Arama Yapın

Geri Dönüşüm

Jean Liedloff -The Continuum Concept

Gece yarısı uyanan bir bebeği tasvir ediyor:
Sessizliğin anlamsız dehşetiyle uyanır,hareketsizlik. Bağırır.Başından ayağına kadar istek,arzu ve tahammül edilemez sabırsızlıkla tutuşmaktadır.Nefesini tutar ve bağırır,kafası sesle dolup zonklayana kadar bağırı.Çenesi ağrıyıp boğazı acıyana kadar bağırır.Ağrıya daha fazla tahmmül edemez ve hıçkırıkları güçsüzleşir ve durur .Dinler.Yumruklarını açar ve kapatır.Kafasını bir o yana bir öteki yana çevirir.Hiç birşey yardım etmez.Dayanılmazdır.Tekrar ağlamaya başlar,ama bu incinmiş boğazı için çok fazladır;kısa süre sonra durur.Ellerini oynatır ve tekmeler atar.Durur,katlanabilir,düşünemez,umut edemez.Dinler.Sonra tekrar uykuya dalar.
(the no-cry sleep solution _Elizabeth Pantley)

BEBEKLERİNİZİ UYUTMAK İSTERKEN PSİKOLOJİK HASAR BIRAKMAYIN:
Bir çocuğumuz bebeğimizi nasıl unutacağımız konusunda biraz telaşlıyızdır. Etrafımızdan onlarca tavsiye yağar.Ancak biz anneler öncelikle hislerimizi dinlemeli ve iç seslerimize kulak vermeliyiz. Şöyle bir düşünelim:ormanda yaşıyor olsaydık bebeklerimizle nasıl yaşayacaktık?Elbetteki onları üzerimize bağlayacak, kolayca emzirecek,kendi kendilerine uyumalarına izin verecektik.Böylelikle şu an yaşadığımız stresin 10’da 1’ini bile yaşamayacaktık.
-“Aman kızım, hemen kucağa alma,alışmasın” (ufacık bebek güven arar,tağabey ki hemen kucağa almalı hatta hiç indirmemek lazım ki çocuk ruhsal yönden tatmin olsun,ileride sağlıklı olsun)
-“Kucakta taşıma sonra şımarık olur, her dediğini yaptırır… “(Alakası yok,kucakta kendini güvende hisseden bebek , annesine güven duyar.Anneye sonsuz güven duymakta olan onu her zaman dinler,şımarık olmaz yani)
-“Birkaç gece ağlat sonra o kendi kendine uyumayı öğrenir.”(Asla!!!Kendi kendine uyumayı öğrenir ama yaşadığı stres kalıcı hasar bırakır.Depresyonla birlikte anneye güven azalır,bilinç arttıkça anneye-babaya isyan etmeye başlar.İki yaşın bu isyanlar artar…)

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Jean Liedloff bir antropolog, Venezuella’nın Yequana kabilesi arasında geçirdiği iki yıldaki gözlemlerini ve deneyimlerini anlatıyor. Türkçe’ye “Dokunmanın Mucizesi – Çocuk Eğitiminde Devrim Yaratan Eser” adıyla çevrilen, özgün adı “The Continuum Concept: In Search of Happiness Lost” olan kitapta ormanlardaki kabilelerde yaşayan bebeklerin mutlu olduklarını, 2 yaş krizi yaşamadıklarını, söz dinlemek için yarıştıklarını ifade ediyor .
Kitaptan çarpıcı notlar ise şöyle:
* doğumdan itibaren annesi (ya da gerektiğinde bAşık Olmaya bir yakın bakıcı) ile sürekli fiziksel temas;
* kendi iradesiyle ayrılana kadar, sürekli fiziksel temas ile ebeveynlerinin yanında uyumak (çoğu kez yaklaşık iki yıl sürer);
* “işaretle” emzirme — bebeğin kendi bedensel sinyallerine karşılık besleme;
* sürekli olarak kucakta ya da biri ile, genellikle annesi ile temas halinde taşınması, ve bebek taşınırken onun gözlem yapmasına (veya emmesine, veya uyumasına) izin verilmesi — bebek kendi başına emeklemeye başlayana kadar, genellikle altı ile sekiz aylıkken;
* tepkilerine (kıvrılma, ağlama, vs.) hemen karşılık verilmesi, yargılamadan gücenmeden, veya gereksinimlerini geçersiz kılmadan, ve de kesinlikle ne one aşırı alaka göstererek ne de onu sürekli alaka odağı yaparak;
* büyüklerinin, onun doğuştan sosyal ve işbirliğine hazır ve güçlü kişisel korunma içgüdülerine sahip olduğunu, ve hoş karşılandığı ve değerli olduğu düşüncelerini hissetmesi;
Liedloff, kendi kendine Yequanalıların, Batılılardan farklı olarak, neden mutlu, çok-yönlü, nevrozsuz insan oğlu olduklarını sorar, verdiği cevap ise tüm Yequana bebeklerinin annelerinin 24 saat kollarında olduğudur.

