Arama Yapın

Alışveriş – Moda

Color Proof ’un İçeriği Color Proof ağaç liflerinden elde edilmiş doğal bir üründür. Tekrar kullanılabilir ya da doğada geri dönüşebilir. Dünya’da benzer ürünler içerisinde boya tutma kapasitesi açısından TEK’tir Color Proof ’un Özellikleri Renkli ve Beyaz çamaşırlarınızı yıkama talimatlarına uygun olarak bir arada yıkayabilirsiniz. Soldu dediğiniz koyu renkli (siyah, lacivert vb.) çamaşırlarınızı 5-6 kez Color Proof ’la yıkayarak birinci günkü canlı renklerine kavuşturabilirsiniz. Sadece beyazlarınızı yıkarken Color Proof kullanarak beyazlarınızın daha parlak ve canlı olmasını sağlayabilirsiniz. Color Proof ’un Kullanım Miktarı 1 kutu Color Proof ; 12 Adet, 2 kullanımlık mendil içermektedir. şöyle ki 1 kutu Color Proof ile 24 Makine dolusu çamaşır yıkanabilir. 5’li kutu ile ise tam 120 makine dolusu çamaşır yıkanabilir. Color Proof’un Faydaları Renkli ve Beyaz çamaşırlarınızı ayrı ayrı biriktirerek yıkamak yerine, bunları bir arada yıkayabilirsiniz. Böylece örneğin haftada 4 kez makinenizi çalıştırmak yerine 2 kez çalıştırarak hem kendi bütçenize hem de ülke bütçesine katkı sağlayabilirsiniz. Soldu diyerek kullanmadığınız ürünleri birinci günkü gibi tekrar kullanabilirsiniz. Color Proof’un Faydaları 5’li Kutu Color Proof ile 240 Makine yerine 120 makine dolusu çamaşır yıkayarak aşağıdaki ekonomik faydaları sağlarsınız; Su Tasarrufu Enerji Tasarrufu Deterjan Tasarrufu Leke Çıkarıcı Tasarrufu Yumuşatıcı Tasarrufu Daha az atık su ile çevreyi koruma Zaman Tasarrufu Canlı Renklere ve Parlak Beyaza sahip Çamaşırlar Color Proof’un Faydaları 5’li Kutu Color Proof ile 240 Makine yerine 120 makine dolusu çamaşır yıkayarak aşağıdaki ekonomik faydaları sağlarsınız; 1 Makine çamaşır yıkama maliyetini ortalama 4.5 TL olarak aldığımızda; 120 makine dolusu çamaşır yıkamada 120 YıkamaX4.5 TL = 540 TL tutarında tasarruf sağlanmış olur. 5’li Kutu Color Proof ile 240 Makine yerine 120 makine dolusu çamaşır yıkayarak aşağıdaki ekonomik faydaları sağlarsınız; Türkiye’de çamaşır yıkama ortalaması 2, 5-3 kg civarındadır. Color Proof’la birlikte yıkanan çamaşırlar sayesinde çamaşır yıkama ortalaması ikiye katlanacağından çok ciddi bir su, enerji ve zaman tasarrufu sağlanacaktır. Sadece su tasarrufunu baz alırsak; Tüm Türkiye çamaşır makinesini tam dolu olarak çalıştırırsa, 1 yılda 5 yıllık içme suyu ihtiyacı karşılanacaktır. Color Proof’un Çevreye Faydaları Color Proof’un ekonomik faydalarının yanında birçok çevresel faydaları da bulunmaktadır. Bunlardan bazıları; ØDaha az atık su yükü, Daha az enerji tüketimi, ØDaha az sarf malzemesi tüketimi (Deterjan, Leke çıkartıcı, Yumuşatıcı vb.) ØSayesinde çevremizi ve dünyayı da daha fazla korumamızı sağlar. Color Proof’un Faydaları Giysilerin ayrılmasına son Kullanım kolaylığı Çamaşırlarda yıkama kazalarına son Sık kullan sık yıka Canlı renklerin korunmaları ve solmasının engellenmesi Parlak beyazlar. Düşük maliyet, ilave kazanç Color Proof % 100 yerli Ar-Ge ve % 100 yerli İş Gücü ile üretilmiş olan Color Proof %100 Türk Malıdır

