Arama Yapın

Otomobil

otomobil severlerin gözdesi halinde olan sevimliliğinin yanı sıra güçlü motorları ile sunduğu performans ile de ön plana çıkan Mini Cooper markası şimdiden efsane olarak adından söz ettiriyor. Bu yazımca kısaca Mini markasının tarihinden ve günümüzdeki konumundan bahsedeceğim.


***** ***** *****


Bu küçük İngilizin tarihinden biraz bahsetmek gerekirse 1959 yılında üretimine şehrin tanınmasında üniversitenin aldığını başarıların etkisi büyük olan İngiltere’nin Oxford şehrinde birinci üretimini bundan yarım asır önce yapmıştır. 50 senenin verdiği tecrübeyi günümüzün gelişen teknolojisi iyi bir şekilde harmanlayan Mini markası son modelleri ile günümüze kadar gelmiştir.


***** ***** *****

Değişen zamana ve teknolojiye ayak uyduran Mini hem boyutları ile hem de motorunu geliştirerek insanların isteklerini karşılamak için elinden geleni yapmıştır. Marka İngiliz olarak doğmasına karşın şimdi bir alman ortağı ile global sistemde yoluna devam ediyor. Bu ünlü alman markası ise yaptığı spor arabaları ile tanınan Bmw’dir. Şuanda yollarda gördüğümüz Mini markaları 3. nesil modelleridir. Bundan önce 2001 yılında 2. nesil Mini araçları piyasaya süren marka 8 yıl sonra nesil yenilemesi yapmıştır. Alman firması Bmw ile 2001 yılında birleşen marka asıl köklü değişiklikleri ve günümüzde sokaklarda görmeye alıştığımız modelleri bu birleşme ile sağlamıştır.


***** ***** *****


Bmw Mini’ye ne kattı?


2001 yılında Bmw ile geliştirdiği 2. nesil Mini modelleri ile motor, sürüş dinamiği ve tasarım anlamında Almanların tecrübeleri aktardığı Mini, piyasada tutunarak iyice adından söz ettirir haline gelmiştir. Şuanda ise 2 konsept ve 3 model ile satışları devam ediyor. Bu modeller Cooper, Cooper S, Clubman, Cabrio ve konsept modellerinin yanı sıra John Cooper modeli ile de oldukça güçlü bir motor ile 211hp en güçlü modeli olduğunu belirtelim.


“İngiliz doğdu, Alman ortaklı oldu.”

***** ***** *****


Arabalar ile ilgili öteki yazılarım;


Japon Otomobil Devleri -1-:
http://blog.milliyet.com.tr/Japon_otomobil_devleri/Blog/?BlogNo=218626


Japon Otomobil Devleri -2-:
http://blog.milliyet.com.tr/Japon_otomobil_devleri_-2-/Blog/?BlogNo=219419


Almanlar ve arabaları: http://blog.milliyet.com.tr/Almanlar_ve_arabalari/Blog/?BlogNo=213825


Üstün Fransız teknolojisi: http://blog.milliyet.com.tr/Ustun_Fransiz_teknolojisi/Blog/?BlogNo=217533


S&S


Serbestler@windowslive.com

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

“İlk Aşk Başkadır” diye söylenir ya… Onunla tanışacağım gün çok heyecanlıydım, hep onu hayal ettim yol boyunca. “Kırmızı ona amma yakışır” diye düşündüm. Buluşacağımız yere geldiğimde gerekli işlemleri yapıp beklemeye başladım. Sonunda o an gelmişti, kalbim küt küt çarparak onunla buluşacağım yere doğru yürüdüm, o da hazırlanmış beni bekliyordu. Evet, tam tahmin ettiğim gibi, kırmızı ona çok yakışmış, ayrı bir çekicilik vermişti. Kısık bakan gözleri, asil, kendisinden emin duruşu çok etkileyiciydi. Çekinerek yanına oturdum, anahtar kelimeyi söyleyip onunla konuşmaya başladım, aman ALLAH’ım çok sessizdi, sesi çok uzaklardan geliyordu. Bir an önce onu oradan alıp yola düşmek için kendimi zor tutuyordum iyi tanıyan bir kişi anlattı onu bana, huyundan suyundan bahsetti. Sonunda beraberce attık kendimizi yollara, saatlerce dolaştık, çok güzel kokuyordu, tazeliği kokusuna sinmişti. Bana “Bakma sessiz olduğuma, gerek duyduğunda senin için ağlatırım her şeyi” dedi. O an çok güzeldi benim için ne nereye gittiğim önemliydi, ne de kime gittiğim. Belki gün gelip onunla ayrılacaktı yollarımız belki ondan daha güzel, daha güçlü biriyle tanışacaktım, ancak onun bana yaşattığı o birinci heyecan hep ulaşılmaz, hep ona özel kalacak, kalbimdeki yeri daima farklı olacaktı.