Dr.Paul M. Fleiss and Frederick Hodges (Sweet Dreams)
Bebekler ve küçük çocuklar hislerine aklı başında yaratıklardan daha çabuk kapılırlar.Bir çocuk onun yardım istemekte olan ağlayışlarına neden aldırmadığınızı analayamaz.Bebeğinizin ağlayışlarına aldırmamak,en iyi niyetle bile olsa,onu terk edilmiş olduğu duygusuna sürükleyebilir.Bebeklerin biyolojik ihtiyaçlara uyduğunu uyku "uzman"ları göz ardı yada inkar ederler.Ağlamasına aldırış edilmeyen bir bebeğin en sonunda uykuya dalacağı doğrudur,ama birinci baçta gece uyanmasına sebep olan problem çözümlenmemiş olacaktır.
Aileler bebeğin hasta olmadığını veya fiziksel bir rahatsızlığı olmadığını kontrol etseler dahi,bebeği almadıkları,şefkatli bir biçimde davranmadıkları,teskin etmedikleri,veya tekrar uykuya dalana kadar bakım yapmadıkları sürece esas ve buna eşlik eden duygusal stres baki kalacaktır.
En duyarlı ve şefkatli yaklaşım çocuğunuzun ağlayışına anında cevap vermektir.Kendinize ebeveyn olduğunuzu hatırlatın,ve bebeğinize güven vermek ,yatıştırmak ebeveyn olmanın en memnun edici sorumluluklarından biridir.Yanlız başınıza bebeğinizin hayatını aydınlatma ve korku ve üzüntüyü engelleme gücüne sahip olduğunuzu bilmek çok güzel bir duygudur.

Kate Allison Granju (Attachment Parenting)

Bebekler insandır,son derece aciz,savunmasız ve başkasına bağımlı insanlardır.Bebeğiniz ona sevgiyle bakacağınıza güvenir. Ağladığı zaman ,bir işaret veriyordur-nasıl yapacağını bildiği tek şekilde-onun yanında olmanıza ihtiyacı vardır.
Korku ve ızdırapla ağlamanın nasıl hissettirdiğini bilirsiniz. Korkunç bir duygudur.Ve bu bebeğiniz içinde farklı değildir.Bebeğiniz ağladığında-ne sebeple olursa olsun-fiziksel bir değişiklik yaşar.Kan basıncı artar,kasları gerilir, ve küçük bedeninde stres hormonları dolaşır.
Ağlatarak uyutma eğitimine konu olan bebekler bazen sonunda bitkin düştüklerinde derin bir uykudaymış gibi görünebilirler. Bunun sebebi bebek ve çocukların sıklıkla ,bir travma yaşadıktan sonra derin bir şekilde uyumasıdır.Bu derin uyku yöntemin(ağlatma) faydası olarak görülmekten ziyade pek çok rahatsız edici kusurundan biridir.

Özetle,
• Yeni doğan bebeklerinizi kucağa alıştırın, korkmayın,ileride çok sağlıklı bireyler olmasını sağlıyorsunuz. Bir de sık sık kucağa alınan bebekler daha akıllı ve daha başarılı olurlar.Nedeni kendine ve ailesine duyduğu güvenden kaynaklanır.
• İlk 1 yıl anneye güven dönemidir.İlk yıl anneye güven duymayı sağlıklı bir şekilde başaran bebekler ileride 2 yaş sendromu olsun, 4-5 yaşlarında yaşanan gergin dönemler olsun, bunları daha hafif geçirirler.
• Anne olarak görevimiz onları en iyi şekilde hayata hazırlamak.Bunun için yukarıda yazılı olan notları sık sık hatırlayıp bebeklerimizi huzurlu ve mutlu bir şekilde yetiştirmek için doğal yöntemleri seçmeliyiz.

