Arama Yapın

Mesleki Eğitim

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Hayatımızın hangi karesinde olursa olsun sınavlar, neredeyse bütün yaşamımızın akışını etkileyen önemli dönüm noktaları olmaktadır. Bazen öğrencilik yıllarımızda önemsemediğimiz bir dersin sınav sonucunun bile, ilerideki yaşantımıza bir etkisi; getirisi veya götürüsü sonradan ayırt edilebilmektedir.

Ülkemizin neredeyse her dönem eleştirilen ve ne kadar revizyona gidilirse gidilsin aksayan bir yönü kesinkes göze batan kamu hizmetlerinden biri de eğitim olmaktadır. Ve sınav sistemi de, eğitimin hangi kademesinde olursa olsun daha bAşık Olmaya bir sorun teşkil etmektedir. Bu sorunların en bilineni; birinci öğretim 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin, ileriki zamanlarda eğitimlerini devam ettirecekleri okulları, okuyacakları üniversiteleri, fakülteleri, ve en sonunda bütün yaşamlarını üzerine inşa edecekleri mesleklerini belirlemede bir ölçüde katkı sağlayacak olan Seviye Belirleme Sınavı (SBS).

Her biri yetişme çağında olan öğrencilerin eğitim hayatını şimdiden kâbusa çevirmeyi başaran sınav, ne var ki peşi sıra yapılan düzenlemelerle bir yap-boz tahtası halini aldı. Çocuklar, daha küçük yaşlarda adını koyamadıkları bir zorlu yarışın içine bu ülkenin eğitim sistemi tarafından itildi. Neredeyse çocukluklarını yaşamayı unutacak hale gelen öğrenciler, aileleri ve öğretmenleri tarafından birer yarış atı haline getirildi.

Öğrencilik yıllarını her türlü zorluğa göğüs gererek geride bırakan yurdumun gençleri, ne var ki iyi derecelerle bitirdikleri okullarından sonra da ülkenin mâkus talihinden kendini kurtaramadı. Sonuçta her 5 üniversite mezunundan 4‘ünün işsiz gezdiği bir ülke burası. Bir de özel sektördeki çalışma şartları, uzun vadede yaşamsal ihtiyaçları karşılamaya yetmeyince, bu sefer de kamu sektörü ve kamu kurumlarının açtığı sınavlar aranılır ve rağbet görür hale geldi.

Çok iyi hazırlanmış da olsa, insanın balaka dağarcığı bazı soruları çözmeye yetmiyor. Girdiğiniz çok önemli bir sınavda, yanıtladığınız soruların cevapları arasında günlerce gidip, geldiğiniz durumlar oldu mu hiç? Ya da verdiğiniz yanlış cevapların kaç puanınızı götürdüğünü düşünüp, günlerce uykusuz kaldığınız? İnsanın cevaplandırmakta en çok zorlandığı sorular, geleceğini tayin eden sorular olmalı. Belki LYS ile KPSS, bu denli zor.

Sınavlarda cevaplandırılan sorular kadar zor, aşılması gereken dakikalar, saatler var. Belki 120, belki de 210 dakika. Size bütün geleceğinizi belirlemeniz için bir süre tanınsaydı, kaç dakika isterdiniz?

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Ülkemizdeki tarım işletmelerinin büyük çoğunluğu öteki az gelişmiş ülkelerde olduğu gibi küçük işletmelerden oluşmaktadır. Bu işletmeler geleneksel üretim yapısına sahiptirler. Bu özelliklerinden dolayı gerek girdi temininde gerekse pazarlamada büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar. Karşılaştıkları sorunlar üreticilerin ekonomik ve sosyal yaşantılarını olumlu olmayan yönde etkilemektedir.

Dünyadaki mevcut gelişmeler ve uygulamalar dikkate alındığında üreticilerin refah düzeylerinin yükselmesi pazardan daha yüksek pay almaları ile mümkündür. Bununda başlıca yolu üreticinin mesleki ve ekonomik olarak örgütlenmesidir.