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

2009 Yılı dünya ekonomisi açısından ve özellikle gelişmekte olan ülkelere bakılırsa kötü geçti. Basında ve Dünya borsalarında bilinçli olarak bu durum tam tersine olarak gösterilmeye çalışılsada aslında gelişmiş ülkelerin ekonomileri her zaman gelişmekte olan ülkelere oranla daha dirençlidir. Dünyadaki benim yapay diye tabir ettiğim krizin sonuçları neler olacak ve yeni yılda bizi neler bekliyor?

birinci olarak ABD’de işsizlik rakamlarının azaldığına dair haberler genel ekonomi piyasalarını etkiliyor. Dubai’den gelen haberler ve gözlerin uzakdoğu ekonomilerine çevrilmesi gelecek olan verilerin bilinçli bir karamsarlık ile bekleniyor olması ne kadar kötü bir durum. Neden Amerika piyasasından bahsediyorum
Amerika piyasası dünya ekonomisinin 4′te 1 ine hükmediyor. Ve dolaylı olarak etkilerine bakarsak 4′te 3 nü etkiliyor diyebiliriz. şunu için dışarı ve özellikle ABD’ye bağlı olduğumuz sürece bu piyasada bahsetmeden ülke ekonomisi hakkında ileriye dönük bir tahmin yapmak mümkün olmaz. Yapsanız bile doğruluğundan emin olmanız söz konusu olamaz. Yapay kriz dememin sebebi dünya üzerinde ekonomisi tam rayına oturmamış gibi ülkelerin toparlanmasını ve güçlenmesini engellemek. 1 yıl sonra göreceksiniz ABD ve öteki belirli devlelerin ekonomileri bahsedilenlerin tersine ne kadar hızlı bir yükselme yaşayacak.

Ülkemizde durumlar nasıl (2009-2010)

Ülkemiz gelen olarak borçla büyüyen ve özelleştirmeler ile borçlarını ödemeye çalışan sıcak para olmadan ekonomisi gitmeyen bir ülke bir ata sözü var; sanki atalarımız ileride bizi nasıl bir dünyanın beklediğini bilerek söylemiş " Hazıra dağ dayanmaz" bakın Avrupa’ya özelleştirmeden kurumsallaşmaya bir dönüş var bizde ise durum tam tersi biz daha mı iyi ekonomiyi biliyoruz. Eğer daha iyi ekonomiyi biliyorsak 2002′den beri Ülkenin borçları nasıl oldu da 600 Milyar dolar oldu.
Şimdi IMF ile anlaşma çabaları var hukumetin. Uluslar arası para fonu (IMF) bize diyorki yazılı olarak Türkiye’nin varolan borçlarını ödeyebilmesi için bizimle anlaşma yapmak zorunda yoksa ekonomisi kötüye gider. Bu dört sorunun cevabını bize gerçekten kim verebilir?

1- Bizim ekonomimizin bu duruma gelmesinde kim etkili oldu?
2- Birine olan (IMF) borçu yine ondan borç alarak ödemek doğru mu?
3- Bir kurumun bir devlete bu parayı almazsan ekonomin zora girer demesi etik mi?
4- Mevcut hükumetin göreve geldiği tarihten bugüne kadar toplam borcun 600 Milyar dolar olması bir yönetim stratejisi mi?

2010 yılı döviz tahminlerim

Dolar: Dolar her ne kadar bu günlerde değer kaybederse kaybetsin yılbaşına 1,50 seviyesini geçmiş olarak girecek. 2010 İlk Çeyreğinde ve ikinci çeyreğinde
piyasalara bağlı olarak dalgalanmalara maruz kalacak fakat üçüncü çeyreğe 1,60 seviyesinden girecek. yıl sonuna kadar 1,65-1,70 seviyesinde olmasını bekliyorum.