Doğal ebeveynlik ile ilgili olarak Dr.Sears’ ın kitaplarını okuyabilirsiniz.

Güzel annelere ve mutlu bebeklere sevgi ve selamlar,

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Mayıs ayı geldi. Havalar ısındı. Güneş gülen yüzünü gösteriyor artık. Pazar günü dolayısıyla herkes kendini sokaklara atmış durumda. Herkesten kasıt insanlar, kediler, köpekler, kuşlar… Doğanın ta kendisinden bahsediyorum. Biz de bu çağrıya uyarak bugün sahile indik. Çoluğunu çocuğunu toplayan gelmiş bir soluk almak için. İnsanların ilgisine alışık güvercinler ve hatta kargalar neredeyse başımızın üzerinde geziyorlar. Sırnaşık kediler ayaklarımızın dibinde. Belediyenin sokak köpekleri güneşten mayışmış sakin sakin kimseyi umursamadan uyuyorlar. Çocuğunu alan gelmiş, köpeğini alan gelmemiş mi? Onlar da var. Lucamız yanımızda olmadığından biz o gruba dahil olamadık bugün.

Sonra ilgimi çeken bir şey oldu. Toplumda, çocuklular ve evcil hayvan besleyenler olarak iki grup var. Köpeğiyle gezenler çocukların ilgisinden oldukça memnun olurlar. Problem dünyanın etraflarında döndüğünü zanneden, kimseye saygı göstermeyip çocukları-bebekleri olduğu için herkesten saygı bekleyen aileler. Yeryüzünden sadece insanların yaşadığını zannediyorlar. Nereden çıktı şimdi bu? Hemen aktarıyorum:

Biz Koray’ın pusetinde uyanmasını beklerken deniz kenarındaki kafelerden birinden oturalım dedik. Bir yandan da sabırsızlanıyorum, bizimki kalksın da çimlere salalım, güvercinleri kovalasın, kedilere köpeklere ekmek versin diye. Ben öylece bakınırken 2,5 yaşlarında sevimli bir oğlan babasıyla çimenlerde koşturuyordu. Oğlanın gözü beyaz, kabarık tüylü, sahibini koşturmaya çalışan sevimli köpeğe takıldı. Aynı benim olduğu gibi. Babasının elinden bir anda kurtarıp kendini, köpeklerini gezdiren çiftin yanına gitti. Köpeği sevdi, kuyruğu sallandıkça oğlan kahkalar içinde babasına baktı. “Aferin ne iyi yapıyor bu anne-baba” diyecekken arkamdan cırtlak bir anne sesi beni benden aldı: “Çabuk buraya gelin. Yoksa o köpek ellendi mi?”Hızını alamayıp kocasına “sen nasıl izin verirsin böyle bir şeye? Zaten neden köpeklerini getiriyorlar ki buraya. Şikayet edeceğim” diye çıkıştı. Sonra tekrar minik oğluna döndü “köpekler ellenmez, ısırır seni, ağlarsın” diye korkutmaya başladı, bir yandan da çantasında çıkardığı 1 milyon tane ıslak mendille ellerini, kollarını silmeye başladı. Annesinin bu çıkışına anlam veremeyen ufaklık hala köpeğin arkasından bakıyordu. Baba da “kem küm gak guk” oturdu yerine. Desene adam “karıcım, sahibi olan evcil sevimli bir köpeği sevmesinde ne sorun var? Çocuğumuz hayvanlardan korkarak mı büyüsün?” diye. Yoook. Belki hastalık kapar o çocuk köpeği ellediği için.

[SinglePic not found]Bir an Koray’ı düşündüm. Luca’sıyla büyüyor. Onun yatağında kendine yer açmaya çalışıyor. Benim kibar kızım da kalkıp yerini oğluma veriyor. Bisküvilerini paylaşıyorlar. Top oynuyorlar. Koray’ın en iyi arkadaşı bundan sonra o.

