin i&ccedil;ine katar.&nbsp;</p>
<p>
	Semerci Yusuf Dayı&rsquo;yı &ccedil;ağırır.&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Hakkında şik&acirc;yet var,  işin &ccedil;ok zor&rdquo;</b> der.&nbsp;</p>
<p>
	Semerci Yusuf:&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Ne yaptık s&ouml;yle Latif, &rdquo;</b> der.&nbsp;</p>
<p>
	Latifa:&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Senin ke&ccedil;i s&uuml;r&uuml;s&uuml; okulun yanından ge&ccedil;erken,  &ccedil;anların sesinden &ouml;ğretmenin hanımı &ccedil;ok korkmuş. Birden uyanınca,  ayağa fırlamış,  dadasını (bebeğini) d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;ş. &Ouml;ğretmen seni şik&acirc;yet edecek. Mahkemeye verecek. Ne yaparsın bilmem. &ldquo;</b>&nbsp;</p>
<p>
	&ldquo;Yapma Latif. Ben bu işten nasıl kurtulurum.&rdquo;&nbsp;</p>
<p>
	&ldquo;Ben &ouml;ğretmenle g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;m. Yalnız sen &ccedil;anları s&ouml;k ke&ccedil;ilerden.&rdquo;&nbsp;</p>
<p>
	Semerci Yusuf,  her g&uuml;n ke&ccedil;ilerin &ccedil;anlarını s&ouml;ker. Bir &ccedil;uvala doldurur. Okulun yanından sessiz ge&ccedil;er. K&ouml;y &ccedil;ıkışında ke&ccedil;ilere takar. Akşam k&ouml;ye girmeden &ccedil;anları yine s&ouml;ker. Her g&uuml;n &ccedil;anları tak-&ccedil;ıkar,  tak-&ccedil;ıkar. Bu iş bir ay devam eder. Bir &ccedil;eşit işkence olur. Durumu bilenler g&uuml;l&uuml;ş&uuml;rler.&nbsp;</p>
<p>
	K&ouml;yl&uuml;ler dalgasını ge&ccedil;er. Semerci&rsquo;nin hi&ccedil;bir şeyden haberi yoktur. Ara sıra Latifa&rsquo;ya durumu sorar.&nbsp;</p>
<p>
	Latifa:&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;&Ouml;ğretmene bir ke&ccedil;i verelimde şu işi bağlayalım&rdquo;</b> der.&nbsp;</p>
<p>
	Semerci:&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;&Uuml;&ccedil; ke&ccedil;i bile veririm&rdquo;</b> der.&nbsp;</p>
<p>
	Latifa&rsquo;nın da g&ouml;z&uuml; bir oğlak tettirip <b>&ldquo;&ouml;rfene&rdquo;</b> yapmaktır.&nbsp;</p>
<p>
	Bir oğlak alırlar<b>, </b> afiyetle yerler. S&ouml;zde &ouml;ğretmen davadan vazge&ccedil;miştir.&nbsp;</p>
<p>
	<b>Semerci Yusuf Dayı,  </b>ger&ccedil;eği &ouml;ğrendi mi? bilemiyorum.&nbsp;</p>
<p>
	Şaka,  tam eşşek şakası.&nbsp;</p>
<p>
	**&nbsp;</p>
<p>
	<b>Yenice&rsquo;nin İ&ccedil;inden Bir Şaka:</b>&nbsp;</p>
<p>
	Emekli İlk&ouml;ğretim M&uuml;d&uuml;rlerinden,  gazete bayiliği yapan B.Ali URAL,  kasap d&uuml;kk&acirc;nı işleten &Ccedil;akırlı Tahsin Aslan ve de şakaların g&ouml;lge adamı rahmetli akıllı ERTUĞRUL.&nbsp;</p>
<p>
	B.Ali Bey,  d&uuml;ğ&uuml;n salonu altında gazete bayii ve kırtasiyeci olarak &ccedil;alışıyor. Yanı başında Aygaz Bayii akıllı Ertuğrul,  karşı tarafta ise Kasap Tahsin d&uuml;kk&acirc;nda.&nbsp;</p>
<p>