Euro: Avro’da durumlar daha net olduğundan 2010 yılının birinci aylarından itibaren ısrarlı fakat az az yükselişini sürdürecek. yıl sonunda ise 2,45 seviyesine
görecek.

Yükselişine hızlı devam edecek dövizler;Japon yeni ve Çin yuanı yatırım amaçlı alıcısına para kazandırakcak.

Altın: Altın’ın değerinin ve sonlu bir kaynak olduğunu yeni yeni anlayan ekonomi piyasası ilerleyen yıllarda altın fiyatlarının artmasına yol açacak. Altında
bir gerileme olması durumunda ise bilinçli olduğunu unutmayın ve paniğe kapılmayınız.



Kapitalist Dünya’nın Esiri Olmayın………………….S&S (HER ZAMAN ÖNDE)

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Cadı Avı (McCarthyzm)

DÖNEKLER, İKTİDAR DALKAVUKLARI ve İFTİRACILAR.

1950’lerde Amerika’nın başına bela olan ve tarihe “kara leke” olarak geçen dönemin başında bir adam vardı. Bu adam, Sanatçı ve Aydınlara çamur atarak, tehditler savurarak ve korkutarak, sindirme politikası uygulayıp masum insanların hayatı cehenneme çevirmişti. Tamamen kişisel hırslarının rüzgarına kapılan ve insanları mutsuz etmek için elinden geleni yapan, intikamcı ve psikopat ruhlu adam Joseph Raymond McCarthy’dir. 14 Kasım 1908-2 Mayıs 1957)

Mc Carthy, Wisconsin Eyaleti Cumhuriyetçi Parti Senatörüydü. Senatoda çalıştığı 10 senelik süresince ise ülkesinin aydınlarını Koministlikle itham etmiş ve bir çok kişiye, “Kominist Sempatizanları” yaftası takarak onların hayatlarını karartmış ve bir çok profesörün kariyerini mahvetmiş ve intiharlara neden olmuştur.

İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra, Amerika’da Soyvet Ajanları’nın varlığından ve gizli tertiplerinden dem vurmaya başlayan ve Senato’daki birinci yılları çok başarısız geçen Mc Carthy, FBI’nın ünlü Başkanı Edgar J.Hoover’in ve taraflı Medya’nında desteğini alarak, 205 kişinin Soyvetler Birliğine çalıştığını ve gizli bilgiler aktardığını iddia ederek “Cadı Avı” sürecini başlatmış olmaktadır.

Cadı Avı’nın sorumlusu olan, Mc Carthy, devlet mekanizmasını ve taraflı medya’nında gücünü sınırsızca kullanarak; karalama, itham etme ve özgürlükleri zedeleyen antidemokratik bir uygulamayı FBI Başkanı ile beraber ve politikacılarla içe içe çalışan gazeteci Jack Enderson’un desteğini de alarak pis politikasına hız vermiştir.

Demokratik bir ülkede, antidemokratik uygulamanın itici gücü, Senatör-Gazeteci-FBI Başkanı üçlüsüdür. Bu kadar etkili olmanın ve toplumu boyunduruk altına almasının sebebi ise bu üçlü ittifakının gücünden kaynaklanmaktadır. Yani;

Siyaset, İstihbarat ve Medya. Bu üçlüye Yargı’da ..eklenebilir.
Mc Carthy, Kominist Partisi’ne üye olduklarını iddia ettiği 205 kişinin listesini yaptığını söylerek Amerikan kamuoyunun karşısına çıkmıştı. Büyük felaketlere yol açacak olan bu “iftira kampanyası” nın suçlular listesi, aslında 1946 yılında yapılmıştı. Yapmış olduğu bu listede bazı kişilerin koministlikle alakalı olmadığı ve araya alkolik ve eşcinsel olanları da dahil edildiği görülmüştü. Aslında bu listenin en başında yer alması gereken “Alkolik ve Eşcincel” olan Mc Carthy’nin kendisidir.