Oysa bu kadın eminim hayatında hiç bir hayvana dokunmamıştır bu kadın. Bir canlının karşılıksız sevgisinin ne olduğunu bilmiyordur. Kedilere tekme de atmıştır. Kuşlar camını kirletiyor diye kovmuştur pencerenin önünden. Yeter ki evi temiz kalsın peki ya kalbi? Ama evinin önü her daim kirlidir. Arabanın camından umursızca çöp atarlar, kimse bilemeyecek nasıl olsa hanginizin attığını. Sokaktaki hayvanların değeri yoktur onun için. Gölge yapıyor diye koskoca manolya ağacını, asırlık çınarları keser böyleleri. Çocuklarını da aynen bu şekilde yetiştirirler. 2 yaşındaki oğlu 3-4 sefer daha yeltenecek eminim kediye köpeğe yanaşmak için ancak sonunda kazanan annesi olacak. Çünkü öğretilecek ona köpekler ısırır, kediler tırmalar, kuşlar gagalar. Sebepsiz yere hem de. Sen yolunu değiştir oğlum, karşı kaldırımdan geçse bile bağır-çağır ağla ki o deli köpek gelip senin canını yakmasın. İyisi mi önce taş at sonra da dön git evine. Annene de anlat nasıl canını yaktığını.

Kadın aldı oğlunu tam kendine yakışır şekilde. Oturttu yanına ve “kalmayacaksın!” diye de ceza verdi kendince. Neden? Köpeği sevdiği için.

devamı… Slingo Hikayeleri’nde

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Mayıs ayı geldi. Havalar ısındı. Güneş gülen yüzünü gösteriyor artık. Pazar günü dolayısıyla herkes kendini sokaklara atmış durumda. Herkesten kasıt insanlar, kediler, köpekler, kuşlar… Doğanın ta kendisinden bahsediyorum. Biz de bu çağrıya uyarak bugün sahile indik. Çoluğunu çocuğunu toplayan gelmiş bir soluk almak için. İnsanların ilgisine alışık güvercinler ve hatta kargalar neredeyse başımızın üzerinde geziyorlar. Sırnaşık kediler ayaklarımızın dibinde. Belediyenin sokak köpekleri güneşten mayışmış sakin sakin kimseyi umursamadan uyuyorlar. Çocuğunu alan gelmiş, köpeğini alan gelmemiş mi? Onlar da var. Lucamız yanımızda olmadığından biz o gruba dahil olamadık bugün.

Sonra ilgimi çeken bir şey oldu. Toplumda, çocuklular ve evcil hayvan besleyenler olarak iki grup var. Köpeğiyle gezenler çocukların ilgisinden oldukça memnun olurlar. Problem dünyanın etraflarında döndüğünü zanneden, kimseye saygı göstermeyip çocukları-bebekleri olduğu için herkesten saygı bekleyen aileler. Yeryüzünden sadece insanların yaşadığını zannediyorlar. Nereden çıktı şimdi bu? Hemen aktarıyorum:

Biz Koray’ın pusetinde uyanmasını beklerken deniz kenarındaki kafelerden birinden oturalım dedik. Bir yandan da sabırsızlanıyorum, bizimki kalksın da çimlere salalım, güvercinleri kovalasın, kedilere köpeklere ekmek versin diye. Ben öylece bakınırken 2,5 yaşlarında sevimli bir oğlan babasıyla çimenlerde koşturuyordu. Oğlanın gözü beyaz, kabarık tüylü, sahibini koşturmaya çalışan sevimli köpeğe takıldı. Aynı benim olduğu gibi. Babasının elinden bir anda kurtarıp kendini, köpeklerini gezdiren çiftin yanına gitti. Köpeği sevdi, kuyruğu sallandıkça oğlan kahkalar içinde babasına baktı. “Aferin ne iyi yapıyor bu anne-baba” diyecekken arkamdan cırtlak bir anne sesi beni benden aldı: “Çabuk buraya gelin. Yoksa o köpek ellendi mi?”Hızını alamayıp kocasına “sen nasıl izin verirsin böyle bir şeye? Zaten neden köpeklerini getiriyorlar ki buraya. Şikayet edeceğim” diye çıkıştı. Sonra tekrar minik oğluna döndü “köpekler ellenmez, ısırır seni, ağlarsın” diye korkutmaya başladı, bir yandan da çantasında çıkardığı 1 milyon tane ıslak mendille ellerini, kollarını silmeye başladı. Annesinin bu çıkışına anlam veremeyen ufaklık hala köpeğin arkasından bakıyordu. Baba da “kem küm gak guk” oturdu yerine. Desene adam “karıcım, sahibi olan evcil sevimli bir köpeği sevmesinde ne sorun var? Çocuğumuz hayvanlardan korkarak mı büyüsün?” diye. Yoook. Belki hastalık kapar o çocuk köpeği ellediği için.