	Kasap Tahsin&rsquo;in d&uuml;kk&acirc;nı yanındaki boş arsada; demir,  kiremit gibi inşaat malzemeleri yığılı. Vatandaş gelip kasaba soruyor. Kasap Tahsin&rsquo;de,  Kırtasiye d&uuml;kkanını g&ouml;sterip Ali Beyi tarif ediyor. Ali Bey,  tam gazete sayımı yaptığı sırada,  birinin gelip &ccedil;imento ve demir sormasına uyuz <a href="http://www.bloglar.tk/tag/olmak"title="olmak" >olmak</a>tadır. Bazen de Ali Beye telefon edip; &ccedil;imento ve kiremit siparişi veriliyor. Ali Bey;&nbsp;</p>
<p>
	&ldquo;Burası gazete bayii. Burası kırtasiye&rdquo; dese de,  fayda etmiyor.&nbsp;</p>
<p>
	Karşı taraf;&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Niye kırtasiyede demir,  &ccedil;imento satmıyorsun?&rdquo;</b> Diye sorup,  lafı uzattık&ccedil;a,  Ali Bey&rsquo;in kafası atıyor,  basıyor k&uuml;fr&uuml;.&nbsp;</p>
<p>
	Ali Bey,  bu işin Kasap Tahsin tarafından tezg&acirc;hlandığını anlıyor bir zaman sonra. Bir g&uuml;n kasap d&uuml;kk&acirc;nına geliyor. Kasabın sırıtmasından gıcık kapıyor. Kasap Tahsin&rsquo;e ikicik asılıyor. Kasap ka&ccedil;makta buluyor &ccedil;areyi. Karşıdan bağırıyor.&nbsp;</p>
<p>
	<b>-&ldquo;Ne bu ya! Okulda &ccedil;ektik. Burada da mı &ccedil;ekeceğim senden?&rdquo;</b> Kızmak m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;? Bayram Ali Bey,  Kasap Tahsin&rsquo;in ilkokul &ouml;ğretmenidir.&nbsp;</p>
<p>
	Ali Bey,  bu şakanın r&ouml;vanşını alacak,  amma nasıl?&nbsp;</p>
<p>
	Aradan uzun zaman ge&ccedil;iyor. Ali Bey gerekli planı yapıyor ve de uyguluyor. Kasap Tahsin&rsquo;e birini bulup telefon ettiriyor.&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Alo,  ben Pazark&ouml;y&rsquo;den Lokantacı Ramazan. Bana <st1:metricconverter productid="5 kg">5 kg</st1:metricconverter> kıyma,  <st1:metricconverter productid="5 kg">5 kg</st1:metricconverter> kuşbaşı yap. Osman Aga&rsquo;ya veriver. Ben alırım. Yarın paranı Osman Aga&rsquo;dan alırsın? &ldquo;</b>&nbsp;</p>
<p>
	Kasap Tahsin;&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Ne demek abi. Hemen <a href="http://www.bloglar.tk/tag/hazir"title="hazır" >hazır</a>layıp,  g&ouml;nderiyorum, &rdquo;</b> der. Zokayı yutar.&nbsp;</p>
<p>
	Kasap etleri hazırlar. İki elinde,  iki poşetle garaja gider. Osman Aga&rsquo;yı aramaya. Osman Aga &ccedil;oktan gitmiştir. Takipte olan Ali Bey,  taksi ile Kasap Tahsin&rsquo;in yanına yaklaşır. <b>&ldquo;Nereye gidiyorsun,  ne bu poşetler?&rdquo; </b>diye sorar.&nbsp;</p>
<p>
	Kasap Tahsin durumu anlatır. B.Ali Bey;&nbsp;</p>
<p>
	<b>&ldquo;Bende Pazark&ouml;y&rsquo;e gidiyorum, &rdquo;</b> der.&nbsp;</p>
<p>
	Kasap duruma s<a href="http://www.bloglar.tk/tag/evini"title="evini" >evini</a>r. B.Ali Bey&rsquo;in taksiye biner. Ali Bey Kasap Tahsin&rsquo;e,  Yenice i&ccedil;inde bir tur attırır. Getirip d&uuml;kk&acirc;nın &ouml;n&uuml;nde indirir. Kasabın ayağı suya erer. Erer de iş işten ge&ccedil;miştir.&nbsp;</p>
