Arama Yapın

Ruh Sağlığı

Değerli okuyucularım ve blog dostlarım,

Son yazdığım "HAYIR! lı Selamlaş (MA) " başlıklı yazımı başta Milliyet Blog olmak üzere tüm sitelerimden kaldırmış bulunmaktayım. Altı yıldır amatörce köşe yazısı yazarım, sonunda ben de oyuna geldim. Çok güvendiğim bir dostumun gönderdiği "tebliği", yasal bir tebliğ zannettiğim belgeyi, o dostuma güvendiğim için araştırmadan yazıya döktüm. Oysa ki araştırıp, doğruluğunu kendi gözlerimle görmeden asla yayınlamam ve yazı da yazmam. Ama son günlerdeki siyasi polemiklerden yaşadığımız güvensizlik ve huzursuzluk sanırım ben de de öfkeye dönüşmüş… O kadar anormallikler yaşıyoruz ki böyle bir tebliğin de yayınlanabileceğini düşündürtebiliyor…

Söz konusu yazıda bahsettiğim tebliğ gerçek değildir. Bu tebliğ internet sitelerinde şaka yollu gezmektedir. Meslekdaşıma güvendiğim için resmi Gazete de araştırma gereği duymadım. Ancak amatörce de olsa yazı yazmaya çalışan ben ve benim gibi kalem sevdalılarına naçizane bir öğüdüm olacak: Kim olursa olsun size gelen hiç bir balaka ve belgeye babanız dahi olsa güvenmeyin ve araştırın! Usta gazetecilerin bile tongaya düşürüldüğü bu güvensiz ortamda ben ve benim gibilerin daha dikkatli olmaları gerekmektedir.

Herkesten özür diliyorum!

Saygılar.

Tülay Hergünlü

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Merhabalar,


Toplum olarak herkesi kastetmiyorum , ama o kişiler kendini bilirler.Bu aralar ATALET kelimesine takıldım.Nedir , ne değildir diye sonun da öğrendiğim şu oldu.Sizlerle paylaşmak istiyorum.Tembellik, yaşamın akışını durdurmaktır ve her şeyin kenara çekilip kendisine gelmesini beklemek demektir…İş yapmaktan kaçan TEMBEL , başkalarına akıl öğretmekte çok ustadır.Sıkıntıya girmeden, bir şeyler yapmaktan kaçınan, bir tür yaşam korkağıdır…


ATALET , fırsatlarımızı ve hayallerimizi gömdüğümüz bir nevi mezardır.AZİM asla vazgeçmemek, ATALET ise asla başlayamamaktır.Başladığımız işleri bitirmemekte ATALETTİR…ATALETİN temelinde başarısızlık korkusu yatar.Eğer gözünüzü korkutan bir işle karşılaştığınızda içinde bulunduğunuz bu günü esas alır, düne ve yarına bakmadan günlük işlerinizi yerine getirirseniz başaramayacağınız iş yoktur…


Unutmayın en uzun koşular bile ”tek bir adım ile başlar” Kalkın ve birinci adımınızı şimdi atın, sizi ne engelliyor ki;

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Bir kaç gündür, okuduğum bir yazı neticesinde, özgürlüğün ve gerçekten özgür olmanın anlamını düşünür oldum.

Hani “ait olamama” durumum var ya, acaba “özgür olma” durumum nasıl diye düşünürken, çok ilginç bulgular çıktı ortaya.

Özgürlük, her istediğini ya da düşündüğünü yapabilmek midir? Böyle yaşayan insan oğlu var. Bunlardan biri de benim diye düşünürdüm.

Peki içsel olarak özgür müyüm?

şöyle ki ruhsal özgürlüğe sahip miyim?

Ruhsal özgürlük ne demek?

Kendi dahil herkesten, her yargıdan, her düşünce ve kuruntudan, korkudan tamamen bağımsız, tamamen tarafsız olabilmek.

şöyle ki kendini ve her şeyi tümüyle özgür bırakabillmek.

Hiç taraf olmadan, eleştirmeden, yargılamadan yaşama bakabilmek. Varoluştan itibaren hayata tamamen özgür olarak bakabilmek.

şimdi ruhsal özgürlük bu.

Mümkün değil, böyle bir şey olamaz diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Çünkü bu zaten sizsiniz. Olmanız gereken en doğal haliniz.

şöyle ki siz, ruhsal özgürlüğün kendisisiniz.

Hiç bir şeyi yargılamadan ve hiç bir şeyden korkmadan, herşeyi tamamen kendi haline bırakabilmek bu vesileyle kendimizle tanışmak.

Gerçek huzur ve mutluluk işte bu.

Ruhumuzu özgür bırakmamız;

kalıplarımızdan sıyrılarak, çevremizdeki güzelliklerin farkına varıp, an’ın getirdiklerini sevgi ile karşılamakla olacaktır ancak. Ruhumuz, sevginin rüzgarıyla salındığı müddetçe özgür kalabilir.

Oysa insan madde dünyasında özgürleşmek adına ne yaparsa yapsın özgür olamaz.

Gerçek anlamda özgür olmak, ancak ruhsal özgürlüğü kazanmakla mümkündür. Ruhumuzu tutsak eden bir takım duygular var maalesef, bencillik, korkular, nefret, kıskançlık.. v.s. Bütün bu negatif duygular insanın tekamülü için engel teşkil eder ve gerçek anlamda özgürleşmeyi imkansız hale getirir.

Yanlızca sevgiyle yapılan eylemler kişiyi ego ve öteki bütün duyguların tutsaklığından kurtarabilir.

Zincirlerinizden kurtulup, uçmak istiyorsanız özgürce hiç bir şey düşünmeden işe başlayın.

Şimdi’de kalmanın o inanılmaz hafifliğini yaşayın.

Bırakın ruhunuz sonsuzlukta özgür kalsın.

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks
Sayfa 1 de 11