Sağlık

Merhabalar,
Az sonra yazacağım yazıdaki gibi güvenilir arkadaş luk var mı acaba?
Günümüzde güvenilir arkadaş kelimesinin ne anlama geldiğini etrafımda ki insanlara sordum. Cevaplar olumsuz, dostluklar sabun köpüğü gibi ne olduğu belli olmayan yönünün nereye gittiği adının da ne olduğuna gelince, menfeat, para, vs şeylerle isim değiştirmiş. Dosttan bAşık Olmaya her şey dediler.
O zamanda diyorum ki eğer bir dostunuz varsa bulduysanız sakın sakın bırakmayın, tutun gitmesin. Sonuna kadar dostunuza dostluğunuza sahip çıkın..
Bu konuyla bağlantılı aşağıdaki yazı
Çok samimi iki güvenilir arkadaş ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, düryüksek ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkada, öteki arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir.
Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez. Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.
Zaman içinde saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yine de arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.
Saf adam bundan sonra zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur. Kimsesi olmadığını öğrendiği kadına kendisinin de yalnız olduğunu söyler ve devam eder;
Bu evde birlikte yaşayalım; sen evin işlerini ve yemeklerini yaparsın, der.
Yaşlı kadın hiç düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler. Yaşlı kadın ona uygun kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yine de unutamamıştır. Biraz da geldiği konumu görmesi yönünden samimi arkadaşına davetiye gönderir. Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrofonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya;
Eskiden çok sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi, elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim. Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. İşlerim bozuluduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için iş istedim. Bana iş vermedi. Çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızamıyorum. Çünkü biz gerçek dosttuk.
Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya;
Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı. İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün paralarını bana verdi. Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı. Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu şekilde kurtardım. İşleri bozulduğunda gelip benden iş istedi. Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim. Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın da benim annemdi. Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız da benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesi ne ben ikna ettim. Değerli misafirler , işte biz böyle DOSTUZ..
Alıntı; Cengiz Erşahin Bilgelik Öyküleri kitabı
Evet arkadaşlar güzel ve mutlu son. Bu zamanda böyle dostluklar bulma ümidiyle…
Selam ve sevgiyle kalın.
DOSTSUZ KALMAYIN…
GERÇEK DOST!
Merhabalar,
Az sonra yazacağım yazıdaki gibi DOST luk var mı acaba?
Günümüzde güvenilir arkadaş kelimesinin ne anlama geldiğini etrafımda ki insanlara sordum. Cevaplar olumsuz, dostluklar sabun köpüğü gibi ne olduğu belli olmayan yönünün nereye gittiği adının da ne olduğuna gelince, menfeat, para, vs şeylerle isim değiştirmiş. Dosttan bAşık Olmaya her şey dediler.
O zamanda diyorum ki eğer bir dostunuz varsa bulduysanız sakın sakın bırakmayın, tutun gitmesin. Sonuna kadar dostunuza dostluğunuza sahip çıkın..
Bu konuyla bağlantılı aşağıdaki yazı
Çok samimi iki güvenilir arkadaş ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkada, öteki arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir.
Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez. Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.
Zaman içinde saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider ve kendisine çelışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yine de arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.
Saf adam bundan sonra zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oarya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur. Kimsesi olmadığını öğrendiği kadına; Kendisinin de yalnız olduğunu söyler ve devam eder;
Bu evde birlikte yaşayalım; sen evin işlerini ve yemeklerini yaparsın, der.
Yaşlı kadın hiç düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler. Yaşlı kadın ona uygun kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yine de unutamamıştır. Biraz da geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına davetiye gönderir. Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrofonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya;
Eskiden çok sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi, elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim. Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. İşerim bozuluduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için iş istedim. Bana iş vermedi. Çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızamıyorum. Çünkü biz gerçek dosttuk.
Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya;
Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı. İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün paralarını bana verdi. Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı. Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu şekilde kurtardım. İşleri bozulduğunda gelip benden iş istedi. Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim. Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın da benim annemdi. Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız da benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesi ne ben ikna ettim. Değerli misafirler , işte biz böyle DOSTUZ..
Alıntı; Cengiz Erşahin Bilgelik Öyküleri kitabı
Evet arkadaşlar güzel ve mutlu son. Bu zamanda böyle dostluklar bulma ümidiyle…
Selam ve sevgiyle kalın.
DOSTSUZ KALMAYIN…