Suçlamalara bütün hızıyla devam eden Senatör, 205 kişilik listeyi önce 85’e sonra da 50’ye indirmiştir. Fakat bütün suçlamalarına rağmen zan altındakilerin Kominist olduklarını ispatlıyamamıştır.

Çok hırslı , intikam ve nefret duygularını çok yoğun yaşayan Mc Carthy, suçsuz insanlardan hırsını ancak bu şekilde çıkarmaya bakıyordu.

Bu Av süresince Mc Carthy, kominist partisine üye olmayanları da sorguladığı gibi bu kişilere öteki üyeleri’de ihbar etmeleri konusunda büyük baskı başlatmıştı. Hollywood çalışanlarının büyük bir kısmı hapise gönderildi yada sürgün’e gitmek zorunda bırakıldılar.

Komite’nin gazabına uğrayan Bertolt Brech, Charles Chaplin, Artur Miller, Orson Welles ‘de bu dehşetten nasiplerini almışlardır. Bunların içinde çocukken Kayseri’den Amerika’ya göç eden ve hep orda bir yabancı gibi yaşayan “Elia Kazan” arkadaşlarının başına gelenleri görünce büyük bir korku yaşamış ve yalan yanlış liste yaparak birçok arkadaşını ihbar etmiştir.

Elia Kazan, daha sonra 1954’de Marlon Brando’nun oynadığı “Rıhtımlar Üzerinde” filmini çekerek, bu sorgulamalar esnasındaki tutumunu savunmaya yönelik bir flim olarak kamuoyuna sunmuştu. Daha sonra bu filmi izleyen eleştirmenler ve sanatseverler, Elia Kazan’ın kendini aklamaya çalıştığı bir “savunma” olarak yorumlamışlar ve filmdeki hataları görmezden gelememişlerdi.

Elia Kazan, “New York liman işçileri sendikasına egemen mafya şeflerini ihbar edip polise teslim eden bir işçinin öyküsünü” anlatmıştır. Filmin konusu “İhbar”dır. Bir bakıma Eliza Kazan’ın iç hesaplaşmasıdır.Bu filmde yaptığı hata ise, o dönemde Liman işçileri üzerinde hiç bir zaman bir mafya baskısının olmadığıdır.

Buna rağmen affedilmeyen Muhbir Elia Kazan, 1998’de” Endüstriye Katkılarından dolayı” ve “Yaşam Boyu Onur Onur” (!) Oscar’ını almak için tören’e katılmış, kürsüye geldiğinde ise Nick Nolte ve Ed Harris gibi oyuncular duyarsız kalmamış ve Eli Kazan’ı, Muhbir’ciliğinden dolayı protesto etmişlerdir. Elia Kazan, muhbirliği konusunda konuşmak istememiş sadece “Utanıyorum” kelimesini kullanmıştır.

Elia Kazan kendi canını kurtarmak için asılsız suçlamalarda bulunduğu arkadaşlarından Artur Miller’in ünlü oyuncu Marilyn Monroe ile olan özel ilişkisini ise en ince detaylarına kadar mahkemede anlatmıştır . Bu durum kamuoyu tarafından çok ayıplanmıştı. Bazı kişiler, Elia Kazan’ın (Ermeni-Kayseri doğumlu- 1909-2003) Anadolu’dan göç etmesini ve kendisini tam olarak Amerikalı gibi hissetmemesine bağlamışlardı.

Tarihe McCarthyzm olarak geçen bu yüzkarası dönem’de birçok insan büyük acılar yaşamışlardı. Ailelerinin geleceğinden şüphe edip, cezaevlerine delilsiz olarak tıkılmışlardı. Bir çoğu hastanede yaşam mücadelesine devam etmişti ve mahkeme adil yargılamamış taraflı bir tutum sergilemişti.

Koministlikle suçlanan ve büyük bunalıma rağmen en doğru ve cesurca cevabı ise Charles Chaplin vermişdir. O eşsiz beyni ile verdiği cevap şu olmuştur. “ Eğer Koministsem koministimdir, ne olmam gerektiğine karar vermek bana aittir”. Büyük felaketin yaşandığı baskılara Charles’de sabır gösterememiş, bir film tanıtımı için geldiği İsviçre’ye yerleşmiştir.

