Arama Yapın

Hamilelik Öncesi

Bir çeşit bilgisayar oyunu bu ‘Farmville’.

Bilmeyenler için tarif etmek gerek.:

Başlangıçta 4 evlek sebzeniz ve bir miktar paranız olmaktadır. Çiftliğiniz var ama küçük ve boş. Komşuların hediyeleri, kendi ektiğiniz meyve ve sebzeler, yetiştirdiğiniz hayvanlar ve sizin bAşık Olmaya çiftliklere yardım (aslında ırgatlık) yaparak kazandığınız paralarla çiftliğiniz kafanıza göre şekillendiriyorsunuz. Bu iş çok emek, iyi hesap ve yardımseverlik gerektiriyor (!).

Çılgınlık diyorum, çünkü kendi adıma ‘sanal’ bir çiftlikte yetiştirdiğim ‘sanal’ buğdayları biçme zamanımı feleğe vermiyorum (!). Komşuların çiftliklerinde meyve sebze aşılayacağım diye sanal sanal, ama bıkmadan usanmadan dolanıp duruyorum. BAşık Olmaya çiftliklerin varlıklarına da kimi zaman imreni kimi zaman hasetle (!) bakıyorum. Bakımsız sanal çiftliklerde kurumuş çilekleri görünce de içim acıyor…Bu sanal çiftliklerin sahibi olan komşularıma gerçek gereçek telefon edip, çifliğinize biraz özen gösterin diyeceğim neredeyse (!). Zor tutuyorum.

Bir de tehlikeli ilanlar var oyunu oynarken sağdan soldan dikkatinizi çeken. ‘Sebzeleriniz büyürken yemek pişirmek ister misiniz?’ diye sorular soruluyor. Tıklayınca yeni bir iş çıkacak belli (!). Bir arkadaşım tıklamış, şimdi sanal çiftliğinin dışında bir de sana kafesi var(!).

Nereye geleceğim buradan?..

Farmville’de çiftliği olan herkesin aslında içdünyalarındaki sırlarını fotoğraf ettiklerine…

Çünkü şöyle bir dolanınca o komşu bu komşu, insan değişik bakış açılarına şahit oluveriyor:

Kimi çiftlikte inaılmaz bir düzen intizam tutkusu dikkati çekerken, kimisinde ineklerle, tavuklar, greyfurt ağaçları, vs,vs…Neyin nerede olduğu belli değil. Kimi çiftlik aile çiftliği olmaktan çıkmış, para basan bir endüstriyel tarım alanına dönmüş. Kimisinde son cm’sine kadar tarla yapılmış, aynı bitki ekilmiş; ekmesi kolay, toplması daha kolay, kolay kazanç yolları aranmış (!). Kimisi ben gibi gölü koyacağı yere önce ördekleri koymuş, evi koyacağı yeri baştan boş bırakmış, keyifli bir yaşam peşinde önce küçük hedeflere odaklanmış…

Titizlik, dağınıklık

Pratiklik, ayrıntıcılık

Kolaycılık,zorculuk

Keyifcilik, görevcilik

Hayalcilik, gerçekçilik

herşey var bu çiftliklerde…

Dikkatli bakınca bu farmville’i oynayan herkes kendi içdünyasının bir taslağını seriyor sanki gözler önüne…

Ve insan o gözle bakınca ; aynı koşullarda başlanan dikdörtgen sanal çiftliklerden, emek (!), yaratıcılık ve zamanla ortaya çıkan çeşit çeşit fotoğrafı keyifle izliyor…Hayatın kendisine yoruyor, gülümsüyor..!

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

1980′lerin başlarında bir ara ben 6 yaşlarındayken (eyvah yaşım ile ilgili acı gerçekler ortaya çıkacak) :) bir akşam amcam bizim eve küçük tefek, garip bir aygıt getirmişti. Çok iyi hatırlıyorum yanında bir de eski model kaset çalar ve bir kaç oyun kaseti. Bu aletin adı (eski oyuncular iyi bilirler, daha o zamanlar şimdilerde bilinen PC kavramı yoktu) Sinclair Spectrum, o zamanlar bizlerce bilinen kısa adı ile, sadece Spectrum…

Benim hayatımda çok özel ve önemli bir yeri olan bu minik bilgisayar, sadece ve sadece – evet, gülmek serbest – 16Kb RAM’e sahip ufacık bir alet esasında.Yalnız ben, şu anda oynadığım oyunların hiç birisinden, Spectrum ile geçirdiğim anlarda aldığım keyfi alamıyorum. Belki o zamanlar çok ufaktım ve gerçekten oyun dünyasının içinde yaşıyordum. Yada bilemiyorum, belki teknoloji ilerledikçe ortaya çıkan muazzam oyunların ağırlığı altında ezilirken, oyun keyfini iyice çıkaramıyor olabilir miyiz? Bilemem…

Hafızama kazınan, saatlerce kahkahalarla yerlerde sürünerek oynadığım en önemli oyun Jumping Jack’tir. Daha sonra da ileri versiyonları yapılan bu oyunda amaç sadece sağa sola hareket eden platformların arasındaki küçük boşluklardanyukarı zıplayarak, en tepe kademeye ulaşmak. Zorluğu mu, aman canım ne olacak? Sadece arada bir platformlardan çeşitli haşerat ve kötü kalpli yaratık geçmesi. Onların da yegane amacı, siz aralardaki boşlukları kestiremeden zıplayıp kafanızı platforma vurduğunuzda çıkan sentetik ‘ÇAT’ sesinin hemen ardından üzerinizden geçmek. Valla ben çok eğlenmiştim. Bence güzel PC kullanıcısı arkadaşlarım, hemen bir Spectrum Emulator’ü edinip bu aletin oyunlarını oynayın derim.

Haa, unutmadan. Başlıktaki Basic meselesine gelince, o zamanlar aygıtın yanında tağabey bir de kullanım klavuzu ve basitçe Basic dilini öğreten bir kitapçık vardı. Biz de abimle beraber, Basic pratiği adı altında birbirimizin isimlerini ekrana ‘aptal’ sıfatı ile yazıp yanıp sönmesini sağlıyorduk. şöyle ki o zamanlardan ne mal olacağımız belli imiş. Şimdi de, tüm gün bilgisayar karşısında oturup gözlerimizi ve omurgamızı eskitiyoruz. Olsun! Biz buyuz değil mi?

Bilgisayar oyunu oynanmaz, içinde yaşanır! :)

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks
Sayfa 1 de 11