[SinglePic not found]Bir an Koray’ı düşündüm. Luca’sıyla büyüyor. Onun yatağında kendine yer açmaya çalışıyor. Benim kibar kızım da kalkıp yerini oğluma veriyor. Bisküvilerini paylaşıyorlar. Top oynuyorlar. Koray’ın en iyi arkadaşı bundan sonra o.

Oysa bu kadın eminim hayatında hiç bir hayvana dokunmamıştır bu kadın. Bir canlının karşılıksız sevgisinin ne olduğunu bilmiyordur. Kedilere tekme de atmıştır. Kuşlar camını kirletiyor diye kovmuştur pencerenin önünden. Yeter ki evi temiz kalsın peki ya kalbi? Ama evinin önü her daim kirlidir. Arabanın camından umursızca çöp atarlar, kimse bilemeyecek nasıl olsa hanginizin attığını. Sokaktaki hayvanların değeri yoktur onun için. Gölge yapıyor diye koskoca manolya ağacını, asırlık çınarları keser böyleleri. Çocuklarını da aynen bu şekilde yetiştirirler. 2 yaşındaki oğlu 3-4 sefer daha yeltenecek eminim kediye köpeğe yanaşmak için ancak sonunda kazanan annesi olacak. Çünkü öğretilecek ona köpekler ısırır, kediler tırmalar, kuşlar gagalar. Sebepsiz yere hem de. Sen yolunu değiştir oğlum, karşı kaldırımdan geçse bile bağır-çağır ağla ki o deli köpek gelip senin canını yakmasın. İyisi mi önce taş at sonra da dön git evine. Annene de anlat nasıl canını yaktığını.

Kadın aldı oğlunu tam kendine yakışır şekilde. Oturttu yanına ve “kalmayacaksın!” diye de ceza verdi kendince. Neden? Köpeği sevdiği için.

devamı… Slingo Hikayeleri’nde

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Bir anne ve baba sevgiyi en yoğun kendi evladına bakarken hissetmiyor mu? Hangi anne bebeği için her şeyini vermez? Anne ve baba evlatlarına duydukları sevgiyi ömür boyu çalışıp ona özenle bakarak, birçok fedakârlığa katlanarak göstermiyorlar mı? Peki gecelerce uyumadan, şefkatle o bebeğe bakmak, her an yanında olmak, ona hiç zarar gelmemesi için onu kollamak yeterli mi? Bir anne ve babanın bunları yapması bebeklerini gerçekten sevdikleri anlamına mı geliyor?

Günümüzde bir anne tabii ki bebeğini büyütmek için birçok zorluğa katlanıyor, hem çalışıp hem çocuğuna bakıyor, uykusuz işe gidiyor. Bir baba çocuğunu kolejde okumak için durmadan çalışıyor. Bu arada çocuğun hiçbir eksiğinin olmamasına dikkat ediliyor, çantası, önlüğü en iyi yerlerden alınıyor. Çocuk mutlu olsun, hiçbir şeyden mahrum olmasın diye sevdiği her şey alınmaya çalışıyor. Anne ve baba yıllarca büyük zorluklara katlanarak çocuklarına bakıyor.