Bu korku sürecinde, Mc Carthy’nin Alkolik ve eşcinsel olduğu devamlı olarak gündeme getirilmiş olsa da , “Anti kominist” soğuk savaşı tüm hızıyla devam etmiştir. Bu savaş sırasında en büyük yarayı Sinema oyuncu Jean Seberg (1938-1979) almıştır.

Tıpkı, Jean D’Arc gibi cesurca ortaya çıkıp yıldızlaşan oyuncu, Hollywood’a geldiğinde “birileri” ondan çok rahatsız olmuştu. Fransız oyuncu Jean Seberg Irkçılık Karşıtı “Kara Panterler” örgütü ile olan ilişkileri ve sol görüşleri yüzünden hedef tahtasındaydı.

FBI sürekli fırsat kolluyordu ve Jean Seberg’i tuzağa düşürmeye bakıyordu. Jean Meksikalı yazar Carlos Fuentes’den hamile kalmasıyla bu fırsat kaçırılmadı ve Jean’ın terörist olduğunu bütün Hollywood dergilerine göndererek yıldızı küçük düşürmeye çalıştı.

Bu iftira karşısında Jean yıkılmıştı, büyük üzüntüyü yaşarken bebeğini kaybetti. Daha sonra basın toplantısı düzenleyen Jean, gazetecilere ölü bebeğini göstererek yapılan zulmü dünyaya anlatmaya çalıştı.

Jean bir daha kendini hiç toparlayamadı. Bu baskı karşısında hapislere gönderilen ve intihar edenlerin arasına Jean’da dahil olmuştu. Bir keresinde bebeğinin “ölüm günü” intihara teşebbüs etmiş ve kurtarılmıştı. Sayısız intihar girişimlerine kalkışan Jean sonunda hayatını sonlandırmayı başarmış ve arabasının içinde bomboş izbe bir sokakta ölü olarak bulunmuştur.

Yapılan incelemede Jean’ın iki hafta önce öldüğü, arabasında boş ilaç kutularının bulunduğu, ve vücudunun bazı yerlerinde sigara yanıklarına rastlandığı kayıtlara geçirilmişti.

Buna anzer aynı sorun, Irak savaşı esnasında tekrar yaşanmıştır. Bu sefer ABD’nin Irak’a güç gösterisinde bulunmasını eleştiren Micheal Moore ve Jessica Lange vatan haini olarak suçlanmışlardır. (Bilindiği üzere Micheal Moore’da eşcinseldir.)

Hasta ruhlu Mc Carthy, seçim propogandaları esnasında 2.Dünya savaşından kalma resimlerinde makineli tüfeği, fişekleri ve pilot kaskını takarak , tam teçhizat gösterişli fotoğraflarını da seçimlerde kullanmıştı. Halbuki kendisi hiç bir zaman savaşmamış hep cephe gerisinde masa başında çalışmıştır.

Seçimlerdeki rakibi olan Robert La Follette’e yalan suçlamalarda bulunurak onun da intihar etmesine sebep olmuştur. Hatta daha da ileri giderek, kömür madeni grevine katılan işçileri hemen yargılayıp kurşuna dizilmelerini bile önermiştir.

Bu korkunç baskı’da tüm yazar çizer, aydınlar ve sanatçılar töhmet altında bırakılmışlardır. Fakat, Mc Carthy, yaptığı adaletsizliği bir hata ile ödemeye başlayacaktı.

Bu hata ORDU’ya çamur atmasıydı.

Evet, kancasını Ordu’ya attığında bardak taşmıştı. Kamuoyu ise, sanatçıların ve aydınların yargılanmasında ses çıkartmamasına rağmen, Ordu suçlanmaya başlandığı zaman öfkesini bastıramamış ve Mc Carthy’nin bundan sonra aşırıya kaçtığına kanaat getirmiş ve onu harcamaya karar vermişti.