<p>
	Kasap Tahsin,  &uuml;z&uuml;ml&uuml; kek olmuştur. Buyurun gelin yemeye,  d&uuml;ğ&uuml;n salonu altında c&uuml;mb&uuml;şe gelin,  g&ouml;r&uuml;n diyeceğim amma. Kimse kalmadı. Mek&acirc;nlar ve kişiler &ccedil;ok oldu değişeli. Sadece bu şaka kaldı anılarda. Bir de trafik kazasında kaybettiğimiz &ouml;ğretmen arkadaşımız,  değerli insan,  <b>&ldquo;akıllı ERTUĞRUL&rsquo;u&rdquo;</b> iyilikleriyle anmak kaldı.&nbsp;</p>
<p>
	Aramızdan ayrılanları iyilikle y&acirc;d ederken,  hayatta olanlara <a href="http://www.bloglar.tk/tag/selam"target="_blank"title="selam" >selam</a> olsun.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglar.tk/zor-sakalar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çingene Hasan</title>
		<link>http://www.bloglar.tk/cingene-hasan.html</link>
		<comments>http://www.bloglar.tk/cingene-hasan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 May 2011 11:10:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[cingene]]></category>
		<category><![CDATA[hasan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bloglar.tk/2850</guid>
		<description><![CDATA[Bir tanısaydınız, neden durup dururken onu yazdığımı, zaman zaman da adını andığımı anlardınız; sakin duruşu onurlu, c&#252;mb&#252;ş&#252; &#231;aldık&#231;a coşan, neşeyle, efkarla bizi buluşturan, mahallemizin vazge&#231;ilmez &#231;algısıydı o.&#160; İki oğluyla gittiği d&#252;ğ&#252;nlerde &#231;alar, s&#246;ylerdi.&#160; Sesi kalın ve dokunaklıydı..&#160; Orta yaşın &#252;st&#252;ndeydi onu hatırladığım yıllardaki hali.&#160; Bense hen&#252;z on, onbir yaşlarındaydım.&#160; M&#252;mk&#252;n olduğu kadar ona yakın durur, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.bloglar.tk/resim/cingene-hasan-1305360631.jpg"></img>
<p>
	Bir tanısaydınız,  neden durup dururken onu yazdığımı,  zaman zaman da adını andığımı anlardınız; sakin duruşu onurlu,  c&uuml;mb&uuml;ş&uuml; &ccedil;aldık&ccedil;a coşan,  neşeyle,  efkarla bizi buluşturan,  mahallem<a href="http://www.bloglar.tk/tag/izin"title="izin" >izin</a> vazge&ccedil;ilmez &ccedil;algısıydı o.&nbsp;</p>
<p>
	İki oğluyla gittiği d&uuml;ğ&uuml;nlerde &ccedil;alar,  s&ouml;ylerdi.&nbsp;</p>
<p>
	Sesi kalın ve dokunaklıydı..&nbsp;</p>
<p>
	Orta yaşın &uuml;st&uuml;ndeydi onu hatırladığım yıllardaki hali.&nbsp;</p>
<p>
	Bense hen&uuml;z on,  onbir yaşlarındaydım.&nbsp;</p>
<p>
	M&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar ona yakın durur,  hemen yanıbaşında dinlerdim onu.&nbsp;</p>
<p>
	En son dinlediğimdeyse,  ondokuz yaşımdaydım.&nbsp;</p>
<p>
	Yirmi yaşımda evlenip de mahalleden &ccedil;ıkınca,  bir daha da dinlemek kısmet olmadı&#8230;&nbsp;</p>
<p>
	&Ccedil;almaya başladı mı,  ya oynardınız orta yerde ya da,  susup dinlerdiniz usulca..&nbsp;</p>
<p>