O benim İLK AŞKIMDI, birinci yeni OTOMOBİLİM..))))

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Sevgili Arkadaşlarım, Merhabalar!
Bu yazımda da sizlere benim oturduğum ADANA ile ilgili küçük nostaljik bir yazıyı yayına almayı düşündüm… Bakalım beğenecek misiniz?

1953-Model PONTIAC Amerikan Otomobili *** O günlerde daha çok Adana”lı fabrikatörlerin kullandığı binek aracı- (H) Hususi ADANA plakalı otomobil ***


Pontiac, güçlü bir otomobil olarak 1950”de doğdu. General Motors”un tasarımcıları, Pontiac ile ilgili klasik bir hayal kurarak, Tempests hattında doğan küçük otomobili, 1950”de daha iri ve orta büyüklükte bir otomobil olarak ortaya çıkardılar. Pontiac sadece hızlı gitmiyordu; çok da iyi dizayn edilmişti.

O günlerin otomobil dergileri, soylu Ferrari”nin beşte bir fiyatına satılan Pontiac ”ı ballandırarak anlattılar. Pontiac satışları herkesi şaşırttı. 5000 adet satışın normal karşılandığı otomobil pazarında 32.000 adetlik satış ile büyük ses getirdi.

Sevgi ve Selamlarımla,
Necip Köni – Adana / TR


Kaynak *


B u T i K G a Z e T e
internet sanal gazetesi


ilgili bağlantı *


http://intsangaz.tr.gg/-Sayi-_-65-_-ADANA-%26%238211%3B-PONTIAC-OTOMOB%26%23304%3BLk1-YIL-%26%238211%3B-1953k2-.htm

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Başlığa bakıp, “Otomobilinizi sevmek, onunla beraberken mutlu olmak” anlamını da çıkarmak mümkün, ancak ben bugün bunun üzerinde durmayacağım. Bizzat fiziksel hayata bağlanmakdan, şöyle ki otomobilinizin yol tutuşundan, hayata tutunuşundan sözedeceğim.

Daha aracınızı alırken de bu parametreyi asla ihmal etmeyin, her araca ilişkin test sürüşlerinde yol tutuşu kesinlikle irdelenir. Almayı planladığınız aracın bu konudaki performansını inceleyin, eğer böyle bir veri yoksa da test sürüşü yaparken buna özellikle dikkat edin. Kullandığım her aracın davranışı, yola tutunması o kadar farklı ki. Bir araçla korka korka girdiğiniz bir viraja, bir diğeriyle aynı hızda ürperti bile duymadan girebilirsiniz.Yanlış anlamayın biri alt sınıf diğeri üst sınıf iki araçtan sözetmiyorum, compact sınıftaki iki araçtanbahsediyorum. Diyelim ki yol tutuşu iyi veya çok iyi bir araç aldınız, bu ebediyyen böyle gideceği anlamına gelmiyor. Evet bildiniz, lastikleriniz zamanla aşınacak ve hergün birinci günkü performansından uzaklaşacaktır. Lütfen lastik konusunda dariske girmeyin, 1000-2000 km’ nin hesabını yapmayın, zamanı gelmiş, sertleşmiş veya diş derinliği yok olmuş lastikleri asla kullanmayın.

Hayatı sevmek, yaşamak isteğiyle dolu olmak, her zaman yaşamak için yeterli olmayabilir. Hayatınıza sıkı bağlanın…!!!

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks
Sayfa 1 de 11