Gelişmiş ülkelerde üreticiler gerek mesleki gerekse ekonomik örgütlenme olarak etkin ve güçlü bir örgütlenme yapısına sahiptirler. Bu örgütler başta tarımsal yayım olmak üzere tarımsal pazarlamada etkin faaliyetler yürütmektedirler. Tam üye olmak için yıllardan beri, anlamsız şekilde kapısında beklediğimiz ve bir de Gümrük Birliği gibi kendi aleyhimize olan uygulamaları dahi kabul ettiğimiz Avrupa Birliğinin tarım politikalarının belirlenmesinde ve uygulanmasında çiftçi örgütleri önemli roller üstlenmektedirler

Nitekim Almanya, Dani­marka, İsveç, Hollanda, Finlandiya gibi sanayide olduğu gibi tarımda da gelişmiş olan ülkelerde tarımsal kooperatiflerin pazar­lamadaki payı %50’leri aşmakta hatta İskandinav ülkelerinde bu oran %100’lere varmaktadır. Buna karşılık ülkemizde bu oran hala %1 ila %10 oranındadır.

20’nci yüzyıldan 21’inci yüzyıla geçerken, ülkeler arasında yapılan ticaret anlaşmaları ile haberleşme teknolojisindeki hızlı gelişmeler dünya ekonomisini küresel hale getirmiştir. Dünyadaki bu küreselleşme paralelinde ülkelerarası ticarette acımasız bir rekabet ortamı yaşanmaya başlanmıştır.

Gelişmiş ülkeler, ekonomik ve teknolojik üstünlükleri ile anlaşmalarda politik ve ticari güçleri ile elde ettikleri avantajları, bu rekabet ortamında çok iyi kullanırken, gelişmekte olan ülkeler ise etkin bir üretici örgütlenme yapısına sahip olmamaları ve verimlilik düzeylerinin de düşük olması nedeniyle tarım ürünleri dış ticaretindeki rekabette güçlük çekmektedirler. Bu nedenle dünya ekonomisinde yaşanan krizlerden gelişmekte olan ülkeler daha çok etkilenmeye başlamışlardır.

Küreselleşme nedeniyle gelişmekte olan ülkelerin en büyük sorunlarından biri haline gelen dış ticaretteki rekabette, ülkelerin etkili olmalarının yolu örgütlü olmaktan ve kaynakları verimli kullanmaktan geçmektedir.

Gelişmiş ülkelere göre daha sınırlı kaynaklara sahip olan gelişmekte olan ülkelerdeki küçük işletmeler örgütlenerek veya örgütlerini daha faal hale getirerek ellerindeki kaynakları verimli olarak kullanmak zorundadırlar.

Ülkemiz de dünyadaki gelişmekte olan ülkelerden biridir. Dünya ekonomisindeki gelişmeler karşısında ülke ekonomisinin mevcut durumu ve yaşadığımız sorunlar hepinizce bilinmektedir. Yaşadığımız ekonomik krizlerden ne derece etkilendiğimiz ortadadır.

Dünyada son yıllarda yaşanan kriz küresel sermayenin sanal refahının çökmesi ve ekonomik gerçeklerin toplumların üstüne bomba gibi düşmesidir. Toplumsal refah ve gelir adaletinin sağlanması özellikle fakir kırsal kesim için hiç şüphesiz kooperatiflerdir.

Küreselleşmenin olumlu olmayan etkilerinden korunmanın yolu örgütlenmedir. Üreticilerin örgütlerine sahip çıkmaları ve örgütsel çalışmanın içinde bulunmaları hayati önem taşımaktadır. Büyük çoğunluğu küçük işletmelerden oluşan Türk Tarımının zenginlik üreterek sorunlarını çözmesi ve rekabet gücüne sahip kavuşması; etkin bir örgütlenme yapısına sahip olmasına bağlıdır.

Bilinmelidir ki, Türk çiftçisi dünyadaki küreselleşmenin farkındadır. Üreticilerimiz ellerindeki altyapı imkânları, ekonomik güçleri ve kendisine verilen yasal haklar çerçevesinde örgütleriyle küreselleşmenin olumsuzlukları ile mücadele edecektir. Bu örgütlerin desteklenmesi üreticiler kadar ülkemizin de menfaatine olacaktır.