	Şarkıların bu kadar g&uuml;zel olduğunu birinci ondan &ouml;ğrenmiştim..&nbsp;</p>
<p>
	C&uuml;mb&uuml;ş&uuml;n bu kadar g&uuml;zel konuşacağını da ondan..&nbsp;</p>
<p>
	Evet,  c&uuml;mb&uuml;ş onun elinde adeta kuş gibi şakırdı.&nbsp;</p>
<p>
	Ondandır hala &#39;&#39;kapıldım gidiyorum,  bahtımın r&uuml;zgarına.. Ey ufuklar diyorum,  yolculuk var yarına&#39;&#39;  şarkısını duyduğum her anda onun kulaklarını &ccedil;ınlatmalarım,  ruhuna <a href="http://www.bloglar.tk/tag/selam"target="_blank"title="selam" >selam</a> yollamalarım; O bu şarkıyı &ccedil;ok g&uuml;zel &ccedil;alıp s&ouml;ylerdi..&nbsp;</p>
<p>
	Bir de, &#39;&#39; s&ouml;yleyemem derdimi kimseye,  o yar duymasın diye&#39;&#39; şarkısını &ccedil;almaya başladı mı,  etrafta bulunan b&uuml;y&uuml;kler ona eşlik eder,  c&uuml;mb&uuml;ş&uuml;n kulağına bahşiş sıkıştırırlardı. Nedense.&nbsp;</p>
<p>
	Neşeye de, &#39;&#39;ada sahillerinde bekliyorum&#39;&#39; şarkısıyla başlardı.&nbsp;</p>
<p>
	Bu &uuml;&ccedil; şarkının bana &ccedil;ocukluğumu,  birinci gen&ccedil;lik yıllarımın anılarını getirmesi de ondandır.&nbsp;</p>
<p>
	D&uuml;ğ&uuml;nden eve d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;n ertesinde kesinkes cama &ccedil;ıkar,  mahalleye <a href="http://www.bloglar.tk/tag/konser"title="konser" >konser</a> verirdim. Bıkmazdım bağıra &ccedil;ağıra bu şarkıları s&ouml;ylemekten.&nbsp;</p>
<p>
	Annem duyduğunda,  &#39;&#39; hayırdır kızım nedir derdin,  daha dur bakalım hen&uuml;z &ccedil;ocuksun&#39;&#39; diyerek dalga ge&ccedil;erdi benimle..&nbsp;</p>
<p>
	Hi&ccedil; <a href="http://www.bloglar.tk/tag/unutma"title="unutma" >unutma</a>m,  orta okul sıralarındaydım.. Senenin son g&uuml;nlerinden birinde sınıf &ouml;ğretmenimiz,  &#39;&#39;hanginizin sesi g&uuml;zel&#39;&#39; diye sorduğunda hangi cesaretle bilmem,  parmak kaldırıp bu şarkıları s&ouml;ylemiştim.&nbsp;</p>
<p>
	&Ouml;ğretmenler odasında oturan ne kadar hoca varsa sınıfımıza doluşmuştu. Sesimin g&uuml;zel olduğundan değil tabii,  &#39;&#39;bu yaşta bu şarkıları kim s&ouml;yl&uuml;yor bakalım&#39;&#39; diye meraklarından gelmişlerdi.&nbsp;</p>
<p>
	Meğerse sesim,  okulun hoporl&ouml;r&uuml;nden duyulmuşmuş.&nbsp;</p>
<p>
	Allah rahmet eylesin &ccedil;ingene Hasan..&nbsp;</p>
<p>
	Ayakta keman &ccedil;alan <a href="http://www.bloglar.tk/tag/uzun"title="uzun" >uzun</a> boylu oğlun,  dizlerinin arasında dabruka &ccedil;alan ıslak sa&ccedil;lı &ouml;b&uuml;r oğlun da yaşamıyormuş. &Ouml;ğrendim.&nbsp;</p>
<p>
	Onlara da Allah rahmet eylesin.&nbsp;</p>
<p>
	Sizler,  bir hoş sedaydınız anılarımda.&nbsp;</p>
<p>
	Kulaklarınız &ccedil;ınlasın..&nbsp;</p>
<p>
	13.05.2011&nbsp;</p>
<p>
	G&uuml;lden Işık&nbsp;</p>
<p>
	Zonguldak&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bloglar.tk/cingene-hasan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