Mc Carthy, orduya sızmış olduğunu iddia ettiği koministleri ve Ordu Bakanı Robert Stevens’i de hedef tahtasına koymuştur. Bu durum Başkan Eisenhower’i bile kızdırmıştı. Ruh hastası bu adam televizyonlarda Ordu’yu hedef alan suçlamalara fütursuzca devam etmişti.

Fakat kamuoyu vicdanını dinlemiş ve Mc Carthy’nin yaptığı bu delilikleri affetmemiş ve seçim günü cezasını vermişti.

Bu habis ve dönek senatör seçimi kaybetmişti.

Bütün bu haksızlıklara “cesurca direnenler” yıllar sonra onurlandırılmış,

“Dönekler, iktidar dalkavukları ve iftiracılar” utanç içinde yaşamaya tutuklu edilmişlerdir.

Nil Mari

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Spor markaları ile ünlü tasarımcı işbirliğinin son örneği Stella McCartney’in adidas için hazırladığı adidas by Stella McCartney koleksiyonu. Bundan 10 yıl önce falan spora yönelik giysilerin ne kadar sıkıcı olduğunu hatırlasanıza…

Adidas, Puma, Nike gibi markalar buna bir son vermek için önce kortlar ve sahalar dışında günlük de giyilebilecek tasarımlara imza attılar, şimdi de şunu bir adım ileri götürerek ünlü tasarımcılarla ortak çalışmaya başladılar. İyi de yaptılar. Adidas by Stella McCartney koleksiyonundaki giysilerin hepsi birer arzu nesnesi. Sportif olup olmamakla pek alakası yok. Tenis koleksiyonunda pilili etekler, yırtmaçlı ceketler, vücudu saran polo yakalı tişörtler dikkat çekiyor.

McCartney koleksiyondaki tenis serisiyle ilgili olarak şunları söylemiş: “Bu seri performans ile stili birleştiriyor. Tenis moda farkındalığı yüksek olan bir spor. Bu seride fonksiyon ile stili, feminenlik unsuruyla birleştirdik ve sonuçları kortlarda görmek için sabırsızlanıyorum.” McCartney kortlarda bekleyedursun, bu tasarımları sokaklarda daha önce görecek gibi gözüküyor.

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Ülke genelindeki mağazalarının yanısıra bizi tüm dünyada 19 ayrı ülkede temsil eden erkek markası Sarar bundan sonra kadınlara da tasarımlar yapmaya başlamış. SARAR KADIN’ın ilkbahar yaz koleksiyonunda Mix&Match serisi var. şöyle ki bu seriden istediğiniz parçayı bir diğeriyle biraraya getirip kullanabiliyorsunuz. Bunun yanısıra erkek modellerinden esinlenilmiş Uzun ceketler, boyları uzatılmış gömlekler ve tayyörler göz dolduruyor…

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Bayanlar yaz geliyor! Baharın da yüzünü iyice gösterdiği bu günlerde biz de renkli giysilere, eteklere, ince pantolonlara yönelmeye başladık.

Size şimdiden söylüyorum bu yaz hayatınızda giymediğiniz kadar çok etek ve elbise giyeceksiniz. Bu yaz tam bir etek yazı olacak. Şehir yaşamına, etrafta sizi rahatsız eden bakışlara aldırmadan boy boy çok renkli eteklerinizle şenlendireceksiniz sokakları!

Çiçekli, fırfırlı, özellikle geçmiş yıllardan feyz alan puantiyeli, denizci esintiler taşıyan çizgili modeller en popülerleri olacak! Bunun yanında gece gezmeleri için nakışlı, işlemeli, allı, pullu, payetli, tül, saten ve dantel kısaca aklınıza gelebilecek her kumaştan ve desenden tasarlanmış etekler giyeceğiz bayanlar. İndirimde görürseniz kaçırmayın!