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Nasilda sorunu hallettiler. Sorun benim bilgisayarimdam kaynaklaniyormus. Herhangi bir sorun dile getirildiginde ayni sorunu baskasinin yasamamis olmasi sorunu yasaşöyle ki ilgilendiriyormus. Ilginc bir yaklasim meseleyi cozmez ama bir sure oyalanmasina sebep olur. Ben youtube`dan ve Twitter`den Facebook`a yazi ve clip transfer edebiliyorsam, Bu durum benim bilgisayarimda sorun olmadigini gosteriyor. Eger email adresimden facebook`a girerseniz soylediklerimin dogru oldugunu goreceksiniz. Daha onceki sorun hala orada cozulmeyi bekliyor. O konu ile ilgili yazdigim yazida orada aldigim cevapda. Demekki Milliyet gazetesinde isler boyle yuruyor. Bizede basarilarinizin devamini dilerim demekten baska laf dusmuyor.

Lutfen, benim sorunumu cozecek kisler ile muhatab olmami saglayin

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks




“Ortaçağ Arap edebiyatının bu büyük yapıtının felsefi değeri, hümanistik özelliği ve milli karakteri bana kadın için kadının akıllılığını ve ruhsal güzelliğini dile getiren bir ilahi olarak kabul edilebilecek bu baleyi yaratmama neden olmuştur”



Fikret Amirov(1922-1984)

Yirmi üç Kasım akşamı Samsun Atatürk Kültür Merkezinde seyir ettiğim, iki perdelik 1001 Gece Masalları, balesi yaratıcısı, eski SSCB ve Azerbaycan devlet sanatçısı Fikret Amirov’un eseri hakkında ki, söyleminden bir alıntıdır. Samsun Devlet Opera ve Bale, sanatçılarının oynadığı, 1001 Gece Masalları balesi, 1973 Yılında Moskova Devlet Bale okulundan takdirle mezun olan, Gürcistan Devlet sanatçısı, Nugzar Magashvili, Koregrafi’sini yapan ve sahneye koyan sanatçı; halen Mersin Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü Başkoregraf olarak görevini sürdürmektedir.

1001 Gece Masallarını seyrederken, Samsun Devlet Opera ve Balesi Orkestrası, Orkestra Şefi, Markus Baısch yönetiminde ki müziklerin, Alev Tol’un düzenlediği sahne dekorları ve balerinlerin, baletlerin kostümlerinde ki, renklerin ahenk’i, Işıkçı, Barış Arslan’ın, sahneye yansıttığı, huzmelerin dalgasının birleşimi, bale eşliğinde bütünleştiğinde; seyredenlere çok keyifli, büyüleyici ve egzotik yolculuğa doğru götürdü.

Yazar Herbelot, “Masal eğer yolunu yapmazsa, gerçek asla giremez krallar evine” diye söyler.



“İnsanlığın çocukluk tarihinin hayal gemileri masallar”

Masallar, insan ruhunda oluşturduğu etkileşmelerin sonucu hayallerini tılsımlı iklimler içinde kurgulamasını sağlar. Masallar, göllerden, nehirlere, denizlerden, okyanuslara akan sihirli söz, müzik ve balenin buluşmasıyla, masalların uçarılığıyla kanatlanışıdır. Masalların, söz, müzik ve balenin kanatlanışı, yıldızlardan yıldızlara uçuşu, gökyüzünde ay’la buluşması, ay ışığın yeryüzüne inişi ve denizlere yansıyan ay ışığın yakamozlara dönüşümü, bitmeyen bir rüyanın paylaşılmasıdır. Uçsuz bucaksız bir ülkede, bilinmeyen bir zamanda yaşadığı kabul edilen varlıkların uzun, upuzun yolculuğunda, dur durak bilmeyen ilginç olayların aklın üst çizgisinde buluşmaları, sevginin Aşık Olmaya giden yolda, mutluluğun ve hüznünün öne çıkması, adaletin gerçekleşmesi ve mutluluğun zaferiyle sonuçlanmasıdır. Masallar gerçeği soyutlayarak bilinçaltında resimleme sanatıdır.