Bu yazımda sağlıkla ilgili yanlış bildiğimiz şeyleri düzeltmeye çalışacağım.
Öncelikli olarak bilim adamlarının açıkladığı sözde sağlığımıza zararlı şeylerden başlayalım. Bunların başında et, tereyağ ve açık süt geliyor, bunlar sağlığımıza çok zararlıymış! şimdi etin kanser yaptığı, tereyağın kolestrol yaptığı, açık sütte bilmem ne kadar bakteri olduğu sürekli söylenip durur. Oysaki Türkiye’de 100 yaşını aşan çoğu insan köylerde yaşıyor ve bu yazdıklarımla besleniyor, hepside taş gibi sapasağlam. Sütten başlayalım eskiden köylerden şehirlere açık süt gelir ve satılırdı ama sonra ortaya çıkan işte kapalı sütün daha yararlı olduğunu söyeleyen bilim adamları ve bununla ilgili çekilen reklam filmlerinden sonra bu meslek bundan sonra bitti. Her yerde kapalı sütün ne kadar yararlı olduğu, uzun ömürlü olduğu, el değmeden üretildiğini anlatan reklamlar çıktı. Şimdilerde bundan sonra bu reklamları göremezsiniz sebebi bilerek ya da bilmeyerek bu hatayı yapan bilim adamları açık sütün daha faydalı olduğunu söylüyor. Neden mi? Çok basit sebebi kapalı sütün uzun ömürlü olması için içne koyulan kimyasallar insan sağlığını daha çok tehdit ediyor. Ne kadar acıklı değil mi? bundan sonra şehirdeki insan oğlu açık süt içmek istese bile getiren yok mecbur kapalı süt içmek zorundalar. Bu aynı domuz gribinde yaşananlar gibi ortaya bir grip çıkıyor, medya ve bilim adamları şişirdikçe şişiriyor ve daha sonra elde kalan milyonlarca dolarlık aşı olmaktadır. Şimdi bu domuz gribi denen hastalık nerde, kaç kişi öldü, normal gripten fazla kişi mi öldü? Bence açık süt konusunda yaşananlarda aynen böyle açık süt satan da alan da kalmadı. Bütün piyasa kapalı süt satan büyük firmalara kaldı. Aynı şey et içinde geçerli değil mi et zararlı dediler, milletimiz et yemedi dolayısıyla et üretilmedi ve şu anda et üretimimiz yeterli olmadığı için fiyatlar tavan yapmış durumda, biz et ithal etmek zorunda kalmışız. Çok yazık! Tereyağ konusuna gelince sütteki aynı durum tereyağ içnde geçerli. İnsanlar bundan sonra büyük firmaların uzun ömürlü olması için içine kimyasallar doldurduğu tereyağından yiyorlar. Bu tereyağından, eski tereyağlar eridiği zaman gelen o yoğun koku gelmiyor nedense. Görüldüğü gibi insan sağlığı bile bundan sonra tcaret konusu oldu. Aslında daha da kötüsü sözüne güvenilmesi gereken bilim adamları bile taraf seçebiliyor!

Anladım dost!
Birbirimizin derdine derman olacak halimiz yok.
Sen tesellini hangi dingin sularda buldun bilmem…
Bende sükut bulacak bir yangının yok.
…
İkilem içerisindeyim.
güvenilir arkadaş olmak nasıl birşeydir bilemedim. güvenilir arkadaş edinmekten bahsetmiyorum. Bir insana güvenilir arkadaş olabilmek kastım. Anladığım odur ki, kolay değil.
Sanki ellerinden kayıp gidiyor değer verdiklerin, tutamıyorsun.
Nerede hata ettim diye soruyorum zaman zaman. Bulamıyorum.
Nasıl davranmam gerekir bilemiyorum. Araya zaman girerken, mesafeler gitgide artarken susup bir kenarda sıranın bana gelmesini mi beklemeliyim sabırla?
Yoksa Onu aramalı sormalı ilgilenmeli, başının etini mi yemeliyim hayatına beni de dahil etsin diye?
Gururum yaralanıyor, kalbim kırılıyor. Bunları dert etmemeli, üstesinden mi gelmeliyim?
Dostluk bu mudur? Kendi yaralarına aldırış etmeden Onun yanında durabilmek midir?
bundan sonra bilemiyorum.
Yok yok.
Ne bana güvenilir arkadaş bulunur.
Ne de benden güvenilir arkadaş olur.
O derece bıkkınım yani.