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Geçen gün bir haber okudum. Meğersem bir süredir ürünlerini beğeniyle takip ettiğim Yargıcı’nın Aksesuar mağazası tekstil sektöründeki tıkanma sebebiyle açılmış bir mağazaymış. Hazır giyim sektöründeki dalgalanmayı sezen mağaza sahipleri birkaç farklı denemeden sonra aksesuar mağazası açmakta karar kılmışlar.

Şimdi de piyasada bir bir aksesuar dükkanlarının açılmasıyla Yargıcı’nın bu rekabette ön safhalarda yer aldığını düşünüyorum. Akıllıca bir hamle…

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Ucuza alışveriş yapmak için ne indirimi beklemeye ne de uzaklardaki outlet mağazalara gitmenize gerek var. Yeter ki nereden ne alacağınızı bilin. Ucuz alışverişin sırlarını ise buradan takip edebilirsiniz Lafı fazla uzatmadan hemen konuya giriyorum:

Anadolu yakasında oturanlarımızın hemen hergün yolunun düştüğü Kadıköy aslında tam bir outlet cenneti. AltıYol’daki meşhur boğa heykelinden yukarıya uzanan cadde üzerinde-Bahariye’ye doğru çıkıyorsunuz. Tramvaylı yolun sağından veya solundan ilerlemeye başlıyorsunuz. İlk durağınız sol taraftaki İnci mağazasının alt katındaki İnci Outlet. Çizmeler, ayakkabılar mevsim fiyatının çok altında! Hem de taksitle! Hemen ordan çıkın ileride sağda AyYıldız Outlet var. İç çamaşırları, bikiniler, piajamalar çok ucuzz.

Onun da ilerisinde solda hepimizin bildiği Mango Outlet var (aman dikkat haftasonları mahşer yeri gibi). Mango’yu da geçin ve sağdaki sokakta da Koton’un Outlet’ine ulaşın. Hem de 2 katlı ve geniş bir ürün yelpazesine sahip.

Eğer Altıyolda Bahariye’ye sapmaz da soldaki yoldan (Kadıköy tarafı değil) aşağıya doğru devam ederseniz de ileride solda Afrodit Outlet’i göreceksiniz. Ara sokaklardaki ve hanların alt katında kalan çantacı ve öteki mağazaları da unutmayın olur mu?
Haydi iyi alışverişler…

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

Bembeyaz bir yaz yaşayacağız desem ne dersiniz? Özellikle dört mevsim her zaman ve her yerde giydiğimiz blue-jean’lerimiz bu yaz beyazlaşacak. Çünkü kar beyaz kotlar bu yazın trendleri arasında yerini aldı bile.

Modeller arasında en popüler olanı ise büyük cepli, düşük belli ve dar paça olanları (cigarette pants)… Bu modeli yüksek topuklu ayakkabılarla tamamlayıp seksi ve şık bir görünüme kavuşmanız an meselesi

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks

İşte size Topshop’la ilgili yepyeni bir haber: Sokak modasının çılgın markası Topshop birkaç haftaya Beyoğlu’na açılıyor. Yani Beyoğlu’nun müdavimi moda tutkunları artık modayı Taksim Topshop’tan takip edebilecekler.

Hedef&nbsp kitlesini tam on ikiden vuracağına inandığım bu lokasyonda Topshop, bununla da yetinmemiş ve mağazasını Taksim’in çılgın gençliğine uygun dekore etmiş. Ne mi yapmış? Duvarlarını çok özel akrilik boyalarla yapılmış dev grafik tasarımlarla donatmış! Hem de bu tasarımlar dünyadaki son tekstil trendlerinden esinlenerek üç kişilik bir grubun geceli gündüzlü tam bir haftalık çalışması sonucu ortaya çıkmış!

Kesinlikle görmeye değer…Az kaldı 2 haftaya Beyoğlu randevularınızın buluşma noktası TopShop olacak! Haydi TopShop açıl artık!

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • LinkArena
  • Live
  • MSN Reporter
  • Ping.fm
  • RSS
  • Socialogs
  • Twitter
  • Twitthis
  • Yahoo! Bookmarks
Sayfa 1 de 212»