1001 Gece Masalları, dünya edebiyatını öylesine etkilemiş ki bu masallardan yüzlerce yeni masal doğmuş. Bu masallarda cinlerin, perilerin, insanlarla iç içe oluşu, Hint masallarından ayrılan en önemli çizgisidir. 1001 Gece Masallarında, insandan çok cinlerin, perilerin mücadelesi hâkim olsa da, hayvan, konuşan insan değil, insanın emrinde ve eşyasıdır. Hayal ve gerçek yan yana, zekâ oyunundan çok kahramanlık, coşku, acı ve hüzün vardır. Bin bir Gece Masalları, Arka planı Doğu kültürlüyle yoğrulmuş, bölge insanının dilleriyle renklenmiş, Doğu insanının kokusu, sesi, sevgisi, aşkı ve uyanışı sinmiştir.

1001 Gece Masalları, konusu kısaca şöyledir:


Şah şehriyar ve güzel karısı Nurida’nın aşkları diller destanıdır. Birbirlerini sevmelerine karşın ava meraklı olan Şah genç kadını yalnız bırakıp ava gider. Nurida o kadar, üzülür ve umutsuzluğa düşer ki kederini dağıtmak için bir eğlence hazırlatır. Mutsuz bir rastlantı, erken dönen Şah Şehriyar, karsını öteki çiftlerle birlikte sevişirken görüp çılgına döner. Gözü kararan hükümdar genç kadını öldürür. Tek başına kalan Şah, aşk, utanç, pişmanlık gibi duygular içinde yıkılmıştır. Aldatılmış kocanın vicdanı cellâtlar şeklinde biçimlenir. Hep birlikte ölüm telkin ederler.


Şah şehriyara sevdalanan Şehrazat onu yumuşatmayan çalışır. Akıllı kız tüm kadınların kötü olmadığını ve gerçek sevginin ne olduğunu anlatmaya çok kararlıdır. Tüm duygularıyla Şah’ı 1001 gece masallarına sürükler. Denizci Sinbat, Alâeddin’in Sihirli Lambası, Ali Baba ve Kırk Haramiler masalları birbiri ardından gelir. Şah, Şehrazat’ın anlattığı masallarda sevginin yüceliğini görmüş, yüreği yumuşamıştır. Kölelerin canı bağışlanır. İki sevgili çok mutludur. Uzaktan avcıların sesi işitilmektedir yine. Şah Şehriyar karısından sevgi ile izin ister ve kendisini almaya gelen avcılarla birlikte çıkar.


Şehrazat sevinç içinde bir şölen düzenlemeye karar verir. Şah eğlence hazırlıklarını duyar duymaz geri döner. Güzel kadın kendisini törenle karşılamakta, mutluluklarını da herkesle paylaşarak kutlamaktadır. Kötü günler geride kalmıştır, bundan sonra her şey bambaşkadır. Sonuçta aşk kazanır!


Birinci perde de; Şah şehriyar’ın güzel karısı Nurida’nı öldürmesi anında, piyanonun tuşlarından çıkan ve kemanın içli sesinden salona yayılan melankoli, acı ve hüznünü insana yüreğinde hissettiriyor ve yaşanmışlığın ötelerine doğru yolculuklara çıkarıyor. Cellâtların ortaya çıkışında davulun sesi, insanın ruhuna verdiği karamsarlıkla ve umutsuzlukla oluşan korkuyu yaymasıdır ki, ben davul sesini hiç hazmetmem, bazı insanların mutlu günlerinde de davul çaldırmalarından olmalı ki, davul sesi, bana sahte, yalancı ve riyakâr insanları anımsatır.

İkinci perde de; Şehrazat ortaya çıkar. Şah şehriyara olan sevgisini ve aşkını, bir de Bin bir Gece Masalları anlatır. Seyredenlerin kulaklarında piyano ve kemanın büyüleyici tınısı, balenin Koreagrafi’sinin gözlere verdiği yıldız parlaklığıyla bütünleşmesi adeta insanı, gizemli ve egzotik bir dünyaya doğru yolculuğa çıkartıyordu.

1001 Gece Masalları, iki perdelik balesi enfesti, aynı duygularla zevk alarak seyir ettim. Emeği geçenlere sonsuz teşekkür ederim. Seyir etmek isteyenlere iyi seyirler!


“Açıl Susam Açıl!”

Kaynak: Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü


1001 Gece Masalları Kitabı

Sedat Çalışkan

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

ne gireyim

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks
Sayfa 1 de 11