Peki farkında mısınız, bütün bunlar yapılırken çocuğun maneviyatı için anne ve baba ne yapıyor? Eğer bir anne ve baba çocuğuna ölümden sonra gerçek hayatın başladığını öğretmezse o çocuk ömrü boyunca şunu bilmiyor. Her ölenin arkasından ağlıyor, büyük bir üzüntüye kapılıyor. Eğer çocuğa Kuran’ı öğretmezlerse o çocuk hayatı boyunca Kuran ahlakından uzak kalıyor, sorumlu olduğu konuları hiç bilmiyor. Eğer o çocuğa dünyada karşılaştığı her olayın imtihan olduğunu öğretmezlerse çocuk ömrü boyunca tevekkülü bilmeden sıkıntılarla boğuşarak yaşıyor. Kaderini yaşadığını bilmediğinden sürekli bazı şeyleri neden değiştiremediğini düşünerek sürekli sıkılıyor, üzülüyor, strese hatta depresyona giriyor. Hastalıkların da bir imtihan olduğunu öğretmediklerinde her hastalandığında evhamlanıyor, isyan ediyor. Bütün malın, mülkün Allah’a ait olduğunu bilmediğinde kaybettiği her mala üzülüyor. Bütün olayların kendi kontrolünde olduğunu zannediyor, çabalıyor, çabalıyor ama hiçbirşeyi değiştiremiyor.

Şimdi bunun ne kadar büyük bir manevi boşluk olduğunu görebiliyor musunuz. O çocuk bir gün gelip de Allah’ın karşısında tek başına hesap vermeyecek mi? Bu çocuk hangi kolejde okuduğundan, kaç dil bildiğinden, hangi şirkette ne müdürü olduğundan sorulmayacak. Dünyada hangi malı edinmiş, kaç arabası olmuş, kaö evi olmuş, bankada ne kadar parası olmuş, bunlardan sorulmayacak. Kısacık geçen hayatını Allah rızası için yaşayıp yaşamadığından, onun hükümlerini yerine getirip getirmediğinden, Kuran ayetlerinden sorulacak.

Şimdi gerçek sevginin ne olduğunu görebiliyor musunuz? Bebeğini gerçekten seven anne ve baba onu özenle ahirete hazırlayan anne ve babadır. Çocuğuna Allah sevgisini ve Allah korkusunu aşılayan, ona sorumluluklarını öğretendir. Ahirete gittiğinde onun güvenle gelmesini sağlayandır. Çocuğunu inançlı yetiştirerek dünyada karşılaştığı zorluklar karşısında acı ve üzüntü çekmemesini sağlayandır. Böylece daima kendine güvenen, Allah’ı daima güvenilir arkadaş edinen, güzel ahlaktan asla taviz vermeyen bir insan yetiştirendir. Onu imanlı yetiştirerek sonsuz cenneti kazanmasına vesile olandır.şimdi gerçek sevgi budur.

Kaynak: idealaile.net


Yazılarımla birlikte çok farklı konularda hazırladığım çok güzel galerilerimi kesinkes ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Ayrıca http://blog.milliyet.com.tr/../Arsiv.aspx?UyeNo=1589933&KategoriNo=66 sayfamda Kitap bölümüne açtığım kitapların hepsini ismini yazarak ücretsiz internetten okuyabilirsiniz.

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Çocuklarına internetten çok güzel hikayeler, kitaplar ve bilgilendirici siteler bulamayan anne ve babalar bundan sonra bu siteden faydalanabilirler. Siteyi http://www.cocukkulubu.org/ adresinden ziyaret edebilirsiniz. Sitede ayrıca çocukların hoşuna gidecek birçok sevimli hayvan videosu da hazırlanmış. Böylece çocuklar hem birçok balaka öğrenirken hem de eğlenebilecekler.

Sitede yer alan bazı bölümler şunlar: Çocuklar İçin Kitaplar, Resimler, Oyunlar (Sıçrayan Örümcek), Faydalı Linkler, Çocuklar İçin Hikayeler, Çocuklar İçin Belgeseller (Hayvanlar Alemi, Harika Canlılar, Vücudumuzdaki Mucizeler), Hayvanların Seslerinden Örnekler.

Siteyi kesinkes ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum…

Kaynak: http://www.cocukkulubu.org/

Yazılarımla birlikte çok farklı konularda hazırladığım çok güzel galerilerimi kesinkes ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Ayrıca http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=1589933&KategoriNo=66 sayfamda Kitap bölümüne açtığım kitapların hepsini ismini yazarak ücretsiz internetten okuyabilirsiniz.

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks
Sayfa 1 de 11